08 Mart 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 9.921.492 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 05:56
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

YETİM VE KİMSESİZLERE SAHİP ÇIKALIM

Allah'(c.c)ın bütün fiilleri bir hikmete, bir sebebe bağlı olarak tecelli eder.  O, hikmetinin gereği insanları farklı imkan ve özelliklerde yaratmıştır. Bu sebeple, zengin-fakir; kadın-erkek; hasta-sağlıklı; yetim-yetim olmayan; güçlü-zayıf… insanlar  toplumda her zaman olmuştur. Allah, anne-baba şefkatinden mahrum ettiği yetimleri; maddi ve fiziki yönden eksik bıraktığı kimseleri dünyada yalnız bırakmamış, emirleriyle koruması altına almış ve onlar için özel hükümler koymuştur. Kur’an-ı Kerim’in birçok  yerinde doğrudan veya dolaylı olarak, yetimlerin gözetilmesi emredilmektedir.                                                                                                           İlk vahiylerde Hz. Peygamber (s.a.v)’e “Seni yetim bulup da barındırmadı mı? Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi? Seni ihtiyaç halinde bulup da zengin etmedi mi? Öyleyse sakın yetimi ezme! Sakın isteyeni azarlama! Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.” (Duha, 93/6-9.) Ayeti kerimesi ile kendisinin de yetim olduğu hatırlatılarak yetimlere iyi muamele yapması emredilmiştir.  Ayetlerde yetime iyi muameleyi teşvik eden ve kötü muameleden de sakındıran konular yer alırken, yetimlerin himayesi, mallarına tecavüz edilmemesi ve geleceğe hazırlanmaları konularında daha kesin emirler, içeren ayetler gelmiştir. Savaş gelirlerinden yetim, kimsesiz ve muhtaçlara pay ayrılması,  miras paylaşımları gibi konular da ayetler vardır..

Yetimlerin ve kimsesiz çocukların himaye edilmesi ve  bakımı çok önemlidir. Sevgiden, sıcak aile ortamından uzak olarak, sokakta kendi kendine veya çok zayıf bir ilgi ile yetişecek insanlar, mutsuz bir hayat yaşayacakları gibi, toplumun  başına da pek çok problem çıkararak, sosyal huzuru da bozacaklardır. Bu sebeple dinimiz, onların mümkün olduğu kadar aile içerisinde barındırılmalarını ve diğer çocuklara gösterilen şefkatin, onlara da gösterilmesini emreder. Bununla birlikte, hukuki  bazı sonuçlar doğuran evlatlık müessesesini, yapay, suiistimale açık olduğu için, kabul etmez. İslam’ın evlatlık kurumunu kaldırması, yetim ve kimsesiz çocuklarla ilgilenilmeyeceği anlamına da  gelmez tabi ki.                                                                                                                                            İslam’ın ilk yıllarında evlatlık kurumu eski geleneğin devamı olarak bir süre korunmuştur.Evlatlık kurumu  Medine döneminde inen ayetlerle kaldırılmıştır. Yetim ve terkedilmiş çocuklarla ilgili olarak getirilen esaslar  veya çocukların bakımı ve gözetimi konusunda akrabaya, belirli kurum ve kuruluşlara yüklenilen ödevler, evlatlık edinme kurumunun karşılaşmış olduğu ihtiyaçlara cevap verecek niteliktedir.                                                                                                                     Dinimiz, yetimlere iyi davranılmasını emreder. “Bir kimse, Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak, yedirip içirmek üzere (evine) götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Yüce Allah onu mutlaka cennete koyar.” (Tirmizi, Birr, 14.) hadisi bu konuyu açıkça ifade etmektedir.

Peygamberimizin kendi evinden de yetim eksik olmazdı. Hz. Hatice ile evlendiğinde, Hatice validemizin ölen kocasından, Hind isminde bir erkek çocuğu vardı. Peygamberimiz o yetime kendi öz çocuğu gibi bakmış, yetiştirmişti, Yine Peygamberimiz Hz. Ümmü Seleme ile evlendiğinde, beraberinde beş yetimi vardı. Peygamberimiz ona, beraberinde yetim çocukların bulunmasının evlenmesine bir engel olmayacağını söyledi ve öylece kabul etti.                                                                               Yapılan savaşlar sonunda şehit düşen sahabelerin çocukları yetim kalıyordu. Peygamberimiz bu çocuklara ayrı bir ilgi gösterir, onları yalnız bırakmaz, ihtiyaçlarını karşılardı. Bazılarını da bizzat kendi himayesine alırdı.                                                                                                                                “Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir” emri, çocukların aile içerisinde yetiştirilmesine dikkatimizi çekmektedir. Kimsesizlerin kimsesi olmak, sevgi ve şefkate muhtaç yetim ve kimsesiz çocuklara merhametle davranmak, insanlık ve müslümanlık görevimizdir. Cennette, Kainatın Efendisiyle beraber olmanın yolu da, onlara iyi muamele etmekten geçmektedir.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

DÜNYAYI BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKE : İŞSİZLİK

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.