enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,5672
EURO
10,3941
ALTIN
511,80
BIST
1.443
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Perşembe Gök Gürültülü
25°C
Cuma Gök Gürültülü
26°C
Cumartesi Gök Gürültülü
27°C
Pazar Gök Gürültülü
26°C

Hayvanı sevmek imanımızdandır

Hayvanı sevmek imanımızdandır
06.05.2021
A+
A-

Biz Türklerin en değer verdiği canlıların başında hayvanlar gelir. Onlara karşı olan sevgi ve merhametimiz insanlığın ilk yıllarından başlar. At, Kartal, kedi köpek, kuş Kurt, Geyik, Arslan gibi hayvanların hayatımızda farklı bir yeri vardır.

Bu sevgiyi toplumumuzun dünden bugüne gelen tüm kayıt ve yaşam alanlarında mevcuttur. Yine tarihe baktığımızda Türk boylarından bugüne kadar yapılan tarihi arkeolojik kazılarda, mezar taşlarında, kitabelerde, mağara resimlerinde, kullanılan alet ve ev eşyalarında, kilim ve halılarda, bu hayvan figürlerine rastlarız.

Kültür ve edebiyatımızda da hayvanlara olan sevgi çokca hissedilir. Türküler ve şiirlerin en temel kaynaklarıdır, hayvanlarımız. Ama en önemlisi dinimiz İslam bu konuda çok hassastır. Bütün mahlûkata şefkat gösterilmesi emir olunur. Yüce yaradan Kur’an-ı Kerim’inde  ‘‘Yerde yürüyen hayvanlar ve iki kanadıyla uçan kuşların hepsi sizin gibi bir ümmettirler. Biz bu kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık. Sonra ancak onlar toplanıp Rablerine gelirler.’’ (En’am 38) bildirir.

Yüce yaradan Kur’an-ı Kerim’de 7 sürede hayvan konu edilmesi de İslam’ın hayvanlara verdiği önem ve merhametin bir örneğidir. Hayvanları, bitkileri hatta canlı olan her şeyi sevmek, onları Allah’ın yarattığı bir varlık olarak görmek ve onlara Allah için değer vermek, İslam’ın getirdiği prensiplerdendir. Bu sebeple İslam’da bir karıncayı incitmek dahi insani ve İslami olmayan bir davranış olarak kabul edilir.

Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “kim bir kuşu boş yere öldürürse, o kuş avazını Arş’ın etrafını sararcasına yükseltip kıyamet gününde mahşere gelerek şöyle der: “Ey Rabbim! Beni öldürene sor niçin boş yere beni öldürdü?”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mekke’yi fethetmek için ordunun en önünde ilerlerken yolları üzerinde yeni doğum yapmış dişi bir köpekle yavrularını görür. Suraka oğlu Cuayl’i çağırarak şöyle bir emir verir: “Anneyle yavrularının önünde duracak ve ordunun tamamı geçinceye kadar onlara nöbetçilik edip, ezilmekten koruyacaksın.” Dişi köpek ve yavruları rahatsız edilmemiş, Cuayl ordu geçene kadar onların başında beklemiş ve on bin kişilik koca fetih ordusu onlar için istikametini değiştirmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), çalıştırılan hayvanlara insanlar gibi dinlenme hakkı vermiştir. Yolculuk sırasında yapılan dinlenmelerde öncelikle hayvanların ihtiyaçlarının giderilmesini ve onlarının dinlenmelerinin sağlanmasını istemiştir. Sahabeden Enes b. Malik bize bu durumu şu şekilde özetlemektedir: “Biz bir konaklama yerine geldiğimizde hayvanların yüklerini çözüp (onları istirahate terk etmeden) namaza başlamazdık.” Anlayana bu sözde ne büyük incelik vardır!

Yine tarih boyunca evcil hayvanlarla birlikte yaşayan bir milletin evlatları olarak, diğer milletlerden hayvanlara olan tavrımız farklıdır. Onlar ırkçılık, kölelik ve insan ticareti ile uğraşırlarken, kanunlarını dahi kendi ırklarının haklarıyla ilgili yaparlarken, bizim ecdadımız kanunların yanında doğadaki hayvanların korunması gerektiği ile ilgili birçok çalışmaya imza atmıştır.Çok eski yıllarda bu konu gittikçe yaygın hale gelen çok sayıda çalışmalar vardır.

Taa o yıllarda hayvan ve ağaçlar yararına vakıflar kurulur. Kediler için evler yapılır, kuşların beslenmeleri için vakıflar oluşturulur ve kurulur. Örnek: “Beyazıt vakfiyesinde yılda 3 altın” ödenek ayrılır. İstanbul’da 1912 yıllarında bir araya gelen hayvan severler “Himaye-i Hayvanat Cemiyeti.” Mevsim itibariyle geçtiğimiz ay yüzlerce leylek mevsim itibariyle göç ettikleri yerlerden eski adreslerine yine mutlu bir şekilde dönmeye başladılar. İşte bu hayvanlar için dahi “ Bursa’da Gurabahane-i Laklakan” bakım merkezleri gibi.

Öyle ki bu konuda hayvanların gücünden yararlanma noktasında, yük hayvanlarına fazla yük yüklenmemesi ile ilgili fetvalar dahi verilir. Kötü muamele, Istırap ve işkence çektirilen hayvanlar için kötülüğü yapan kişilere benzer cezalar dahi verilir.

Ülkemizde sokak hayvanları olarak adlandırılan sahipsiz kedi ve köpeklere karşı yapılan kötü davranışlara sıkça rastlıyoruz. Onlar pis, hastalıklı ve uzak durulması gereken canlılar olarak düşünülen sokaktaki dostlarımız aslında sadece bizlerden azda olsa sevgi görmeyi bekliyor. Karınlarını doyurmak için uğraşan bu dostlar, kimi zaman sadece insanlardan korktukları için saldırgan olabiliyor ama unutmayalım ki o saldırganlıkların altındaki sebep yine onlara uyguladığımız kötü muameleden kaynaklanıyor.

Ülkemizde sokak hayvanlarıyla ilgili yerel yönetimler, özel ve tüzel çalışmalar yapılıyor. Dünyada eşine rastlanamayan hayvan hastaneleri, kuş hastaneleri, Rehabilitasyon Merkezleri, Kedi Köpek Bakımevlerinin sayıları gün geçtikçe artıyor.

Koronavirüs Covid-19 salgınıyla ilgili son alınan kararla tam kapanma yaşıyoruz. Bu günlerde özellikle sokak hayvanları oldukça mağdur kaldı. Çünkü normal zamanlarda günlük hayatta ihtiyaçlarını kolaylıkla görürken, şimdilerde sokağa çıkma yasağıyla sokak ve caddelerde bu hayvanlar yiyecek bulmada zorlanıyor. Halkın pek çoğu bu hayvanların yiyecek bulmasında büyük katkı sağlaması gerekiyor. En azından iftar sonrası veya sahur sonrası artan yemek atıklarından oluşan yemek artıkları su kaplarıyla birlikte duvar kenarlarına veya oluşturulan köpek veya kedi kulübelerinin önlerine koymayı ihmal etmesin.

Her ne kadar yerel yönetimler son zamanlarda sokak ve caddelerde oluşturdukları kulübelerle, ağaçlara takılan kuş evlerine düzenli olarak yem bıraksa da bu canların karınları doymuyor olabilir. Yine de yemek ve su bırakmayı ihmal etmeyelim. Her ne kadar bu işten rahatsız olan birkaç çatlak ses veya kötü muamele eden sevgisiz insanlar da varsa onların halk tarafında bir itibarlarının olmadığı da verilen tepkilerle görülüyor zaten.

Sonsöz: Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Müezza isminde bir kedisi bulunmaktaydı ve kedisini çok severmiş. Birgün Müezza Efendimiz’in giysisinin ucunda uyuya kalınca onu uyandırmaya kıyamayan Peygamberimiz giysisini ucundan keserek yerinden kalkmıştır. Ne mutlu bize ki böyle bir peygamberin ümmetiyiz.

Kalın sağlıcakla

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.