16 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 19.900.869 kişiye ulaştı.

a Akşam Vakti 19:51
İstanbul 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
https://www.filbox.com.tr/

Adil Olmak

Adalet, bir yaşam felsefesi olarak hayatın her alanında karşımıza çıkar. İster küçük ister büyük olun günlük hayatın her alanında adalete ihtiyaç duyarsınız. Küçükken çok önemsemediğimiz bu kavram büyüyünce ne kadar önemli olduğunu her gün gözümüze sokup kendini hatırlatıyor.

İster ev ister iş hayatı olsun yetişkin insanların dilinden  düşmeyen bir kavramdır. İş yaşamında uğradığımız haksızlıklar için hukuk çerçevesinde ararız adaleti. Çoğu zaman adalet sağlanmasın da bir mücadele alanı vardır en azından. Ancak aileler arasındaki adaletsizliklerin çözümü için mahkemeler yetersiz kalmakta tam anlamıyla adalet sağlanamamaktadır. Çünkü iş yerinde aldığınız tazminat belki sizi tatmin edebilir; fakat aile arasındaki veya kişisel ilişkilerdeki adaleti hiçbir para ile sağlayamazsınız.

Kırılan kalpler, devrilen çamlar ailenin mayasında olan sevgi ve merhameti de ortadan kaldırıyor. İnsanlar, kendi menfaatlerini düşündükleri için aynı karından çıktıklarını aynı yastığa baş koyup aynı tabaktan yediklerini unutuveriyor.

Aile içindeki maddi meseleler, çamları deviren en önemli konuların başında gelir. Bunların başında da miras meselesi gelir. Konuyu sadece hukuk bağlamında ele alınca iş miras hukukuna girse de manevi olarak bakınca iş çok daha karmaşık bir hal alıyor. Çünkü bu tür meseleler de kırılan kalpleri ömür boyu tamir edemeyenler oluşabiliyor. Adaletsizliklerin gün gibi ortaya çıktığı anlardır. Çünkü bu anlarda maddiyat, maneviyatın bir adım önünde gelir. Mesele maddiyat olunca hak, hukuk, hakkaniyet gibi kavramlar yerini menfaat, nefis ve hırs gibi birbirine zıt kavramlara bırakır. Hal böyle olunca oradan adalet çıkmaz. Düne kadar canciğer olan insanlar o gün mal mülk kavgasında geçmişi unuturlar. Kendine duyulan güven ve saygıya rağmen menfaat meselesi olunca bu kişiler adil olma konusunda çok tutarsız olabilirler. Bu insanlar kendilerinin adil olduğunu sanırlar. Belki de yaptıkları yanlışların farkında değildirler.

Meşhur bir miras hikayesi vardır. Yaşlı adam ölünce miras, 3 oğul ve 1 kız arasında paylaştırılacaktır. Büyük evlat uyanık olduğu için en büyük pay benimdir çünkü ben babamla yıllarca çift sürdüm, ekin ektim, orak salladım der. Ve en güzel tarlayı alır. Ortanca ben de abim kadar olmasa da çalıştım çabaladım deyip diğer iyi parçayı alır. Küçük oğlana da çorak içi taş dolu çifte gelmeyen tarla düşer. Kıza, “sen kız çocuğusun elimizde de 3 tane tarla var sana tarla yok sen de babamdan kalan evi al derler. Derler ama babanın evi kerpiç bir damdan ibarettir. Bir yuvanın yavruları böylece birbirlerine küserler yıllarca görüşüp konuşmazlar. Bu arada büyük ve ortanca oğlan verimli tarlaları satar kendilerine şehirden daire alırlar. Bir süre sonra çalışmaya meyilli olmadıkları için elde avuçta ne varsa bitirirler. Gün gelir evi de satıp köye dönerler. Baba evine bakarlar ki muhteşem bir konak. Eve yaklaşınca bacılarını görürler. Anlatır durumu ev bize kalınca içinde oturacak gibi değildi biz de kendimize yeniden bir ev yapalım dedik, evin tabanında bir küp altın çıktı. Biz de çok zenginleştik. Şimdi her şeyimiz var elhamdülillah. Peki Ahmet’e ne oldu diye sorar ağabey der ki   O bizden de zengin. “Nasıl olur malı mülkü yoktu bir kıraç tarla vardı taştan ot bitmezdi”. Ahmet çok çalışkan çıktı. O arazideki tüm taşları temizledi gece gündüz demedi çalıştı. Hiçbir işten kaçmadı Allah da verdikçe verdi. Sizin sattığınız tarlaları da o aldı. Şimdi köyün en zengini Ahmet oldu.

Ağabey, yaptığı yanlışı anlasa da iş işten çoktan geçmişti. İlahi adalet kimsenin hakkını kimsede koymuyor mazlumu daha da kolluyordu.  Sizin şer gördüğünüzü bile hayra çevirebiliyordu. Ancak insanların hikayedeki gibi kendini düşünmesi kısa sürede fayda sağlasa da uzun vadede kendine zarar verecektir. Yapılan her yanlışın her hak yemenin karşılığı Bu dünyada çıkmasa da mahşer divanında muhakkak hesabı görülür.

Bir kişinin hakkını korumak için vicdanımızın sesini dinlememiz yeterlidir. Çünkü vicdanla adalet arasında mükemmel bir ilişki vardır. Eğer herhangi bir iş sonucunda vicdanınızda en ufak bir rahatsızlık duyuyorsanız büyük ihtimalle orada bir haksızlık yapmışsınızdır. Victor Hugo `nın dediği gibi “iyi olmak kolaydır  zor olan adil olmaktır. En mükemmel adalet ise vicdandır.”

Güzel gören güzel düşünen okurlarıma hayırlı sağlıklı haftalar.

 

 

 

3 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (2)
  • Gülden
    1 hafta önce
    1 0

    Muhteşem bir yazı olmuş gerçekten tekrar tekrar okudum

  • Tuğba Tazegül
    1 hafta önce
    1 0

    Kaleminize yüreğinize sağlık yine çok faideli bir yazı olmuş hep ihtiyacım olan konularda yazıp aydınlatıyorsunuz

Sıradaki haber:

BEŞİKTAŞ AVANTAJI KAPTI , FENER BATTI…

HIZLI YORUM YAP

3 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.