20 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 20.420.594 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 04:37
İstanbul 14°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
https://www.filbox.com.tr/

ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR

“Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.”

Kişinin mali haklarının korunması, aldanmaması için ölçü ve tartının doğru yapılması önemlidir.  Çünkü karşılıklı olarak hakkın zayi olmaması karşı tarafa duyulan kin ve düşmanlık duygularının yok edilmesi ölçü ve tartıya uymakla mümkün olur. Kur’an-ı Kerim’de  ölçü ve tartının tam yapılması hâlinde bunun sonucunun daha hayırlı olacağı vurgulanır. Ölçülü olmak kâinatın dengesini sağlar, adaletin gerçekleşmesine vesile olur. Cenab-ı Hak da kâinatı bir ölçüye göre yarattığını bize bildirmektedir:  “Allah göğü yükseltti ölçüyü koydu. Ölçüde haddi aşmayın.”( Rahman, 55/7,8)

Plansızlık, ölçülü olmamak kaosa kargaşaya haksızlığa sebep olur. Ölçeği tam anlamıyla kullanmak, hile yapmamak ve doğru bir terazi ile tartmak yaşadığımız dünyada hakların korunması için önem arz eder. Ayrıca insanların bir birlerine karşı güven duymalarına sebep olur.

Mesela doğru ölçü yapmayarak veya tam olarak tartmayarak bizi aldatan kişiden elbette alışveriş yapmak istemeyiz. O tür insanlara asla güven duymaz ve daima kötülükle anarız. Buna karşılık ölçü ve tartıya riayet edenleri ise daima över ve takdir ederiz. Doğru olarak ölçmek tartmak hayırlı bir iştir, sonuç bakımından da güzeldir.

Yani bu davranış dünyada zengin olmaya, ahirette de sevap kazanmaya vesile olur. Ölçü ve tartıyı doğru tutmak, dinî bir emir olmakla beraber eksik yapmak büyük günahlar arasında sayılmıştır. Ölçü ve tartıda hile yapan kimselerin azapla tehdit edildiği ve yaptıkları davranışların onları helake götüreceğine dair Kur’an-ı Kerim’de ayet-i  kerimeler bulunmaktadır. Cenab-ı Hak, ölçüyü eksiksiz, tam yapmamızı ve tartıyı da zülüm ve haksızlığa sapmadan adaletle yapmamızı emretmektedir. “Kendimiz için ölçüp tartarken tam, başkalarına karşı eksik yaparsak haksızlık etmiş ve kınanmış oluruz”( Mutaffifin, 83/1-3)

Kur’an-ı Kerim’de, Medyen halkına gönderilen Şuayb (a.s) ticarette, ölçü ve tartıda hile yapmayı alışkanlık hâline getiren kavmini bundan sakındırdığı haber verilmektedir.(Şuara, 26/181-183)

Kureyşliler de Medyen halkı gibi ticarette hile yapıyor eksik ölçüp tartıyorlardı. Böylece fazla miktarda para kazanıyor, halkı eziyorlardı. Kur’an-ı Kerim’de bu yanlış davranışların önceki toplumları helak ettiği, böyle davrananların da onlar gibi mahvolacağı hatırlatılarak, Kureyşlilerin bu yanlış davranışlarından kaçınmalarının gereğine şu ayetle vurgu yapılmıştır: “Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.”( Ena’m, 6/152)

Peygamberimizin hadisinde de ölçü ve tartıyı doğru olarak yapmayanların dünyada da kuraklık ve kıtlık ile cezalandırılacağı bildirilmektedir (İbn Mâce, “Fiten”, 22). Bütün bu emirler, ticari hayatta ölçü ve tartıya tam olarak riayet edip adaleti gerçekleştirmenin, insanları aldatmamanın toplum düzenindeki önemini göstermektedir. Diğer yandan bu emirlere aykırı davranışların ise Allah’ın gazabına sebep olacağı vurgulanmaktadır. İnsanları ölçü ve tartıya riayet edip hileli davranışlardan alıkoyacak en büyük faktör ise, hiç kuşkusuz ahiret inancıdır. Ahirette hesap, ceza ve mükâfata kesin olarak inananlar, asla böyle aldatmalara cesaret edemezler, Allah’tan korkarlar. Ancak ahirete inanmayanlar, biraz daha fazla kazanabilmek için ellerinden gelen her türlü haksızlığı yapmakta bir sakınca görmezler.

İbadetlerimizi yerine getirmeye çalışıyoruz ama başkalarının hakkını yediğimizde hak sahibi hakkının karşılığı olarak sevaplarımızı alınca ahirette elimizde sevap diye bir şey kalmayacak ve Peygamberimizin ifadesiyle “Müflis” durumuna düşeceğiz (Müslim, “Birr”, 15).

Şimdi hepimiz bir muhasebe yapalım. Acaba bizler ticaretimizde karşımızdakini aldatıyor muyuz?

Ölçü ve tartıyı tam yapıyor muyuz?

Yoksa bizler bir şeyler alırken fazla, başkalarına bir şeyler verirken de eksik mi veriyoruz?

Bu sorulara; ben, ticaretimde, kimseyi kandırmıyorum ve rızkımı helalinden kazanıyorum, diyebiliyor muyuz?

Eğer bu konuda eksiklerim var, kendimi düzeltmem lazım diyorsak bugünden tezi yok yanlışlarımızı hemen düzeltmeli ve Rabbimizin emrettiği çizgiye gelmeliyiz.

Helâl kazancın bizim için daha hayırlı olduğunu unutmayalım.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

HAYATA BAĞLAN

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.