enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,5655
EURO
10,1249
ALTIN
497,14
BIST
1.360
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
33°C
İstanbul
33°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
34°C
Cuma Az Bulutlu
34°C
Cumartesi Sıcak
35°C
Pazar Sıcak
35°C

ABD İLE ÇİN ARASINDA SOĞUK SAVAŞ BAŞLADI

18.06.2021
A+
A-

2.Dünya Savaşı bittikten sonra Amerika ile Rusya arasında başlayan soğuk savaş 9 Kasım 1989 Günü Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Doğu ile Batı Almanya’nın birleşmesiyle bitti. O tarihten bu güne kadar soğuk savaş son 20 yılda yeniden dönmek istese bile Rusya ile ilişkiler ekonomik düzeyde ABD-Rusya arasında sürdü. Nükleer Füzeler azaltıldı. Son aylarda Biden’ın yeni başkan seçilmesiyle birlikte Çin ile sıkıntılar artmaya başladı. Bu noktada ABD ve ÇİN Uzakdoğu da artık düşman olmaya başladılar.

ABD’nin yeni başkanı Joe Biden Çin Politikasını belirlemeye çalışıyor. ABD ile Çin arasındaki ilişkiler son yıllarda giderek bozuldu ve daha da kötüleşeceğe benziyor. Sulliavan daha danışmanlık görevine atanmadan önce, Biden’ın Asya danışmanı Kurt Campbell ile birlikte Foreign Affairs dergisine bir yazı yazmış ve “Çin ile diyalog dönemi sona ermiştir” ifadesini kullanmıştı.

Washington ile Pekin arasındaki ilişkinin nasıl tanımlanacağı, ne tür sorular soracağımızı ve hangi yanıtları alacağımızı belirlemek bakımından önemli. Bu tanım, politika seçeneklerinin parametrelerini belirler.

ABD ve Çin: Rekabetleriyle geleceği şekillendirecek iki süper güç

Kennedy ve Kruşçev 1961

Eğer “Soğuk Savaş” ifadesiyle birbiriyle uyuşmayan iki siyasi sistem arasındaki rekabeti tüm yönleriyle kapsayan büyük bir mücadele kastediliyorsa, ABD-Çin rekabetinin de ABD-Sovyet çekişmesinin yansımalarını taşıdığı söylenebilir.

Biden yönetiminin Mart ayı başında açıkladığı dış politika strateji belgesinde, daha “iddialı” bir Çin’in “ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik gücünü birleştirerek istikrarlı ve açık bir uluslararası sisteme uzun süreli meydan okuma potansiyeline sahip tek rakip” olduğu ifade ediliyordu. Biden yönetiminin Çin politikası, gerektiğinde Çin’e karşı koymaya, mümkün olduğunda da işbirliği yapmaya dayanıyor.

Çin de benzer bir yaklaşım sergiliyor; bir yandan ABD ile yapıcı ilişkiler kurmak istediği sinyalini verirken, kendi çıkarlarını geliştirmeye yönelik adımları sürdürürken – Hong-Kong’da demokrasi yanlılarını bastırmak, Sincan Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine karşı (Blinken’in “soykırım” olarak nitelediği) tutumu utanmadan devam ettirmek istiyor.

Pekin de ABD sistemindeki bozuklukları gündeme getirme fırsatını pek kaçırmıyor. Eski başkan Donald Trump döneminde Covid-19 salgınının kötü bir şekilde ele alınması ve Kongre’ye baskın, Çin için kendi ekonomik ve sosyal modelinin daha üstün olduğunu ilan etme fırsatı sunmuştu.

ABD, Çin’i ‘Uygurlara soykırım yapmakla’ suçladı, Pekin’in yanıtı ‘ölçüsüz yalanlar’ oldu

Çin: Sincan’daki Müslümanlara yönelik iddialar karalayıcı birer saldırıdan ibaret

ABD ile Çin arasındaki rekabetin önemli bir boyutu da 5G teknolojisine dayanıyor. “Soğuk Savaş” nitelemesi yüzeysel olarak uygun görünebilir, ama bu tanım ne kadar işe yarıyor? Orijinal Soğuk Savaş’ta Sovyetler Birliği ve müttefikleri dünya ekonomisinden yalıtık durumdaydı ve katı ihracat kontrollerine tabiydi. Çin ise tersine küresel ekonominin temel taşı ve ekonomisi ABD ekonomisi ile iç içe geçmiş durumda.

Orijinal Soğuk Savaş’ın, özellikle silah ve uzay yarışı bakımından önemli bir teknolojik boyutu olsa da, ABD-Çin arasındaki bugünkü rekabet, yapay zeka ve 5G gibi, toplumlarımızın bugün ve gelecekte işleyişi bakımından temel teknolojileri içeriyor.

Bugün ise çok kutuplu bir dünyadayız, ama liberal dünya düzeninin kurumları hiç olmadığı kadar tehdit altında. Bu da Çin’in kendi dünya görüşünü empoze etmek istemesinde kaldıraç rolü oynuyor. Çin, Sovyetler Birliği de değil. Ondan çok daha güçlü. Sovyetler Birliği dorukta iken GSYH’si ABD’ninkinin yüzde 40’ı düzeyindeydi. Çin ise 10 yıl içinde ABD’nin düzeyine ulaşmış olacak. Çin, ABD’nin 19. yüzyıldan beri karşılaştığı en güçlü rakip. Ayrıca önümüzdeki uzun yıllar boyunca da yürütülmesi gereken bir ilişki olacak.

Bu “İkinci Soğuk Savaş” değil, ondan çok daha tehlikeli. Çin birçok bakımdan ABD’nin düzeyinde bir rakip. Henüz küresel bir süper güç olmasa da, Çin’in kendi güvenliği bakımından en önemli gördüğü alanlarda ABD’nin askeri rakibi konumunda.

Başkan Biden’ın Çin sorunu karmaşık bir sorun. Biden’ın dış politika hedefleri, Pekin’e birbiriyle çelişkili farklı yaklaşımları gerektiriyor. Bir yandan iklim değişikliği ve Asya-Pasifik bölgesinde istikrar sağlama konusunda işbirliği yapmayı umarken, daha adil ticaret uygulamaları, demokrasi ve insan hakları gibi konularda Çin’e nasıl baskı yaparsınız? Bu tümüyle stratejik rekabet yönetimi ile ilgili olacak.

Çin’in birçok güçlü yanı olduğu gibi zayıflıkları da var. ABD’nin ise zayıflıkları büyük ama aynı zamanda dinamizme ve kendisini yeniden keşfetme kapasitesine sahip. Ama Covid-19 salgınının gösterdiği gibi, Çin’de olan bir şey sadece Çin’i etkilemiyor. Çin, hepimizin yaşamını etkileyen bir dünya aktörü. Pandemi konusundaki durum ise şöyle: ABD ve AB Ülkeleri bu salgını Çin’in bir suçu olarak görüyorlar. ÇİN yüzünden uğradıkları maddi ve manevi kayıplar nedeniyle Sonbahar da Lahey Adalet Divanı’nda davalar açmaya hazırlanıyorlar. Bunu yakın zamanda göreceğiz.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.