enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,5579
EURO
10,1204
ALTIN
495,23
BIST
1.366
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
33°C
İstanbul
33°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
34°C
Cuma Az Bulutlu
34°C
Cumartesi Sıcak
35°C
Pazar Sıcak
35°C

ASIL ZENGİNLİK

14.07.2021
A+
A-

Kadın yine söylenip duruyordu:

  • Şu eve bak, dökülüyor! Ya eşyalara ne demeli? Eşyasını bilmem kaçıncıya değiştirip atmaya kıyamayıp da sözüm ona hayır yapan gösterişçilerin eskileri…

Adam sessiz sedasız oturuyor. Dalmış da duymuyormuş gibi, çoğu zamanki ruh hali…

Kadın sesinin ayarını yükselterek:

  • Yeter yahu, hiç mi rahatlık görmeyeceğiz? Hep fakirlik, hep yokluk mu benim kaderim?

Adamın içinde fırtınalar kopuyor, boranlar esiyor ama ne yapsın, nasıl yapsın dahası yok! Bir an göz göze geldiler. Kadın eşinin gözündeki üzüntüyü yüreğinde hissetti. Artık susmanın zamanı gelmiş diye düşündü. Adamcağız, eşini bir türlü mutlu edemediği, hanımının özlemlerini yerine getiremediği için mutsuz, hayat arkadaşına tebessüm ederek baktı:

  • Haydi, gel biraz dolaşalım hava çok güzel, dedi.

Kadın nazlandı ama eşi öyle samimi öyle çaresiz görünüyordu ki, “Gidelim madem” dedi.

Evlerinden çıktılar, bir saat veya daha uzun yürüdüler hiç konuşmadan. Kadının gözünden dökülen gözyaşları güneşte pırlanta gibi yanağından süzülüyordu.

Adamın gözyaşları ise içine akıyor, kalbine damlıyordu büyük bir acıyla. Kadın birden elinin tersiyle yaşını sildi.

  • Burası neresi, cennet falan da biz mi yeni gördük? Büyük büyük bahçelerin içinde kocaman villalar, hayır hatta saraylar!

Kadının gözleri kocaman açıldı:

  • Şu bahçelere bak! Ay ay ay, havuzları da var. Ne değişik ağaçlar, renk renk çiçekler…

Kadın evleri hayranlıkla seyrediyordu; adam ise eşini, bunca varlığın karşısındaki yokluğunu, hiçliğini…

  • Aman Allahım, dedi kadın. Bu villa hepsinden de güzel!

Camlar, kapılar ve canım panjurlar, adını bilmediği daha ne güzel şeyleri var buranın. Daha iyi görebilmek için arada bir zıplıyor, bir hayranlık depreminde sallanıyor, sarsılıyordu.

“Fransız balkonlu bir oda, camında da tül perdesi yok. O da ne? Tekerlekli sandalye… Şey galiba, hasta yatağı… Şu hastanelerde var ya otomatik olanlardan, genç bir adam yatıyor.” Göz göze geldiler kadınla. Bu genç yüzün gözlerindeki yokluk, fakirliğin yokluğundan daha da acıttı yüreğini.

  • Hey be, dedi. Bunca varlığın içinde bu da ne, gencecik bir adam. Zenginlik, bahçe, villa, havuz…

Kadın sanki koca bir dağın tepesinden yuvarlanıp düşüverdi. Yanında sessiz sedasız bekleyen eşine baktı, koluna girdi, başını omzuna koydu.

  • Affet beni, dedi. Bazen çok konuşuyorum. Haydi, evimize gidelim, orası bizim serçe sarayımız. Bir çay demleyelim içelim mis gibi.

Adam şaşkın ama mutlu, ne olduysa çok güzel olmuş bu kadına.

  • Tamam, mısır da patlatır mıyız çayın yanına?
Yorumlar

  1. osman usta dedi ki:

    hissiyatıma dokundu… sanki beni anlatıyor, hayatın taaa içinden,hatta tam ortasından beyav