logo

İLAÇ SAVAŞLARI VE CORONA VİRÜS (2)

BÜLENT SARIDİKEN

BÜLENT SARIDİKEN
bulent.saridiken@sonsaat.com.tr

Artık  gelen ölüm haberlerine alışır olduk. Başlarda çok büyük tereddütler ve korkular vardı, şimdi normal gelmeye başladı. Herkes corona virüs uzmanı ve her türlü tedaviyi biliyor. Ama asıl yapılması gerekenleri yapmıyoruz. Sayın Bakan, ‘’ Kesinlikle maskesiz dışarı çıkılmayacak mesafeler korunacak’’ demesine rağmen hala vurdum duymaz tavırlarımızla toplumu tehdit etmeye devam ediyoruz. Doğal olarak bu tavır, sürecin uzaması ile beraber vaka sayısını da artırıyor. Bu işin birincil ve en önemli kısmı…

Corona ile beraber dünya ülkeleri, artık  yeni bir yaşam düzenine girdi. Hiç şüphe yok ki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Para baronları savaşın şekil ve yöntemlerini değiştirdi. Bir beş yıl sonra tamamen de değişmiş olacak.                                                             Artık bir ülke üzerinde egemenlik kurmak isteyen kapital sermaye, daha pahalı olan silahlı savaş yöntemleri yerine, daha ucuz ve hızlı bir savaş yöntemi olan virüsler ile savaşacak. Bu sadece insan üzerinden değil bilişim alanında ve diğer tüm alanlarda  gelişerek ve değişerek devam edecek. Bir ülkenin silahları kuvvetlerine zarar vermek isterlerse, oraya yönelik üretecekleri virüsler üzerinden daha etkin ve verimli hamleler yapabilecekler.                                                    Yani artık güç bilgi ile sınırlı.                                                          Ne kadar,  bilgi olarak diğer ülkelerden ileride iseniz o kadar güçlüsünüz demektir. Bu açıdan Türkiye’nin de doğru yaptığı güncel yatırımları daha da ileriye götürerek kendisi dışında bir hedef koymamalı. Nitekim bu farkındalığı Suriye’de Rusya ve Suriye’ye karşı askeri alanda geliştirdiğimiz Siha ve İhalar ile ortaya koyduk. Yani bilginin nasıl güce, gücünde galibiyete dönüştüğünü dünyaya gösterdik. Bu anlamda Ar-ge nin ne kadar önemli olduğu ortada . Bunun için yurt içi ve yurtdışında bulunan bilim ve ilim adamlarımızın Türkiye’de toplanarak, tüm alanlarda çalışmalara yoğunlaşmalarını sağlamalıyız. Bu bize birçok avantaj getirecek. Birincisi ürün anlamında başkalarına bağımlılığımız ortadan kalkacak, ikincisi doğru ve güvenilir ürünler elimizde olacak.                                         Şunu biliyoruz ki mevcut tıbbi ilaç ve tedavi yöntemleri, tedaviden ziyade ya yeni bir  hastalığın kapısını açıyor,  ya da mevcut hastalığı uyuşturup bastırıyor. Yani zincirleme bir sahte tedaviler yöntemi. Örneğin ABD’nin üreteceği klorokin, korneal opasite ve gözdeki retinadaki değişikler,gastrointestinal şikayetler, uyku bozuklukları, nöropsikiyatrik semptomlar ve cildin kızarması gibi çeşitli yan etkileri olabilir. Bununla beraber Klorokin, özellikle ciddi böbrek hasarı durumunda kullanılmamalıdır. Klorokin ile karaciğere zarar veren ilaçlar veya MAO inhibitörleri kombinasyonu kullanılmamalıdır. Göz bölgesinde ve hematopoietik sistemde hastalıklar varsa klorokin kullanılmamalıdır. Kinin veya meflokine karşı aşırı duyarlılık varsa, tedavi için klorokin kullanılmamalıdır. Açıkçası bir tarafı onaracağız derken daha büyük zararlar vererek bedenin ve ya bir bölgenin iflasına neden olunabilir. Yine Rusya’nın piyasaya sunmaya hazırlandığı Mefloquin, yine bu zehirli grup tedavilerinden bir tanesidir.

Özetle söylemek gerekirse, dünya bundan sonra farklı bir yaşam ve savaş yöntemine girmiştir. Bu süreç içerisinde ar-ge ve yatırım yönüyle güçlü olanlar hayatta kalacak geride kalanlar ya itaat edecek yada boyun eğeceklerdir.                                                                                          Türk milletinin tarihinde ne bir milletin boyunduruğunda yaşamak, ne de boyun eğmek vardır. O zaman bir an önce milli mücadele ruhu ile çalışarak, bu mücadelede olmamız gereken yerde yerimizi almalıyız.

Allah, ülkemizi ve tüm Müslümanları her türlü kötülükten ve tuzaktan korusun…

Selam ve dua ile …

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ANNELİKTEN ÖĞRETMENLİĞE

    29 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Pandemi süresince çocukların okullarına gidememeleri ve ailelerinin kontrolünde internetten eğitim almaları genellikle tüm anneleri kendi çocuklarının öğretmeni yaptı. Başta aksamalar olmasına rağmen artık ailelerde bu sisteme alıştılar. Bir öğretmen olarak bu işe olumlu yönden bakıyorum. Öncelikle aileler öğretmenlerin çocukları eğitmek için ne büyük bir çaba gösterdiklerini anlamış olduklarını umuyorum. Bazı velilerin ilkokula giden çocuklarını okula gönderdiklerinde hiç eğitim kaygısı taşımadıklarına şahit oluyorduk. Onlar için okul...
  • DÖRT SİGARAYA DÖRT KİBRİT

    29 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Bugün tasarruf etmenin  öneminden dilimiz döndüğünce, aklımız yettiğince ,bahsedeceğim. Hep söyleriz tasarruf  yap savurma gelecek te tüyü bitmemiş  insanlara  lazım olur deriz. Ama hiçbirimizde bu konuda  yeterli tedbir göremeyiz.İmkanımız varsa kendimizi bu işten muaf tutarız.Benim İmkanım var kazancımda iyi, kimseye muhtaç değilim, kimin yoksa onlar yapsınlar  der  geçeriz. Yaşadığımız Dünya’da ihiyacımız  olan hava ,su,gıda evde kullandığımız doğalgaz, elektrik,sağlık malzemesi, giyim kuşam malzemesi hepimizin, gelecek nesillerimizin  or...
  • FİLLER TEPİŞİRKEN ETRAFINA BAKAR

    28 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Türkiye zor bir süreçten geçiyor;Rus’tan vazgeçsen olmuyor,ABD’den vazgeçsen olmuyor,AB’den uzaklaşsan yine olmuyor. İngiltere’yi hiçe sayamazsın,İsrael’den vazgeçemezsin… Popülist politika iç dinamiği sağlamakta yararlı olabilir belki ancak dış politikanın gerçekleri farklıdır.İçerde İsrael düşmanlığını pompalayıp seçim kazanabilirsin ama seçimden sonra stratejik anlaşmalarını da yaparsın. Halk buna çok dikkat etmez , o liderine bakar.Devlet ise dengelere ve eksen kaymalarına göre hesap yapar. Aslında Türkiye’nin ekseni kaymamış,ka...
  • İMAM NABLÜSİ

    28 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Meşhur Osmanlı âlimlerindendir. İsmi, Abdülganî bin İsmâil bin Abdülganî en-Nablüsî ed-Dımeşkî‘dir. 1640 (H.1050) senesinde Şam’da doğdu. 1731 (H.1143) senesinde Şam’da vefât etti. Kabri Şamda’dır. Abdülganî Nablüsî’nin annesi ona hâmile iken, babası İsmâil binAbdülganî İstanbul’a gitmişti. O zaman, Şam’da bulunan evliyâdan Şeyh Mahmûd adında bir zât, İsmâil bin Abdülganî’nin hanımına bir dirhem gümüş hediye gönderip, bir erkek çocuğu olacağını müjdeledi ve; “Bu çocuğun ismini Abdülganî koysun. Çünkü o, Allahü teâlânın ihsânına ve iltifâtına...