enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,6710
EURO
10,3580
ALTIN
495,17
BIST
1.402
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
29°C

DOĞRULUK VE GÜVEN

11.06.2021
A+
A-

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun”(Tevbe, 9/119)

Allah, dünya hayatında buluğ çağından ölünceye kadar Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak dünya ve ahireti teminat altına almamızı, günahlardan sakınmamızı, iman ve İslâm nimetinin kıymetini bilmemizi, ibadet ve itaatle azabından korunmamızı istemektedir.

Allah; söz, eylem ve davranışlarda doğru olmamızı, dürüst ve iyi insanlarla birlikte olmamızı, iyilerle doğrularla oturup kalkmamızı, onlarla hemhal olmamızı, yalandan, sahtekârlıktan uzak olmamızı, kötü ve yalancı insanlar ile birlikte olmamamızı istemektedir.

Bizi Yaratan ve yaşatan Yüce Allah, insanın iyi bir mümin, doğru ve dürüst bir insan olmasından razı olur.

Doğruluk insanların kendi arzularına veya kendi çıkarlarına göre olmaz.

Doğruluk Allah’ın koyduğu ölçülere göre yaşamakla olur.

O bakımdan Peygamberimize ve onun şahsında tüm inananlara Allah doğru söylemeyi emrediyor, yalanı ise yasaklıyor.

Ahzab sûresinin 70 ve 71. âyetlerinde; “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır” buyuruyor.

Bu ayet-i kerîme, açık bir şekilde Müslümanın doğru sözlü ve dürüst, özü ile sözünün aynı olmasını emretmektedir.

Müminlerin bu emre uygun hareket etmeleri gerekmektedir.

Müslüman olduğunu söylediği halde insanlara karşı yalan konuşan, sözü ile özü birbirine uymayan insanlar vardır. Bu tür insanlar kalben inanmadıkları halde Müslümanlara karşı inandıklarını söylerler. Gerçekte inanmazlar, yalancıdırlar. Bu kimseler Allah katında kafirdir ve Kur’an’da bu kimseler “münafık” olarak nitelenmektedirler. Münafıkların gerçek yüzlerini ancak Allah bilir. Münafıklar, Allah’ı ve insanları kandırmaya çalışan, yalancı, sahtekâr ve ikiyüzlü kimselerdir.

Doğruluk önce imanda gerçekleşir, ikinci aşamada doğruluk sözde ve amelde ortaya çıkar. İnancında, sözlerinde ve amellerinde doğru olan insanlar güvenilir insanlardır. Doğruluk ve güven, bütün iyiliklerin başıdır.

Toplumda her sınıf insanın doğruluğa ve güvene ihtiyacı vardır. Doğruluk ve güven olmadan insanlar rahat ve huzurlu yaşayamazlar, ticari hayat durur, felç olur. Herkes birbirinden şüphe etmeye başlar, kimse kimseye inanmaz olur. Birbirine inanmayan ve güvenmeyen insanların oluşturduğu toplumda birlikten beraberlikten söz edilemez. Her an aldatılma korkusuyla yaşayan insanın hayatı çekilmez olur. Bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırmanın yolu doğruluk ve güvendir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), doğruluğu sayesinde peygamberlik öncesinde bile “Güvenilir Muhammed/Muhammedü’l-Emin” unvanını almıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) son derece güvenilir, özü sözü doğru, hayatında hiç yalan söylememiş, kimseyi aldatmamış örnek bir şahsiyettir. Mekkeliler kendisine güvendikleri için ticaret kervanlarını emanet ederlerdi. Bizans Meliki Herakliyüs, Ebu Süfyan’a Peygamberimizin hiç yalan söylediğini duyup duymadığını sormuş, Ebu Süfyan da, onun hiç yalan söylemediğini bildirmiştir. Bunun üzerine Herakliyüs, “İnsanlara yalan söylemeyen, Allah’a karşı da yalan söylemez” demiştir.

İnsanları gerek dünyada ve gerekse ahirette kötü duruma sokacak olan yalan ve hileli işlerden koruyacak, onları kurtuluşa ve saadete götürecek olan doğruluk ve güven konusunda Peygamber Efendimizin örnekliğiyle beraber çok güzel tavsiyeleri olmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.) müminleri doğru olmaya şöyle teşvik etmektedir:

“Size doğruluğu tavsiye ederim. Zira doğruluk insanı birr’e (Allah’ı razı edecek iyiliğe) götürür, birr de cennete götürür. Kişi doğru söyler ve doğruyu arar da, sonunda Allah’ın indinde sidik (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe (cehenneme) götürür. Kişi yalan söyler ve yalanın arkasına düşer de, sonunda Allah’ın indinde yalancı diye kaydedilir.” (Buhari, Büyû, 19, 22, 44, 46; Müslim, Büyû, 47; Ebû Davud, Büyû, 53; Tirmizi, Büyû, 26; Nesai, Büyû, 3.)

Doğruluk ve güven, hem dünya ve hem de ahiret için vazgeçilmez iki ilkedir. Doğruluğun yeri kalptir, iyi niyetli, ihlaslı ve samîmi olan insanın inancı da sağlamdır. Niyeti ve inancı bozuk insanın sözleri ve işleri de bozuk olur.

Bu sebeple insan önce doğru bir inanca sahip olmalı, sonra bu inancını söz ve davranışlarına yansıtmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.