logo

YENİ ROTAMIZ ; YÜKSELEN TÜRKİYE

DURMUŞ ÇELEN

DURMUŞ ÇELEN
durmus.celen@sonsaat.com.tr

Durmuş ÇELEN

Eğer,Türkiye yönünü doğuya çevirmişse sanmayın ki batıya sırtını dönmüştür uluslararası ilişkiler,duygusallıkla veya niyetlerle değil mütekabiliyet esasına ve varlığını korumak gerektiğinde bekasına,göre şekillenir.                                                                                                                        Türkiye yönünü doğuya çevirmişse bilin ki İsrael ile iyi ilişkiler içersindedir aksi düşünülemez.

Türkiye 15 Temmuz hain darbe girişimi ile gözünü açmıştır. Tıpkı Amerikalıların Japonların Pearl Harbor Saldırısı sonucu uyanışı gibi. Türkiye de uyanmıştır beklemek sonun başlangıcı olabilirdi.

Pearl Harbor önemli bir ders konusudur detaylara girmeyeceğim  ama okursanız yazının sonunu daha iyi anlayacaksınız..

ABD ile anlaşıyoruz Rusya ile iyi ilişkilere giriyoruz. 14 Temmuz da John Kerry Rusya da,Aleksandr Dugin Türkiye de ve 15 Temmuz darbe girişimi tesadüf diye birşey,söz konusu değildir,tesadüfte değildir.

Her ne kadar,İsrael Türkiye ile ilişkimize konomik ilişkilerden öteye gidemez desekte gerçek sadece o değildir. İsrael Türkiye ile gaz anlaşmasından bahsetse de mesele sadece o değildir.

Mesele Türk dünyası ile Türkiye’nin işbirliğine girmesini hızlandırmak,ve doğunun jandarmalığına hazırlanmak yani Ülkücü Hareketin deyimiyle Turan’a ekonomi ve politikada Türki devletlerle ekonomik işbirliğine ,kültürel işbirliğine ve dil birliğine gidilmesinin önünü açmaktır.

Peki neden İsrael bunu istiyor ve yüzümüzün doğuya dönmesini zorluyor ? İsrael ‘e bu ne sağlar ?

Birincisi İsrael,kendi güvenliğinin,Türkiye’ye bağli olduğunu çok iyi biliyor, ikincisi kendi ihtiyacı olanın yolu Turan’dan geçtiği için.                                                                                                                                  Herşeyden ötesi Çin’i geleceğin potansiyel tehlikesi görüyor.

Bunları birleştirdiğimiz de ABD’nın şimdilik göz yumduğunu,gözlemliyoruz. Peki Rusya,bunu destekliyor mu sizce? Çıkarları örtüştüğü İsrael’in veya dünyanın cipi dediğimiz küresel üst aklın müsade ettiği kadar.

Tabi akademik diyalekte böyle bir tasarım yapılamaz. Bu kadar açık yazılmaz değişkenler çok olduğu için ve mistik konuların diyalektide yeri olmadığı için gözardı edilir.

Halbu ki büyük resim ayrıntılar da gizlidir.

Bugüne kadar Türkiye haklı sebep olarak tabiri caizse top  çeviriyordu ancak,çeşitli dış baskılar ve onların içerde ki işbirlikcilerinin darbe girişimi ertelemeye çalıştığımız gerçekle,başbaşa bıraktı.  Ya Turan’a gidecektik,ya da sıra bize gelmişti.

Bu tankı ele geçirmeye benzemez, o asker ne olursa olsun aldatılmış da olsa bu ülkenin askeriydi vicdanı el vermedi teslim oldular.

Çünkü karşılarında gerçek ordu vardı o da, Türk milletinin ta kendisiydi. Oysa büyük devletler gözünün yaşına bakmaz acımazlar.                                                                                                                                                                                                  Hiroşima da Japonlara acıdılar mı ? Irak’ta,Libya da,Suriye de,acıdılar mı?

”Sulhu büyük devletler uluslararası ilişkilerde sana müsade ettikleri sürece sağlarsın.”

”Acımak bir yöntem değildir.” (Durmuş Çelen 14.08.2016)

”Sulha müsade etmiyorlarsa en iiyi savaş, savunma olmaktan çıkar.”(Durmuş Çelen 14.08.2016)

O zaman İsrael’in ihtiyacı nedir ?

Rusya’nın ihtiyacı nedir ?

ABD’nın ihtiyacı nedir ?

Herşeyden önce Türkiye’nin ihtiyacı nedir ona bakmak gereklidir.

Kısacası bu ülkelerin kendilerinde  eksik olanı nedir ? Onu bilmek lazım.   Doğuya dönme meselesini Fransız Başkomutan İmparator Napolyon Bonapart’ın İspanyayı aldıktan sonra İspanya kıralına,verdiği cevapta aramak en doğru olur kanısındayım.

İspanya kıralı, Napolyon Bonapart’a ”Sen para için savaşıyorsun biz ise şerefimiz için.”Diye haykırır. Napolyon cevap verir,”Herkes kendisinde olmayan şey için savaşır,” İşte tüm mesele burda,kimin ne eksiği var bunu iyi tespit edersek, bize ihtiyaç var demektir,ihtiyaç varsa kurtuluş  da vardır.

Tıpkı 1917’de,o zaman ki Sovyetlerin sınırlarının güvenliği ve ilerde ki,işgali engellemek için Türkiye’nin kurtuluş mücadelesine şartlı destek verdiği gibi oysa ki ihtilalden önce, İzmir için eski müttefikleri ile anlaşmıştı.Ancak,Bolşevik ihtilali bize yaramış Sovyetler geri çekilmiş müttefiklerin sınılarına dayanmasını istememişlerdir.

O dönem onlara sınırlarının güvenliği için biz gerekliydik bize de kurtuluşumuz için onlar gerekliydi.Sonuç,iki tarafın da lehine gerçekleşmiştir. Sovyetler kendi güvenliğini,Türkler de kurtuluşunu sağlamışlardır. Şimdide durum pek farklı değildir. Detaylar Taksim anıtında gizlidir.

Bu yazıda çok sorular akıllara takılsa da yazıyı daha fazla uzatmamak için esası pratize ederek anlatmaya çalıştım. İnanın en az iki ciltlik bir konu ,İnşallah vaktimiz olur yazarız, elhamdülillah”Başımız doğuya dönükte olsa,gövdemiz batıdadır biline.”(Durmuş Çelen 14.08.2016)                                                                                                                        ”Eksen kayması,biz istediğimiz için değil onların keyfi için de değil zorunluluktan herkesin istekleri kendisi için elzemse bize gerçeklerden kaçmak düşmezdi.Kaçanı kovalarlar işe yaramadığını anladıklarında da oyalanmazlar vururlar. Yeterince top çevirdik gol atma zamanı gelmişti.” Bunlar sosyal medya için pratize edilmiş şahsi görüşlerimdir. Geçerliliği yoktur sadece benim spontane görüşlerimdir.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KA’B BİN UCRE (R.A)

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Medineli olan Hz. Ka’b, Peygamberimize büyük bir muhabbetle bağlıydı. Re­su­lul­lah’ı üzgün veya düşünceli görse sebebini sorar, yapabileceği bir şey varsa he­men hare­kete geçerdi. Bir defasında Re­su­lul­lah’ı ziyaret etmişti. Mübarek sima­sının biraz solgun olduğunu gördü. “Anam babam size feda olsun, yâ Re­su­lal­lah! Neyiniz var?” diye sordu. Peygamberimiz, “Üç gündür ağzıma bir şey koy­madım.” buyurdu. Hz. Ka’b artık duramazdı. Ne yapıp etmeli, bir şeyler bulup Re­su­lul­lah’a getirmeliydi. Hemen harekete geçti. Develerini sulamakta olan ...
  • SÖZÜN SÖYLENDİĞİ MEVSİM

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Değerli Dostlarım, Sizlerle okuyup etkilendiğim ve üzerine önemli dersler çıkardığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Bir grup kurbağa ormanda dolaşıyormuş ve içlerinden ikisi derin bir çukura düşmüş. Arkadaşlarının düştüğünü gören diğer kurbağalar çukurun etrafını sarıp, ne kadar derin olduğunu görünce, düşen arkadaşlarına o çukurdan çıkmanın mümkün olmayacağını söylemişler. Ancak, iki kurbağa diğerlerinin ne dediğini duymazdan gelip, çukurdan kurtulmak için var güçleriyle zıplamaya başlamışlar. Çabalarını gören çukurun tepesindeki kurbağ...
  • Ağustos ayı Türklerin bayramıdır

    13 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Türk tarihinde Ağustos ayının ayrı bir yeri ve ayrı bir şuuru vardır. Ve Ağustos ayı dünden bugün uzanan tarih serüvenimizde bir sıçrayışın bir zaferin ve bir bayramın ismi olmuştur. 16’ncı yüzyıldan 20’nci yüzyıla gelene kadar tesadüf olmayan ama Türkün Milli Şuurunu, Milli direnişini, hürriyetini dibine kadar yaşadığı bir ay olmuştur. Ağustos ayı Türkler için bayramdır. Çünkü bu tarih bir tesadüf değildir. İlkinde Sultan Alparslan Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde Anadolu’nun adını koyduğu zaferle başladı. Büyük Selçuk...
  • ŞEYBE BİN OSMAN (R.A)

    13 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Şeybe intikam hırsıyla yanıp tutuşuyordu. En sevdiği varlığı, babası Osman bin Ebi Talha, Uhud Savaşı’nda Müslümanlar tarafından öldürülmüştü. Hem de öl­düren, Re­su­lul­lah’ın en yakın akrabalarındandı… Şeybe, babasının intikamını almak için çırpınıyordu. Planlar kuruyor, desise­ler hileler arıyordu. O doymak bilmez hırsı ancak Re­su­lul­lah’ın öldürülmesiyle tatmin olabilirdi. Bunu kafasına koymuştu. Uhud Savaşı’nda bir şey yapamama­nın sıkıntısını taşıyordu. Bu planı uygulamak için arkadaş arıyordu. Huneyn Savaşı bütün şiddetiyle devam...