enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,4025
EURO
10,1975
ALTIN
504,27
BIST
1.458
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Salı Gök Gürültülü
22°C
Çarşamba Gök Gürültülü
24°C
Perşembe Gök Gürültülü
24°C
Cuma Gök Gürültülü
24°C

Sevmek ve Sevgi Hali

10.06.2021
A+
A-

Dünyanın en güzel kelimelerinden birisini söyleyin deseler, herhalde ilk söyleyeceğimiz kelime  ‘Sevmek veya sevgi’ olur. Bu kadar güzel bir kelimenin anlamını veya tanımını yapın deseler önce uzun uzun bir düşünmeyi yeğlersiniz. Belki tarih boyunca nice filozoflar, yazarlar ve şairler en güzel aşk şiirlerini sevgi üzerine yazmış, Sevmek üzerine bu yüzden binlerce roman yazılmış, masalların biricik öznesi olmuştur.

İnsanın hayata gelişiyle başlayan ‘sevgi/sevmek’ öznesi hayatın içerisinde birçok değişik tanımlarla karşımıza çıksa da; Sevgi; mutlak bir iyilik halidir insanoğlu için. Ve o sürecin inşası yine insanoğlunun kendi ellerinde filizlerin büyüttüğü kocaman bir hayatı içine sığdırdığı durum olarak büyümüştür. Bugün yaşantımızda sevginin aşkla karşılaştırması hep yapılır. Bizler bu kavramlar üzerinde çoğu zaman yanılmış olsak ta, sevgiyi bir yaşantı, olumsuz bir hayat değil de, olumlu bir kavram güzel bir hale bürünmek olarak görürüz hayatımızda.

‘Sevgi’nin tanımında; bir kişiye ya da bir şeye karşı duyulan ilgi, bağlılık, içtenlikli yakınlık duygusu ile o kişinin ya da o varlığın iyiliğini isteme, ona içten bağlanma hali olarak açıklayabiliriz. Çoğumuz sevgiyi başka hallerle karıştırabiliriz. Bunun nedeni ‘Gerçek Sevgi’nin özel olduğunu söylesek te, romantik sevgi efsanesinin egemenliğinden onu kurtarmayışımızdan da kaynaklıdır. Belki dünyamızı etkileyen en güçlü hal ‘Sevgi’nin bir ‘bağımlılık’ haline gelme tehlikesi olarak ta görebiliriz.

Fakat, kalbimiz birisine veya bir şeye bağımlı hale geldiği andan itibaren doğal enerjisi olan sevgiyi,  üzüntüye, öfkeye ve korkuya dönüştürebiliriz. Sonra da bu güçlü duyguların nereden geldiğini merak eder, sevgi ihtiyacımızı karşılamak için istediğimiz o şeyi veya kişiyi elde etme fikrine kapılıp onu elde etme gerektiği fikrine kapılırız.  O zaman da öylesine büyük bir hata yaptığımızın farkına dahi varamayabiliriz.

Bugünkü tanımlamalarla sevgi veya sevmek dünkü tanımlamalar arasında fark olduğunu görebiliyoruz. Bu görüntü çağa ayak uydurma veya dünkü imkânlarla bugünkü imkânlar arasındaki farklılığın sevgi ve sevmeyle orantılı bir şekilde işlediğine şahit oluyoruz. Sevgi değişkenliğini hayatımızda her daim görebiliyoruz. Aslında hayatın kanununda bu zaten dünde bugünde var olan bir gerçek. Bunları sınıflandırmak istediğimizde o kadar çok örnek önümüze çıkar ki, bunlardan sadece bir kaçını ele aldığımızda bu farkındalığı görmede ki gerçeği de kavramada bize yardımcı olabilir.

Özetlersek, emeğine, ürettiklerine, daha doğrusu kendi yaşamına yabancılaşmış kişilerin çoğunlukta olduğu burjuva toplumunda; sevgi/sevmekten çok, nefret, düşmanlık, ikiyüzlü sahte duyguların egemen olduğu, sahiplenmenin kişileştirildiği, sahip olmadaki hırsları böyle bir toplumda sevginin yaygınlaşmasındaki önünde büyük bir engel olarak çıkıyor.

Çevremize baktığımız sevginin tanımlanmasında aslında doğa bize o kadar güzel deliller sunar ki, işte bizim o delilleri gördüğümüzde asıl sevginin tanımını yapmadaki doğru olanı görmemizi de güçlendirir. Örnek; Bir kulun Allah’a olan bağlılığı, bir annenin yavrusuna olan hali, bir babanın evlatlarına olan bakışı, Zengin veya yoksul bir ailenin hayatta sahip olduğu varlıkları (Araba, ev, eş, makam….), iki aşığın birbirini olan duygusu …  ve daha nice bunun gibi doğal olaylar veya yaşantılar sevgiyi çağrıştıran değiller değil de nedir. İnsanın yaşantısının özünde de sevginin özü vardır.

Bazen bu kavramlarda sınır tanımaz isteklerin etkisi altına girme hali de vardır. Psikopatolojik özel durumlar bir yana, sevginin yönü, iyiye, doğruya, güzele doğrudur. Bize mutluluk vermeyen bir toplumda sevme hali giderek körleşir, yani yaşamın bizi sevdiği, okşadığı ölçüde sevme gücünü zayıflatır. Olaylara, daha iyimser, daha hoşgörülü bakma halini nefrete dönüştürebilir.

Yaşadığımız asırla alakalı gerçek farklılıkların özellikle kültür, uygarlıkla alakalandırılabilir. Bugün gerçek sevgi ile sözde sevgi arasındaki farkı anlamada da toplumsal çok zorlandığımız bir konudur. Sabahtan akşama kadar yayın yapan TV’lerden veya gazetelerin 3. sayfa haberlerinden izlediğimiz kadarıyla sevgi adına toplumsal cinayetleri izliyoruz. Bugün, Anadolu’nun her bölgesinde ‘sevgi ve sevme’! üzerine onlarca cinayetler işleyenleri görünce bunu daha iyi anlayabiliyoruz.

Gerçek sevgi; karşımızdakine içtenliğimizle davranma, onun isteklerini, umutlarını, düşlerini, acılarını ve sıkıntılarını anlama, ona her an kol kanat geren, onu hiçbir karşılık beklemeden mutluluk içinde yapma olanağı sağlayan bir bilinçliliktir. Gerçek sevgiyi anlatırken sevmenin bir özne olduğundan bahsetmiştim. Gerçek sevgi, hayatın tüm acılarına karşı koymayı, sevilen her şey, sevenin gözünde güzel ve mutluluk olarak görmesidir. Gerçek sevgi, sahip olduğumuz değerlere mala mülke değil, Allah’ın yarattığı tüm kâinatın ve onun içindeki bütün güzelliklerin sevilmesi halidir.

Son Söz; Bugün varlıkla yokluğun, güçlüyle zayıfın hâkim olduğu coğrafyalarda Zalimin mazlumu ezdiği, güçlünün ve zayıfa zulmettiği bir gerçek. Dünyada sevgi ve sevmenin yerini nefret söylemleri alsa da, kine, öfkeye ve şiddete dönüştürmedeki bu yarışları ne kadar dayanılmaz duruma getirilirse getirilsin, insan dünyasının bir öznesi olan sevgi, daha güçlü, daha yaygın ve daha sağlıklı olacaktır

Kalın sağlıcakla.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.