enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,6651
EURO
10,1561
ALTIN
490,09
BIST
1.390
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
21°C

Kamusal Kibir

19.04.2021
A+
A-

Doğu toplumlarının genel özelliği devleti, kutsal gören bir anlayışa sahip olmasıdır. Bu anlayış devleti bireyden ayıran temel özelliktir.

Devleti üstün gören anlayış, devleti temsil eden kişi ve kurumların da üstünlük taslamasına vesile olur. Devletin en düşük memuru halkın gözünde farklı bir yere oturtulduğu için kamusal kibir oluşur. Halkı hor ve hakir görmeyi kendine hak sayan bir anlayış hasıl olur. Herhangi bir devlet dairesinde işiniz olduğunda bu kibri yakınen görebilirsiniz . Özel sektörde karşılığı olan sektörlerde bu farkı anlamak daha kolay olur. Özel hastanedeki tavır ile devlet hastanesindeki tavır gözle görülebilir şekilde farklıdır. Devlet hastanesinde doktordan fırça yiyebilirken özelde saygı ve itibar görebilirsiniz.

Kamusal alandaki bu üstünlük anlayışı makamlar yükseldikçe arttıkça artar. Kendini kral sayan kaymakamlar, belediye başkanları, valiler bu gösterişin gözle görülür ilk örnekleridir. Kaymakamların esnaf gezilerindeki kendini tanımayan esnafa ceza yazdırmasın, belediye başkanlarının sarayları andıran hamamı makam odaları, en küçük ilçede bile lüks araçlarla gezmeleri ve halka tepeden bakmalarını rahatlıkla görebilirsiniz. İşini hakkıyla yapan dürüst kimseler müstesna olmakla birlikte bu kişiler genellikle istisnadır. Maalesef çoğunluk bu kibrin içinde olmasına rağmen içinde olduğunun dahi farkında değildir.

Makamlar rütbeler arttıkça lüks ve şatafata birlikte kibrin arttığı da görülür. Lüks araç kuyrukları, şatafatlı sofralar görkemli toplantılar halkın mütevaziliğinden fersah fersah uzaktır. Batı toplumlarında alışveriş sırasında bekleyen bakanlar, başbakanlar görebilirsiniz. Tiyatral etkinliklerde yer bulamadığı için merdivenlere oturan cumhurbaşkanları görebilirsiniz. İşin ilginci koruma orduları ve gözünün içine bakan halk yoktur etrafında. Varlığının farkına bile varılmayan sıradan kişi oluverirler kalabalıklar arasında.

Batı toplumlarında spor elbisesiyle alışveriş sırasında, bisikletiyle ışıklarda bekleyen siyasetçi veya yüksek mevki sahibi kamu görevlisi görmek sıradan bir şeydir. Bu kişilerin kanunlar önünde halktan çok da bir farkı yoktur. Onlar da trafik  cezası yiyebilir. Onlar da sıra bekleyebilir. Bizde ise durum tam tersidir. Bu kişiler şatafatlı çakarlı lüks araçlarla öncelikli bir hakka sahiptirler. Normal yoldan gitmez güvenlik şeridinde geçerler, zamanları çok değerli olduğu için kırmızı ışıkta son sürat geçebilirler. Ceza sözkonusu olduğunda ise benim kim olduğumu biliyor musun repliğiyle kibirlerini gösteriverirler.

Bu durumun doğrudan halkın bakışıyla ilgisi vardır. Gecekonduda yaşayıp kıt kanaat geçinen insanlar, kamu görevlilerin 3-5 maaş almasını, lüks makam araçları kullanmasını, makam odalarını saraylara benzetmesini haklı ve layık görmektedir. Halkın verdiği bu aşırı yetki, hukuki kılıfa da uyarlanarak halkın sefaletine rağmen lüks ve israfın dibine vurmak için fırsata dönüşür. Halkın küçücük ihtiyaçlarını karşılamayı ise lütuf olarak görüp yapılan yardımları sanki cebinden yapmış gibi halkın gözüne sokan siyasetçi veya görevliler peyda olur.

Sonuç olarak kamusal alandaki kibrin sebebi bizzat halkın kendisinde var olan yanlış bakış açısıdır. Kendini temsil eden kişilerin kendilerini hiçe saymalarını önemsemeyen, buna rağmen devleti temsil edenlere herşeyi mübah gören anlayışa sahip toplumlarda bu sorunun çözülmesi mümkün değildir. Bunun çözümü, devleti temsil eden kişilerin de sıradan insanlar olarak görülüp onların da vatandaş olduğu ve aynı kurallara ve ekonomik şartlara tabi olması gerektiği gerçeğini bilmesiyle çözülür. Yoksa daha çok seneler, lüks araçlarda pudra şekeri(!) çeken mücahitler görmeye ve onların lüks ve şatafatını konuşup unutmaya mahkum oluruz. Onlar zengin olurken bizler züğürt misali çene yormaya devam ederiz.