enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,4025
EURO
10,1975
ALTIN
504,27
BIST
1.458
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Salı Gök Gürültülü
22°C
Çarşamba Gök Gürültülü
24°C
Perşembe Gök Gürültülü
24°C
Cuma Gök Gürültülü
24°C

“İMAN,ÜMİT,İHLAS VE İTTİHAD”

06.06.2021
A+
A-

“İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar.” İlk Eserler/10

Başlığa dört nokta yazdım. Belki herbiri ayrı bir makalenin başlığı olacak mevzuları bir yazıya sıkıştırmak insicama muvafık gelmeyecek. Fakat vahdet-i mesele cihetiyle aralarındaki münasebetin vücudu okuyucuları usandırsa da ve uzun olsa da nihayeti nihayet derecede mühim olduğundan bir yazıda hepsini içtima etmeyi münasip gördüm. Okuyacakların sıkılmamaları temennisiyle arzediyorum;
Evvela: İMAN; Bütün Peygamberlerin ve Peygamberimiz, Önderimiz Muhammed Mustafa’nın (sav) ve Onların varisleri olan hakiki ulemanın ve Bediüzzaman Said Nursi’nin en büyük davası iman davası olmuştur. İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi iman’dır. Bu hayat seyahatında bize elzem en mühim azık iman’dır. Saadet-i ebediyenin anahtarı iman’dır.
– îmân bir mânevî Tûba-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Sözler/18
– selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyet’te ve îmandadır Sözler/18
– her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi menbaı; îmândır, Sözler/20
– zindan-ı ebedîden kurtulmak ve o yolu saadet-i ebediyeye çevirmek, yalnız îmân ve itaat iledir.” Sözler/156

gibi binlerle vecizeleri imanın ehemmiyet ve kıymetini ifade etmekle beraber Bediüzzaman’ın asrın hekimi olarak asrın hastalığını za’f-ı iman olarak teşhis etmiş ve tedavisini de Eczahane-i Kuraniyeden almış olduğu edviyelerle asrın hastalıklı vicdan ve dimağına sunmuştur.
– “ İmân ve İslâmiyet’in ortadan kaldırılmaya çalışıldığı ve bir âlimin gizliden gizliye dahi bir tek dîni eser neşredemediği fecâat devrinde, Bediüzzaman nefyedildiği yerlerde, zâlim müstebitlerin tarassudat ve tazyikatı içinde, gizliden gizliye yüzotuz adet îmânî eser telif ve neşretmiştir. Bununla beraber, geceleri pek az bir uykudan sonra, esaret altında inleyen İslâm Milletleri’nin necat ve salâhı için dualar etmiş, dergâh-ı İlâhiye’ye iltica ederek yalvarmıştır. Sözler/816”
Saniyen; “ümit”…
mümin ‘in dünyasında ye’se yer yok. Hz. Üstad

“Âyâ görmüyor musun ki, bir adamın cüz’î bir emirden me’yus olması ve vehmî bir emelden ümidi kesilmesi ve ehemmiyetsiz bir işten inkisar-ı hayale uğraması sebebiyle tatlı hayaller ona acılaşıyor. Şirin vaziyetler onu tâzib ediyor. Dünya ona dar geliyor, zindan oluyor. Mesnevi-i Nuriye/147”

buyuruyor. Bu bir vesvese ve şeytan işidir. Mümin ümitli olacak. Hz. Üstad başka bir yerde “Onları canlandıran emeldir ve bizi öldüren yeistir. Meşhurdur ki, biri demiş:

“Eğer bir nokta-i istinad bulsam, küre-i zemini yerinden oynatırım.” Bu faraziyede acib bir nokta vardır. Demek bu küçücük insan, nokta-i istinad bulsa, küre gibi büyük işleri çevirebilir. Asâr-ı Bedîiyye/160” diyor. O nokta-i istinad Kur’an ve sünnettir ve bu asırda onların bu asrın fehmine dersi Risalei Nur’dur. Bizim elimizde emelimize kuvvet verecek böyle bir nokta-i istinadımız var.
Bu gelen sual ve cevap fezlekem de arza çalıştığım manayı fevkalade izah ve isbat ediyor;

{Dehşetli ve hakikatlı bir sual. -Müellif-}

Sual: Heyhat! Bize teselli veren şu ulvî emeli ye’se inkılab ettiren etrafımızda hayatımızı zehirlettirmek ve devletimizi parça parça etmek için ağızlarını açmış o müdhiş yılanlara ne diyeceğiz?

C- Korkmayınız!. Medeniyet, fazilet, hürriyet; âlem-i insaniyette galebe çalmağa başladığından, bizzarûre terazinin öteki gözü şey’en fe-şey’en hafifleşecektir. Farz-ı muhal olarak, (Allah etmesin) eğer bizi parça parça edip öldürseler; emin olsunlar, biz yirmi olarak öleceğiz, üçyüz olarak dirileceğiz. Başımızdan rezail ve ihtilafatın gubarını silkip, hakikî münevver, müttehid olarak kervan-ı benî beşere pişdarlık edeceğiz. Biz en şedid, en kavî ve en bakî hayatı intac eden öyle bir ölümden korkmayız. Biz ölsek de, İslâmiyet sağ kalır.

Asâr-ı Bedîiyye/328

Yani rahmet-i İlahiyeye kuvvetli ümid beslemek. Bu ümidimize şevk verecek ve bizleri sa’y-u gayrete getirecek ve himmetimizi pervaz ettirecek haberleri Nurdanhaber’de okuyacağımız umudu beni heyecanlandırıyor.

İman ve ümit dedik… bu iki kanada hayat verecek husus ise ihlas’tır. “

Salisen ; “ihlas”
“Hem ihlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır. Lem’alar/171
“İbadetin ruhu, ihlâsdır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir faide ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faideler, hikmetler yalnız müreccih olabilirler; illet olamazlar. İşârât-ül İ’caz/95

Cenab-ı Hak şu ihlas-ı tammeye hepimizi muvaffak eylesin. Bediüzzaman’ın ihlas risalelerine havale edip şimdilik mevzuun dördüncü ayağına geçiyorum.

Rabian; “ittihad”!
Mikro planda ferdler ve cemaatler bazında, makro planda devletler milletler muvazenesinde gayemiz, hedefimiz, şaşmaz rotamız “ittihad’tır”.
İttihadımızın sınırları bellidir. Önderimiz Efendimiz (sav)dır, kitabımız Kur’an’dır. Davet Kur’an ve sünnetedir. Bediüzzaman Peygamberimizin vekilidir. Risale-i Nur ise Kur’an’ın bu asra bir dersidir. Bizler de hizmetkarız. Hizmet ile mahkumuz. Benlik, enaniyet, liderlik, önde görünmek gibi hodfuruşane ve sakil ahval-i süfliyeden kaçıyoruz. Hizmetkarız. Hademeyiz. Hademe’nin gemide ne kadar iddiası varsa o kadar iddiamız var.
İttihad yanlış anlaşılmamalıdır. Mesela makro planda sırf müslümanım diyor diye bir zalimle ittifak edemeyiz, bir eşkıya ile eli kanlı bir diktatörle faraza ittihad edemeyiz, darbecilerle ittihad edemeyiz. Velhasıl münafıklarla, müşriklerle, kökü dışarda dal ve budakları içimizde küresel güçlerin piyonlarıyla nasıl müttefik olunabilir. Aynen öylede bu Anadolu’nun DNA sı olan Anadolu Kültür ve Medeniyetinin ehl-i sünnet anlayışını yok etmek isteyen, Hadis düşmanları, sünnet düşmanları, bid’a taraftarlarıyla ittihad edemeyiz. Ve nihayet müsbet iman hizmetini baltalamak, sadmelere maruz bırakmak isteyen, Muazzez Üstad’ımızın meslek ve meşrebini tağyir etmek isteyen, kafa fenerlerini Nurun Nur ve Nurani desatirinden üstün gören ve ulvi addedenlerle de ittihad hak ve hakikate zulüm olacağından elbette ittihad’tan kasdımız bu da değildir.

O halde ehl-i sünnet çizgisinde bütün cemaat-i İslamiye ile ve lahikalar ile desatiri tayin olunan meslek ve meşrebin müsbet tabileri mabeyninde ittihad nasıl olmalıdır;

Evvela; “Hakkı Bulduktan Sonra Ehak İçin İhtilafı Çıkarma

Ey tâlib-i hakikat, mâdem hakta ittifak, ehakta ihtilaftır. Bâzen hak, ehaktan ehaktır. Hem de olur hasen, ahsenden ahsen.

İslâmiyet, Selm ve Müsâlemettir: Dahilde Nizâ’ ve Husûmet İstemez

Ey Âlem-i İslâmî! Hayatın ittihatta. Ger ittihad istersen düsturun bu olmalı:

“Hüve’l-Hakku” yerine “Hüve Hakkun” olmalı. “Hüve’l-Hasen” yerine “Hüve’l-Ahsen” olmalı…

Her müslim kendi meslek, mezhebine demeli:

“İşte bu haktır; başkasına ilişmem; başkaları güzelse, benim en güzelidir.”
Dememeli:“Budur hak, başkaları battaldır. Ya yalnız benimkidir güzeli; başkaları yanlıştır, hem çirkindir.”

Zihniyet-i inhisar, hubb-u nefisten geliyor, sonra maraz oluyor, nizâ’ ondan çıkıyor. Derd ile dermanlar,

Taaddüdü hak olur, hak da taaddüd eder. Hâcât ve ağdiyenin tenevvüü hak olur, hak da tenevvü eder.

İstîdad, terbiyeler tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde-i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.

İki mîzâca göre.. mesâil-i fer’îde hakikat sabit değil, izâfî ve mürekkeb. Mükellefîn mîzaclar,

Ona bir hisse verip ona göre ederek tahakkuk ve terekküb, her mezhebin sahibi mühmel mutlak hükmeder.

Mezhebinin hududu ta’yinini bırakır temayül-ü mizaca; taassub-u mezhebî tâmime sebeb olur.

Tâmimin iltizamı sebeb olur nizaa. İslâmiyet’ten evvel tabakat-ı beşerde derin uçurumlar…

Hem tebâüd-ü acîbi istedi bir vakitte taaddüd-ü Enbiya, tenevvü-ü şerâyi’, müteaddid mezhebler.

Beşerde bir inkılâb İslâmiyet yaptırdı, beşer tekarüb etti, Şer’ etti ittihad, vâhid oldu Peygamber.

Seviye bir olmadı, mezheb taaddüd etti. Terbiye-i vâhide kâfi geldiği zaman ittihad eder mezhebler… Sözler/776
Biz de sadakte Ey Muhterem Üstadımız diyoruz.
Bütün naks ve kusur ve hata leim olan nefsimin varsa bir hüsün ve cemal Kur’an lemaatı olan Risale-i Nur’larındır.
Herkes yahşi men yaman
Herkes buğday men saman
Vesselam….

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.