logo

EL ALEM NE DER?

NAZLI KÖSEOĞLU

NAZLI KÖSEOĞLU
nazli.koseoglu@sonsaat.com.tr

Asırlardır devam eden ve hiç bitmeyecek olan “El alem ne der? “algısı…

Her birimizin aşina olduğu en olumsuz cümle.

Bazen her birimizin hayatına yön verdiği zamanlar da olmuştur.

Bizler dünyaya geliş gayemizi unutup el alem ne der diye düşünerek hareket eden insanlar olduk.

Aile ve sosyal hayatımızda bize dayatılan bir algı aslında.

İnsan yaşamında toplum ve çevre önemlidir.

Çevrenin dayattığı bir yaşam tarzını hiçbirimiz inkar edemeyiz.

Başkalarının dedikleri üzerine kurulu hayatlar.

Dünden bugüne değişmeyen bir tabu öyle yıkması kolay da değil.

Aslında el alemi bu kadar büyüten ona bu tavizi veren de bizleriz.

Zengin düğün yapar en iyisini yapmalı çok para harcamalı ki el alem konuşamasın.

Anne baba çocuğunun hatasından çok el alemin ne diyeceğinden korkar.

Bizi herkese rezil ettin el bize ne der naraları atar durur.

İşin özeti her şeyimize karışıyorlar:

Evliliğimize,ebeveynliğimize,öğretmenliğimize…

Nasıl giyindiğimize ,nasıl davranmamız gerektiğine onlar karar veriyormuş gibi…

Aslında insanın canını yine insan yakıyor.

Olumsuz konuşmaları ve eleştirileri duymamak için mi yoksa artık el alem tabusunu kabul ettiği için mi insanların istediği gibi yaşamaya çalışır bilinmez.

İnsan el alem için değil Allah için yaşamayı bilmeli gayesi insanı mutlu etmek değil Allah’ın rızasını kazanmak olduğunu bilmeli.

Önemli olan  kendin olabilmektir.

Başkalarının dedikleri üzerine kurulu bir hayatı yaşamamalıyız.

Allah’ın bize bahşettiği hayatı onun istediği şekilde yaşamalıyız.

El ne derse desin, vicdanınız ne der ona bakın.

Ne yaparsak yapalım, nasıl yaşarsak yaşayalım muhakkak konuşacak bir şeyler bulacaktır el alem.

Nasrettin Hoca bir gün köyden şehre eşekle gider.

Eşeğe oğlunu bindirir, kendisi eşeğin yularından tutarak yürür, biraz gittikten sonra yolda iki kişi bunlara bakıp güler.

“Baksanıza genç delikanlı eşeğe binmiş yaşlı adam yürüyor bu olacak iş mi?” derler.

Bunun üzerine Nasrettin Hoca oğlunu eşekten indirip kendisi biner, biraz daha gittikten sonra bu sefer karşılarına çıkan biri:

“Yuh olsun be, bacak kadar oğlan yürüyor, kazık kadar adam eşeğe binmiş, insan sakalından utanır!” der.

Bunun üzerine Nasrettin Hoca eşekten iner ve yürümeye devam ederler.

Biraz daha geçtikten sonra yine köylünün biri:

“Bunlarda da akıl var mı, insanlar eşeği yanlarına ne için almışlar acaba? Koca iki adam yürüyor eşek boşta anlamadım gitti!” der.

Bunun üzerine Nasrettin Hoca oğluyla beraber eşeğe biner, az zaman geçtikten sonra yan kahvehanelerden birinden şu ses yükselir:

“Şu zalimlere bakın zavallı hayvana iki kişi biner mi? Bunlar ne biçim insanlar! Bunun üzerine Nasrettin Hoca bir la havle çekip:

“Oğlum gördün mü insanların ağzı torba değil ki bağlayasın, herkes istediğini söyler biz en iyisi bildiğimiz gibi yapalım der.

El alemin dediğine değil Allah’ın ne dediğine kulak veren ve onun rızası için yaşayanlardan olalım inşallah

Güzel gören güzel düşünen okurlarıma hayırlı sağlıklı haftalar.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

EL ALEM NE DER?” için 3 Yorum

  1. Gamze meletli : diyor ki:

    Ne yaparsak yapalım, nasıl yaşarsak yaşayalım muhakkak konuşacak bir şeyler bulacaktır el alem. Bu yüzden en iyisi Allah’ın emirlerine uyarak hayatımızı, hayallerimize göre şekillendirmek. Yine hislerime tercüman olmuşsun kalemine sağlık

  2. Mümine yılmaz : diyor ki:

    Gerçekten şu elalem için yaşama konusu hepimizin içine işlemiş durumda ne kadar istemesekte bir ucundan bulaşıyoruz ve takıyoruz kafamıza ne düşündüklerini.ama tabiki bizim için asıl olan Allah’ın rızasını gütmek ve hayatımızı ona göre şekillenidirmek.çünkü Allah’ın huzuruna tek başına çıkıp herkes sadece kendi hesabını verecek,ne anne ne baba nede evladın bize bir faydası olmayacakken elalemin esamesi bile okunmayacak zaten orada imkan bulsalar herkes üzerindeki yükü birbirine atma derdinde olacak.rabbim bizlere sadece kendisinden korkmayı ve sadece kendi rızası için yaşamayı nasip etsin inşaAllah.

  3. Esra : diyor ki:

    Nazlı hanım sizin yazılarınız bana huzur veriyor hayata bakış acimi değiştiriyor inanın emeğinize kaleminize sağlık

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Otokratik Üniter mi ? Üniter Otokrat mı ?

    16 Ocak 2021 Köşe Yazıları

    Üç yıl önce olabilirliğini ön gördük. Dillendirmedik sadece istişare ettik Geçen sene Mayısta  fikir bazında düşüncemizi ifşa ettik. O zamanlar şiddetle eleştiren dostlarım oldu.Dedim ki onlara; bu gerçek,sen alkışının sesinden yangının gürültüsünü duymuyorsun aramızda ki fark o kadar anlayacağınız. SOSYAL KAPİTALİZM Mİ, "ÜNİTER OTOKRASİ Mİ" Yoksa Kissinger modeli liberal politikalar mı öne çıkacak? Bence ikincisine koşar adım ilerliyoruz. "Üniter Otokrasi" terimi şahsıma ait ikisi ayrı ayrı rejimler. "Otokratik Ulus devletler...
  • MOLLA GÜRANİ

    16 Ocak 2021 Köşe Yazıları

    Osmanlı âlimlerinden ve büyük velî. Dördüncü Osmanlı şeyhulislâmı. İsmi, Ahmed bin İsmâil bin Osman Gürânî, lakabı Şerefüddîn, Şihâbüddîn ve Molla Gürânî’dir. Daha çok Molla Gürânî lakabıyla tanınıp, meşhûr oldu. 1410 (H.813) senesinde, Sûriye’nin Gürân kasabasına bağlı bir köyde doğdu. Doğduğu yere nisbetle “Gürânî” denilmiştir. Molla Gürânî, küçük yaşta Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. Sarf, nahiv, beyân, meânî gibi âlet ve kırâat ilmini öğrendi. Sonra ilim öğrenmek için Bağdât, Diyarbakır, Hıns ve Hayfa şehirlerine gitti. On yedi yaşında iken d...
  • ÇALIŞ(A)MAYAN ÖĞRENCİYE MEKTUP

    15 Ocak 2021 Köşe Yazıları

    Sevgili öğrencim; Bu mektup sana. Sen hatırlamazsın. Annen ve baban senin dünyaya gelmeni tatlı bir heyecanla bekliyorlardı. Acaba kız mı erkek mi? Diye düşünürlerken bir yandan da sana kıyafet, beşik hazırlama ve seni en güzel şekilde büyütme derdine düşmüşlerdi. Sen doğduğunda dünyalar onların olmuş tarif edilemez bir mutluluk yaşamışlardı. Seni imkânlarınca beslediler büyüttüler ve kendini koruyamadığın zamanlarda seni koruyup kollamaya çalıştılar. Bebeklikten çocukluk yıllarına, çocukluktan okul yıllarına kadar hiçbir menfaat gözetmed...
  • KUDÜS DAVAMIZ VE KUTSALIMIZDIR

    14 Ocak 2021 Köşe Yazıları

    İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te Mescid-i Aksa çevresinde yaptığı kazılarla İslam dünyasının gözüne baka baka; ‘ben cebren ve hile ile yapıyorum oluyor’ dedirtircesine yaptıkları içimizi kanatıyor. 53 yıldır işgal altında tuttuğu Mescid-i Aksa'nın el-Burak (Ağlama) Meydanı ve Meğaribe Kapısı etrafında yaptığı kazıları ile biz Müslümanları çok ama çok rahatsız ediyor. Filistin Dışişleri Bakanlığı İsrail'in bölgeyi Yahudileştirme çabasında olduğunu açıkladı ve bu kazı çalışmalarının başta UNESCO olmak üzere BM kararlarının ihlali anlamı...