enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,5579
EURO
10,1204
ALTIN
495,23
BIST
1.366
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
33°C
İstanbul
33°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
34°C
Cuma Az Bulutlu
34°C
Cumartesi Sıcak
35°C
Pazar Sıcak
35°C

Ölümün Provası

19.07.2021
A+
A-

Ölümün bize ne kadar yakın olduğunu biliyoruz değil mi dostlar? Bir de provası olur mu hiç, demeyin olur. Alimler der ki: Ölmeden önce ölünüz. Bunun nedeni ölüme hazırlanın demektir. Kimsenin yarına çıkmak için bir senedi sepeti yok maalesef.  Lakin dünyaya ait öyle projelerimiz var ki sanki ebediyen burada kalacakmışız gibi.

En değerli bir nimet sağlıktır. Kıymetini ise ancak kaybedince anlarız. Bir çoğumuz salgın hastalığın sebebiyle evde tıkılıp kaldık. Hasta dahi olsak hastaneye gidemedik. Lakin bir yandan hastalıklarımız artmakta, haberimiz yok. Durum böyle olunca zorunlu gitmiş oluyoruz. Bende yakın sebeplerden hastanede gittim muayene oldum, hemen acil ameliyat olmam gerektiği söylendi. İnsan önce şaşırıyor ancak mecburen kabul ediyorsun. Ameliyat oldum çok şükür, iyileşmeye çalışıyorum rabbim cümlesine şafi isminle şifa ihsan etsin amin.

Ameliyata girmeden önce karşılaştığın sahne beni oldukça etkiledi. İnsan bir anlık. Bir varmış, bir yokmuş gibi. Ameliyathanenin önüne gittikten sonra artık arkana bakmıyorsun ölümün provasını yapıyorsun. Ameliyathanenin hasta bekleme noktasında herkes sıra olmuş sedyelerde çağırılmayı bekliyorlar. Kimse kimse ile ilgilenmiyor, herkes kendi derdinde ve bir şeyler okuyor, dua ediyorlar. Sırası geleni alıyorlar ameliyata diğerleri ise bekliyorlar.

Orada kendimce mahşerin provasını yaptım. İşte Rabbimizin huzuruna çağırılıyoruz, sırası gelen hesaba çekiliyor. İşte büyük gün geldi diyorum. Aklına ailen bile gelmiyor sadece sen varsın hesabı da sen veriyorsun. Ya Rabbim geliyorum dedim. Hatalarımla geliyorum, günahlarımla geliyorum affet. Affına sığınıyorum. Ameliyat masasına yattım üzerim de boydan boya beyaz çarşaf var.

İşte dünyalık olarak hiçbir şey yok. Şükürler olsun Rabbime benim üzerimde ki, vücudumun kalıplarından, muntazam yerleştirilen zerrelerime kadar sanatının sonsuz olduğunu gözlerime gösterdi. Vücudumuzda ki duygularımız ve ruhumuz gibi ince dakik manevi letaifi dahi bu düzeni manevi alemlerden geldiğini gösterdi. Elhamdülillah ne kadar şükretsem az. Üzerimizdeki kıymetli nimetlerin ehemmiyetinin farkına vardık.  İşte insan bu kadar aciz ki kimse ölüme yaklaştığında, onu hissettiğinde hiçbir şey düşünmüyor. Ameliyat durumunda da aynı şekilde yalnızca acılarınla baş başa duadan başka bir şey istemiyor insan. Aciz oluşunun derinliklerini yaşıyor hastanede.

Hastalıklarımız bir süreliğine misafir gelir ve gider, inşallah mühim olan ruhumuzun hasta olmamıştır. Bedeni rahatsızlıklarımız inşallah günahlarımıza kefaret olur. Bu noktada Bediüzzaman hazretlerinin “Lemalar” kitabının on ikinci noktasında şöyle demektedir:

“Dinleyin dostlarım! Biliniz ki; ben hilafı-ı adet olarak, gizlenmesi lazım gelen Rabbime karşı kalbimin tazarru ve niyaz ve münacatını bazen yazdığımın sebebi: Ölüm dilimi susturduğu zamanlarda, dilime bedel kitabımın söylenmesinin kabulünü rahmet-i ilahiyeden rica etmektir. Evet kısa bir ömründe hadsiz günahlarıma kefaret olacak muvakkat lisanımın tövbe ve nedametleri kafi gelmiyor…

Ey Rabbi Rahimim ve ey Halik-ı Kerimim! Benim su-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici, vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalp ve hacaletli yüzümle kabre yaklaşıyorum.  Bilmüşahede, göre göre, gayet süratle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbap ve akran ve akaribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum.

O kabir, bu dâr-i fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü’l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Ve bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünya da, katî bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider ve fânidir ölür. Ve bilmüşahede, içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur. Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.”

Dünya böyle bir yer. Bir gün sevinir bir gün hüzünleniriz. İşte ebediyete giden yollar faniden geçer. Rabbim kazanmayı cümlemize nasip etsin. Yazımı sonlandırırken Yunus Emre hazretlerinin şu pek hikmetli mısraları ile sonlandırmak isterim:

Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni
Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni
Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem
Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni
Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek
Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni
Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar
Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni
Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni
Yunus’dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni

 

Selam dua ile.

Yazarın Diğer Yazıları
05.07.2021
Yorumlar

  1. Havva şen dedi ki:

    Cok guzell kaleminize saglik..sondaki siir yakti gecti…