12 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 18.938.800 kişiye ulaştı.

a Akşam Vakti 19:47
İstanbul 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
https://www.filbox.com.tr/

Bağımsız Yargı

Yargının bağımsızlığı ülkelerin adalet sisteminin işleyişi yanında demokrasisi hakkında da bilgi verir. Yargının verdiği kararlar, çoğu zaman bir tarafı memnun ederken diğer tarafı rahatsız eder. Bu yüzden yargı kararları çoğu kez eleştirilir. Özellikle de ülke gündemini ilgilendiren konularda yargı diken üstündedir. Kamuoyu baskısı yargı kararlarına etki eder ve çoğu zaman yargı kanunlar yerine bu baskıya bakar ve kararını ona göre verir.

Yargı, kararını verirken hiç bir etkide kalmadan kanuna göre karar vermelidir. Ancak günümüzde yargıyı etkileyen twetter  gibi kamuoyu baskısı var. Yargının yaptığı hukuksuzluklara verilen tepkiler yargının daha doğru hareket etmesine imkan sağlıyor. Bazen de bu baskı, yargıya başka hukuksuzluk yapma zorunluluğu getirebiliyor. Aslolan yargının hiç bir şekilde bu baskılara kulak asmamasıdır. Çünkü yargı evrensel ilkelere uyduğu sürece hata yapma imkanı zaten çok azdır.

Yargının  baskı unsurlarından diğeri ise siyasi baskılardır. Siyasi baskı, kamuoyu baskısının aksine çoğunlukla yargıya ters etki eder. Çoğunlukla siyasetçilerin işine gelmeyen kararlarda yargı kararlarına saygı duymayan siyasetçiler görürüz. Yargı kararları elbette eleştirilebilir. Ancak hiç kimsenin şu veya bu kararı tanımıyorum deme lüksü yoktur. Çünkü yargının verdiği kararlar yargının kendisi de dahil olmak üzere herkesi bağlar.

Siyasetin yargı üzerindeki baskısı yargının siyasallaşmasını ve bağımsız karar vermesini engeller. Özellikle hakim ve savcıların coğrafi teminatı ve dokunulmazlık hakları ihlal edilir ise hakimlerden adil karar beklemek mümkün olmaz. Adeta “yargı siyasetin köpeği” haline gelir. Hal böyle iken yargıdan bağımsız, adilane tavır beklemek mümkün olmaz.

Siyasetçiler yargının her kararını tartışmaya açıp yargıyı işlevsiz hale getirirse yargı işleyişi sekteye uğrar. Bu sadece bir sistemin aksaması değil ; toplumun adalete ulaşmasını da zorlaştırır. Yargının kendi içindeki hiyerarşisi sekteye uğradığında ise kaos meydana gelir. Böyle olunca yerel mahkeme, Yargıtay veya Anayasa Mahkemesi kararlarını bile  bile takmaz olur. Çünkü siyasetçilerin yargıya müdahalesi çarklardaki dişliler zarar verir. İşinize gelen kararlarda sonuna kadar savunduğunuz mahkemeleri işinize gelmediğinde kapatmaya kadar götürürseniz oradan adalet beklemek mümkün olmaz.

Anayasa Mahkemesi gibi ülkenin en yüksek mahkemesinin kapatılmasını teklif etmek akılla, mantıkla izah edilecek bir durum değildir. AYM`nin vermiş olduğu kararları eleştirmek başka bir şey kapatılmasını istemek bambaşka bir şeydir. Demokrasinin üç sacayağından birisinin eksikliği demokrasinin de sonu olur. Nitekim Fatih Sultan Mehmet`in dediği gibi “kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür.” Anayasa Mahkemesi, yüksek mahkeme olmasının yanı sıra evrensel insan hakkı ihlallerini önleme misyonu da vardır. Onun eksiklikleri elbette olabilir. Siyasetçilere düşen müdahale etmek değil, gölge etmemeleridir.

Yargının bağımsızlığı aslında yargının verdiği kararlara karşı çıkanlar için de önemlidir. Çünkü bir çok ülkede olduğu gibi bizde de yargı bir rövanş aracı olarak görülmekte ve siyasete göre şekil almaktadır. Siyasetçilerin yargıya yaptığı  her müdahale yarın kendilerini bağlayacak adımlardır aynı zamanda. Atalarımızın dediği gibi “ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar. ” Saddam Hüseyin`in “adil yargılanma talep ediyorum” talebine karşılık mahkeme başkanının “bunlar senin çıkardığın kanunlardır” sözü önemlidir. Zira evrensel insan haklarını sağlamak için değil de kişisel veya kolektif çıkarlar için çıkarılan kanunlar, bumerang gibi yarın bize dönüp kendimize zarar verir.

Bağımsız yargı, medeniyetin temel esasıdır. Bu esasın korunması noktasında yargı kararlarını eleştirmekte ölçüyü kaçırmamalıyız. Yargıyı saran, ona hareket imkanı vermeyen bir siyaset yerine bağımsızlığına katkı sunan evrensel değerleri gözeten bir siyaset gütmeliyiz. Bunun için siyasetin tek yapması gereken yargı üzerindeki siyaset gölgesini kaldırması ve daha adil ve eşitlikçi yasalar yapmaktır. Böylece yargıdaki eleştirdiğimiz eksikliklerin kendiliğinden düzeldiğini ve daha adil kararlar verdiğini görebiliriz.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

ADAB-I MUAŞERET

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.