enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,5385
EURO
10,1365
ALTIN
496,77
BIST
1.420
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Cuma Sıcak
37°C
Cumartesi Gök Gürültülü
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
32°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
32°C

İSRAİL’İN KÜDÜSÜ İLHAK PLANI!

18.05.2021
A+
A-

Amerikan’nın önderliğinde ve Avrupa ülkelerinin sessizliğinde Filistin üzerinde oluşturulmak istenen ilhak planı adım adım uygulanırken, asıl davanın sahipleri olan Müslüman ülkeler sessizliğini korumaktalar.

Peki, Müslüman kıyının yapıldığı Filistindeki bu terör olaylarına karşı neden Avrupa ve gayri müslim ülkelerinden medet umuyoruz?

Bizim kardeşlerimizin öldürüldüğü bir yerde Müslümanlar kendi kardeşlerine neden sahip çıkmıyorlar?

Filistin davasının sahibi gayri müslim devletler mi?

Değerli arkadaşlar bu soruları sınırsız artırabilir sayfalarca soru sorabiliriz.

Lakin işin temelinde yatan cevabı bir kaç başlık ana başlık ile açıklayabilirz.

Asıl temel mesele siyonist aklın kapitalist düzeni kurarak müslüman ülkelerin başına kendi adamlarını yerleştirmiş olmasında yatmakta.

Bu ana cevap içerisinde alt cevapları sıraladığımızda; arap baharlarının neden yapıldığını, Müslüman ülkelerdeki İslamın büyük günah olarak uyarmasına rağmen terör faaliyetlerinin neden bitmediğini, kendi kültürlerimizden çıkıp batı hayranlıklarının ve batı sevdalılarının neden tavan yaptığını daha net görebiliriz.

Siyonist akıl, müslüman ülkeleri tamamen kontrolü altına almış durumda. Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın, Cezayir’in, Lübnan’ın ve diğer Müslüman ülkelerin sesi neden çıkmamakta ya da cılız çıkmakta anladınız mı?

Bu sorunun cevabı çok net…(!)

Ya devlet başkanlarının İsrail, ABD uşağı olması, ya da başlarına kötü bir şeyler geleceğinden korkmaları…

Bunun bir çok örneği var…

Mesela Türkiye bu ülkelerin başında gelmekte.

Bu durum açıkca şunu göstermektedir.

Siyonist ve katil İsrail ile Amerika’nın girmediği ülke sayısı yok denecek kadar azdır.

Ya istihbarat ağı ile, ya askeri yerleşkeleri ile ya da medya üzerinden az ya da çok etkin olmadığı ülke yok denecek kadar azdır.

Şimdi olması gerekenleri ifade edelim;

Öncelikle Katar’ın yaptığı gibi, haksızlıklara karşı tek başına mücadele eden ve ses çıkaran Türkiye’nin etrafından birleşmek asli mesele olmalıdır.

İkincisi, İslam Ordusunun oluşturularak dünyanın neresinde Müslümanlara karşı bir kıyım varsa gönderilmelidir.

Üçüncüsü, ortak ekonomik yardım oluşturulmasıdır..

Özellikle ”Batı” hayranlığını bırakarak zor durumda olan müslüman ülkelere karşı ekonomik fonların oluşturulmasını sağlamaktır…

Bu ”Tek Çatı” uygulamaya geçtikten sonra bakalım Türkiye liderliğindeki Müslümanlara dokunabilcekler mi?

İşte başta Katil İsrail ve Amerika olmak üzere Avrupa’nın korkusuda bu…

Ama eninde sonunda bu durumla karşılaşacaklar.

FETÖ‘NÜN KRİPTO DÜZENİ TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ TEHDİT ETMEKTE…(!)

Normal şartlarda daha geniş yer ayırmıyı düşündüğüm, ancak Terör Devleti İsrail zülmünün artarak devam etmesi sonucunda kısada olsa değinmek istediğim konu, kripto fetöcülerin son zamanlardaki cesaretleri ve kamu kurumundaki etkinlikleri…

Bu konuyu muhakkak ileriki süreçlerde daha geniş ve daha detaylı ele alacağız ama şimdiden kısa da olsa bir uyarıda bulunmazsak gazetecilik adına vebal altında kalmış oluruz.

Çünkü bu mücadelenin içerisinde bir gazeteci olarak 15 temmuz gecesi dahil aktif mücadele ederek yer almış, aynı zamanda bedel ödemiş birisiyim.

Fetö’nün en etkin olduğu illerden birisi hiç şüphe yok Kayseri…(!)

Kayseri Fetö hain terör eylemlerinin mücadelesinde görevlendirilmiş önemli bir bürokratın, zayıflayan Fetö mücadelesi sonucunda nasıl yanlızlaştırıldığına hatta tanık durumundan nasıl sanık durumuna düşürüldüğüne şahitlik ettim.

Öyle ki devletin terör örgütleri ile mücadele görevlendirdiği bu bürokrat, daha sonraki süreçte Fetücülerin dava açması sonucu, müfettişlerin koruması gerektiği halde tam tersi davacı Fetöcülerin tüm suçlamalarının kabul edilerek, sekiz yıl bu mücadeleyi yürüten bir bürokratı nasıl tuzağa düşürdüklerini gördüm.

Yine sekiz yıl tüm riskleri göz önüne alarak, Fetö terör örgütü ve avaneleri ile her türlü tehdite karşı mücadele eden insanların, devletin üst düzey bürokratları tarafından dinlenmediğini hatta randevu bile verilmediğini de gördüm.

Yazımın başında da dediğim gibi, bu konu kısaca bir kaç satırla anlatılacak, konuşulacak bir konu değil.

Ama çok daha geç kalmama adına en azından bir hatırlatma yapmak, bir uyarıda bulunmak istedim.

Son zamanlarda zayıflayan Fetö mücadelesi, Fetöcülerin bu durumu fırsata çevirmesine neden olmuş ve gizli ilerlemelerine, onlarla mücadele eden insanlarla hesaplaşmalarına neden olmuştur.

Hükümetin mevcut sıkınları ve pandemi sürecinin vermiş olduğu birincil ihtiyaçlar Fetöcüleri rahatlatmış ve bazı planlarını uygulama fırsatı sunmuştur.

Bu durum böyle devam ederse hem Ak Parti açısından hem de Türkiye’nin geleceği açısından durum hiç de parlak gözükmemektedir.

Selam ve dua ile…

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.