18 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 19.973.642 kişiye ulaştı.

a İkindi Vakti 16:53
İstanbul 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
https://www.filbox.com.tr/
  • Son Saat Gazetesi
  • Diğer
  • Prof. Dr. Veysel EROĞLU’dan Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Yalçın Bayer’e cevap !

Prof. Dr. Veysel EROĞLU’dan Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Yalçın Bayer’e cevap !

Suyun Yanı Başında Ama Suya Hasret Bir Şehir; İstanbul…

Sayın Yalçın Bayer yazarı olduğu Hürriyet Gazetesi’nin 23 Aralık 2020 tarihli nüshasında “Ergun Göknel Açıklıyor, Kuraklığa Karşı Acil Önlem!” başlıklı köşe yazısında şahsımla da alakalı bazı ifadelere yer vermiştir.

Öncelikle bu tavsiyelerde bulunan kişinin, İstanbul’a tarihindeki en büyük susuzluğu yaşatan kişi olduğunu hatırlatmak isterim. Bu sebeple kendi döneminde İstanbulluların yaşadığı o zor günleri kısaca hatırlamakta fayda görüyorum.

1994 öncesinde, skandallarla anılan eski İSKİ Genel Müdürünün döneminde İstanbul, susuzluktan Kerbela’ya dönmüştü. Musluklardan günlerce değil, aylarca su akmadığı için vatandaşlar semtler arası mekik dokuyordu. Kadınlar ellerinde bidon ve kovalarla su tankeri yolu gözlüyordu. Mahalle aralarında benzin satar gibi su satış istasyonları kurulmuş, vatandaşlar su kuyruklarında parayla su almak için bekler olmuştu. Şehirde su turizmi başlamıştı. İstanbulluların en büyük lüksü “15 günde bir suya razıyız ama hangi gün verileceğini bilelim” idi.

1994 öncesinde İstanbul; suyu akmayan, binaların bodrumlarına büyük depoların yapıldığı, mutfak ve banyoları su bidonları ile dolu bir şehir haline gelmişti. İstanbul’da o dönemde yaşanan su sıkıntısı karikatürlere dahi mevzu bahis olmuştu. Suya hasret kalmış İstanbullular isyan bayrağını açmış, her gün İBB ve İSKİ önünde protesto gösterileri yapıyordu. Belediye şehri yönetemiyordu. İSKİ’nin borcu 1,5 milyar $’dı.

Çöp dağlarından geçilmeyen İstanbul’da, hava kirliliğinden göz gözü görmüyordu.

En kalabalık caddelerde bile çöp dağları oluşmuştu. 1993 yılında Ümraniye’deki Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazının sıkışması sebebiyle bir volkan gibi patladı. Bu çöp faciası,

40 gecekonduyu yuttu ve 38 vatandaşımız hayatını kaybetti. Haliç’in durumu ise içler acısıydı. Hiçbir canlının yaşamadığı Haliç’te su yerine balçık akıyordu. 1994 öncesi İstanbul’da meydana gelen atık suların sadece %5’i ön arıtmadan geçiyor, günlük 2 milyon m3 atıksuyun %95’i olan 1,9 milyon m3 atıksu Haliç’e ve denize dökülüyordu. Bu, tam bir çevre felaketi idi.

O dönem İstanbul’un nüfusu 6,5 milyondu ve İSKİ şehre su veremiyordu. İSKİ Genel Müdürü olan şahıs, İstanbul’a su temin etmek için ilim ve teknikten uzak projelerin peşindeydi. Bu projelerden biri Yalova’dan tankerlerle İstanbul’a su getirmekti. Birkaç tanker su getirmenin haricinde hiçbir şey yapılmayan bu proje tam bir fiyaskoydu. Bir diğeri fiyasko proje ise sun’i yağış yani Yağmur Bombası projesidir.                     Maalesef İstanbul’a hiçbir fayda sağlamayan bu projelerle şehrin kaynakları israf edilmiş, İSKİ borç batağına sürüklenmiştir.

Adı skandallarla zikredilen, borç batağına düşmüş İSKİ’yi devraldığımızda, beni en derinden üzen konulardan biri de Yağmur Bombası projesiydi. Esasen yağmur bombası Dünya’da ilk olarak 1940’lı yıllarda gümüş iyodürün, bulut damlacıklarının buz kristallerine dönüştürülmesinde kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Bulut tohumlama yöntemi, 1960’lı yıllardan itibaren ABD’de kısmen kullanılmıştır. Ülkemizde 1990 yılında İSKİ tarafından İstanbul’da denenmiştir.

Bulut tohumlaması ile alakalı Dünya’da yapılan uygulamalarda yağışı artırmadığı görülmüştür. Hatta azalttığı ve bir yere yağması beklenen yağışın başka yere yönlendiği dahi görülmüştür. Bazı uygulamalarda ise, doğru şartlar altında tohumlama işlemi yağışı %5-20 arasında artırdığı iddia edilmiştir. Ancak bu yağışın zaten yağacak olması ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Mevcut teknikler, yağışın çok düşük olduğu alanlarda ve orta yağışlı alanlarda, kurak mevsimde önemli bir tesire sahip değildir. Eğer öyle olsaydı Afrika’nın kurak ülkelerindeki açlık mes’elesi çözülebilirdi.

İlim ve fenden yoksun olan 1990 yılındaki İSKİ yönetimi, bulutlardan yağmur sağamamış, ancak teknolojisi bile eski olan batılı şirketler, İSKİ’yi parasal olarak sağmışlardır. Maalesef İstanbul’da yaşanan sun’i yağmur çalışmaları buna acı bir misal teşkil etmektedir.

Ben İSKİ Genel Müdürü olunca bunları tespit ettirdim. Eski idare firmaya olan borçlarını da ödemediğinden takriben 5 milyon ABD doları parayı mahkeme kararı ile ödediğim hala hafızamdadır. İstanbulluların parası olan bu miktarı ödemek bana çok zor gelmişti. Anlaşılan 30 yıl önce İstanbul’un kaynaklarını boş projelere heba edenler, bugün de hala 30 yıl önceki vizyonsuzluklarından bir şey kaybetmemişler.

İstanbul’da Recep Tayyip Erdoğanlı Yıllar…

İstanbul’un susuzluk, çöp dağları ve hava kirliliği ile mücadele ettiği yıllarda, İstanbul’un umudu olan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 27 Mart 1994 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilmişti. Daha önce ismi skandallarla hatırlanan İSKİ’nin başına da beni genel müdür olarak tayin etmişti.

Çok kısa sürede büyük çalışmalar gerçekleştirerek şehrin su sıkıntısını bütün yönleriyle tetkik ettik ve çalışmalara başladık. Ardından 1 Ocak 1995 saat 08.59’da su kesintisine son vereceğimizi bütün İstanbul’a ilan ettik. İlk olarak şebekeleri yeniledik ve 7 dereden 7 tepeye suyu iletmek için çalışmalara başladık.

1995 yılında Istranca Dereleri Projelerinin 1. Kademesini teşkil eden Düzdere, Kuzuludere ve Büyükdere Barajlarını inşa ederek hizmete aldık. 1997-2000 yılları arasında ise projenin 2. Kademesini teşkil eden Elmalıdere, Sultanbahçedere, Kazandere ve Papuçdere Barajları inşa ederek İstanbul’un hizmetine sunduk. İflas etmiş bir İSKİ, liyakat sahibi yöneticilerin eliyle ilk defa 7 tane baraj inşa ederek susuzluk mes’elesini çözmüştür.

Yapılan muazzam çalışmalar neticesinde 7 dere 7 tepeyle buluşturulmuş ve yıllık 235 milyon m3 su şehre getirilmiştir. İSKİ ayrıca 1996’da Şile Keson kuyularını ve 1998’de de Sazlıdere Barajını hizmete alarak yıllık 85 milyon m3 suyu daha devreye almıştır. 1994 yılından 2019 yılına kadar 25 yılda İstanbul’a muazzam içmesuyu yatırımları yapılmıştır. Bu dönemde İSKİ 600 adet tesisi İstanbul’un hizmetine sunmuştur.

Büyük Melen İçmesuyu Projesi…

1994 öncesi İstanbul’da yaşanan büyük su sıkıntısını, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde çözülmüştür. Ardından gelen Belediye Başkanları döneminde de hem İSKİ, hem de DSİ marifetiyle yeni projeler geliştirilmiştir.

İstanbul 16 milyon nüfusu ile pek çok ülkeden daha fazla nüfusa sahip bir şehirdir. Dolayısıyla bu büyüklükteki bir şehrin gelecek 10 yılını, 20 yılını ve hatta 50 yılını planlamak gerekmektedir. Bu büyüklükteki bir şehri tek kaynağa bağlamak asla kabul edilemez bir durumdur.

1994 öncesi yaşanan sıkıntıları tekrar yaşamamak için İstanbul’a köklü çözüm olacak Melen Projesini hayata geçirdik. İstanbul’un içmesuyu ihtiyacını 2071 yılına kadar teminat altına alan Melen Projesi, Cumhuriyet tarihinin en büyük içmesuyu temin projesidir.

Melen Projesi, toplam 4 safhadan müteşekkil olup nihai safhası tamamlandığında İstanbul’a yıllık takriben 1 milyar m3 su temin edilecektir. Projenin ilk 3 safhası tamamlanmış olup,

  1. safhasında ise çalışmaların büyük bölümü tamamlanmıştır. İstanbul’un içmesuyu arz-talep grafiğine göre projenin dördüncü safhasının 2025 yılında tamamlanması öngörülmüştür. 4 merhaleden oluşan Büyük Melen Projesini ilk üç merhalesi tamamlanmış ve halen hizmet vermektedir. Kamuoyunda eksik bilinen veya bilinmeyen bir husus sanki Melen Sistemi bütün merhaleleriyle tamamlanmadığı için buradan İstanbul’a su iletilmiyormuş gibi bir algı var. Bu doğru değil. Melen Sisteminden 20 Ekim 2007 tarihinden itibaren 13 yıldır İstanbul’a kesintisiz su verilmektedir.

İstanbul’un takribi olarak yıllık su sarfiyatı 1 milyar m3 olup, bu suyun %40’a yakın bir kısmı Melen’den verilmektedir. Misal olarak 2014 yılında İstanbul’un toplam su sarfiyatının %51’i Melen ve Yeşilçay Sisteminden verilmiştir. 2018’de %37’si, 2019’da %30’u yine bu sistemden sağlanmıştır. Yine içinde bulunduğumuz 2020 yılının ilk 11 ayında İstanbul’un su sarfiyatı 988 milyon m3 olmuştur. Bu sarfiyatın %49’u olan 478 milyon m3’ü Melen ve Yeşilçay Sisteminden verilmiştir. Yani hâlihazırda İstanbul’un su sarfiyatının yarısı Melen ve Yeşilçay sisteminden karşılanmaktadır. Diğer kalan yarısı ise İstanbul’daki barajlardan karşılanmaktadır.

Kamuoyunda yanlış bilinen veya çarpıtılan bir husus da “İstanbul’un 2071 yılına kadar su mes’elesi çözüldü” ifadesinin ne anlama geldiğinin tam olarak anlaşılamamış olmasıdır. Nitekim sizin yazınızda da bu hususa yer verildiği görülmektedir.                         Biz mühendisler İstanbul’un veya herhangi bir şehrin gelecekteki su ihtiyacını ve buna bağlı olarak sağlanacak su miktarını bazı ilmi verilere göre hesaplarız. Şehrin gerekli altyapı tesislerinin inşası ve o şehre su sağlayan kaynakların uzun yıllar ortalama aldıkları yağış miktarı bu verileri hesaplamada kullanılır.

Biz 25 yıl boyunca İstanbul’da dev isale hatları, çok modern içmesuyu arıtma tesisleri, terfi merkezleri, içmesuyu hazneleri ve şebeke hatlarını inşa ettik. İsale hattı uzunluğu 227 km’den 2.602 km’ye, içmesuyu şebeke hattının uzunluğunu ise 19.146 km’ye çıkarttık. Eski borular, ileri teknoloji düktil font borularla değiştirilerek şehrin altyapısı tamamen yenilenmiştir. Bu hatların ömrü 150 ila 200 yıldır. Böylece şebekelerin içmesuyu kaybı %65’ten %25’e düşmüştür. Fatih Sultan Mehmet İçmesuyu Arıtma Tesisi, Cumhuriyet İçmesuyu Arıtma Tesisi gibi Dünyanın en ileri içmesuyu arıtma tesislerini İstanbul’a kazandırdık. Hâlihazırda içmesuyu arıtma tesislerinin günlük kapasitesi 4,4 milyon m3’tür. Yani İstanbul’un günlük su sarfiyatının 1,5 kat kadardır.

Yapılan çok ileri içmesuyu arıtma tesislerinin çıkış suyunda ve şebekede 163 parametrenin analizi yapılabilmektedir. TSE, Dünya Sağlık Teşkilatı, ABD Çevre Koruma Ajansı ve Avrupa Birliği standartlarına uygun su verilmektedir.

İstanbul’umuzda her noktaya su ulaştırmak için 79 terfi merkezi ve 800.000 m3 suyu depolayabilecek 61 büyük su haznesi inşa edilmiştir. Su kaynaklarının ve su dağıtımının optimum yönetilmesi için ileri su kumanda sistemi (SCADA) kurulmuştur.

Geçmişte sadece Aksaray’da İstanbul abonelerine hizmet verilmeye çalışılıyordu. 1994’ten sonra İstanbul’a yayılmış 30 İSKİ Şube Müdürlüğü tesis edilerek müşterilere daha kaliteli ve hızlı hizmet sunulmaktadır.

En ileri bilgi işlem merkezi kurulmuştur. Yabancı yazılımların tamamı çöpe atılmış ve İSKİ kendi yazılımlarını yazarak kullanmaya başlamıştır. İleri teknoloji ile müşteri memnuniyetinde %97’ye ulaşılmıştır. Türkiye’de ilk defa Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) İSKİ’de hayata geçirilmiştir. Artık İstanbul’un altında ve üstünde ne varsa CBS ile görülebilmektedir.

Biz İstanbul’un altyapısını tamamen değiştirerek, şehrin gelecek 100 yıllık altyapı tesislerini inşa ettik. 2071 derken kastettiğimiz buydu. Biz geleceği planladık. Biz büyük düşünerek uzun vadeli yatırımlar yaptık. 1994’te İstanbul’un nüfusu 6,5 milyondu ve şehir susuzluktan Kerbela’ya dönmüştü. Ama biz inşa ettiğimiz muazzam tesislerle 25 yıl boyunca  İstanbul’a kesintisiz su verdik ve şehrin nüfusu 18 milyona yükselmesine rağmen herhangi bir su kesintisi olmamıştır.

Tabi suyun yönetimi ve işletmesi büyük emek isteyen hassas bir konudur. İstanbul büyüyen gelişen dinamik bir şehir olduğu için bu tesislerin işletilmesi çok önemlidir. İstanbul’a sürekli su vermek için bütün tesisler mükemmel olsa dahi yetmez! Kadim İstanbul’umuza ve burada yaşayan aziz kardeşlerimize kesintisiz su vermek için bilgi, tecrübe, şevk ve heyecan ile akıllı bir işletme elzemdir. NOKTA!

 

Prof. Dr. Veysel EROĞLU

Afyonkarahisar Milletvekili ve Orman ve Su İşleri Eski Bakanı,

DSİ ve İSKİ Eski Genel Müdürü

0 0 0 0 0 0

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Bakan Pekcan: “Birleşik Krallık ile ticari ilişkilerimizin yeni temeli olacak Serbest Ticaret Anlaşması’nı yarın imzalıyoruz”

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.