enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,4532
EURO
10,0510
ALTIN
491,50
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Salı Sıcak
37°C
Çarşamba Sıcak
36°C
Perşembe Sıcak
37°C
Cuma Parçalı Bulutlu
34°C

ZULÜM

04.06.2021
A+
A-

“Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka toplumlar meydana getirdik. Onlar azabımızı hissedince hemen oradan süratle kaçıyorlardı. Onlara, ‘Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız’ denildi. Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik, dediler. Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.” (Enbiyâ, 21/11-15.)

Allah, kâinatta  koymuş olduğu eşsiz denge ve düzeni bozacak, insanlar arasında huzur ve güveni sarsacak, yeryüzünde fitne, fesat ve bozgunculuk çıkartacak eylemleri yasaklamış, her şeyin yaratılış gayesine uygun olarak hareket etmesini istemiştir.

Rabbimizin koymuş olduğu bu mükemmel düzeni bozan etkenlerin başında zulüm gelir. Çünkü zulüm, doğruluk, hak, adalet, eşitlik gibi erdemlerin yerine, yalan, adaletsizlik, haksızlık, şiddet gibi toplumu sarsan ve insanlar arasında huzursuzluğa sebep olan unsurları yerleştirmek, Allah’ın yeryüzünde koymuş olduğu kural ve düzeni bozmak, ilahî sistemin çizdiği sınırların dışına çıkmaktır. İşte bu nedenle Allah, zulmü ve haksızlığı yasaklamış, zalimleri de asla sevmeyeceğini, bunları mutlaka cezalandıracağını ifade etmiştir.

Zulüm Kur’an’da, şirk, küfür, yalanlama ve benzeri anlamlara gelir. Bu anlamdaki zulüm, doğrudan inanç konusuyla ilgilidir. Zulmün bir de ahlaki boyutu ile ilgili olanı vardır. Bu da ; haddi aşmak, başkasının hakkını ihlâl etmek ve çeşitli gayrimeşru yollarla, zorbalıkla başkasına zarar vermektir.  Bu anlamda zarar verme, daha çok günlük yaşantımızdaki insani ilişkilerde ortaya çıkar.

Rabbimiz, zulmün her türlüsünü haram kılmıştır, Müslüman kâfir ayırımı yapmaksızın zulmü her kim yaparsa yapsın bunun cezasını mutlaka çekeceğini açıkça belirtmiştir. Zulmü haram kılan yüce Rabbimiz, zulmedenlere meyletmenin de yanlışlığına işaret ederek; َ “Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.”( Hûd, 11/113.) buyurarak bizleri uyarmıştır.

Bizler bu uyarıya kulak vererek zulüm yapmak şöyle dursun zulüm yapanlara meyletmekten de uzak durmalıyız. Ayet-i kerimedeki zulmedenlere meyletmek; onların arzularına boyun eğmeyi, onlarla beraber olmayı, dalkavukluk etmeyi, yaptıklarına rıza göstermeyi… ifade eder. Zulmeden kimse çevresinin ve yandaşlarının yardımıyla zulmetme imkânı bulur. Burada kendimizi şöyle bir hesaba çekelim. Acaba bizler, kendimiz başkalarına zulüm anlamına gelecek davranışları yapıyor muyuz? Eğer cevabımız; “Ben zulüm anlamına gelecek bir davranışa sahip değilim” ise, acaba zulmedenlere meylediyor muyuz? Onlara yardımcı oluyor, destek çıkıyor muyuz diye de kendimize sormamız lazımdır.

Zulüm  , bir kimsenin bir başkası üzerinde baskı kurması ve onun malını zorla elinden alması vb. zorbalığı çağrıştıran söz ve davranışlardır. Zulüm sadece bunlardan ibaret değildir. Haksız yere adam öldürmek, hırsızlık yapmak , başkasının malını gasp etmek , başkasının hakkını faiz ve haksız yollarla elinden almak, baskı ve şiddet uygulamak, onları yaşadıkları yerden çıkarmak , bütün bunlar da zulüm kapsamındadır. Hatta insanların diğer insanlara, içinde yaşadıkları topluma ve tabiata, diğer canlılara karşı işledikleri suçlar, haksızlıklar ve tecavüzler de zulümdür.

İnsan hakları ihlâlleri, hayvanların, ormanların, yeşil alanların ve yeraltı zenginliklerinin yağmalanması da birer zulümdür. Kişinin hakkını alamaması, başkalarının hakkına engel olmak, rüşvet, torpil veya benzeri yollarla başkalarına ait bir hakkı almak, görevi kötüye kullanmak, emanete ihanet etmek zulümdür.

İşte bu tür zulüm ifade eden davranışları yapan insanlara karşı gücümüz yettiği oranda karşı çıkmak ve bu haksızlıkları yapanların yanında yer almamalıyız. Böyle durumlarda sessiz kalmak zulmü yapanlara devam etmeleri için cesaret verir. Nerede ve ne zaman olursa olsun yalanla, zorbalıkla ve çeşitli sindirme yöntemleriyle insanların haklarını yiyen, onlara zulmeden kimselerin karşısında olmalıyız. Böyle insanlara karşı sessiz kalmamız, işledikleri suçlara bizim de ortak olmamız anlamına gelir.

Zalimlerin hiçbir yardımcısı bulunmadığı gibi bunların yanında yer alanların da  azaba çarptırılacağı Allah tarafından ayetlerde bildirilmiştir. Mehmet Akif’te dizelerinde zulüm için şöyle der ;

“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.”

Kur’an bize, zalimlerin yani zulmedenlerin cezasız kalmayacaklarını haber vermektedir. Tarihte  azaba uğrayan toplumlara  bu gerçeği  görürüz. Firavunlar, Nemrutlar,  Karunlar, Nûh, Lût, Ad ve Semûd kavimleri, kendi davranışları sebebiyle Rabbimiz tarafından cezalandırılarak helak olmuşlar ve böylece tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir.

Sahip oldukları imkânlara aldanıp, şımaran, azgınlaşan, zulme dalan,  iflah olmayan ve bu nedenle günahlara batan, insanlar üzerindeki haksızlık ve baskılarını sürdüren toplumların başlarına gelen felâketleri hatırlayarak ibret almalı ve zulmedenlerden  değil mazlumun ve zulme uğrayanların yanında yer alanlardan olmalıyız.

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.