09 Mart 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 10.122.142 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 05:56
İstanbul 10°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

‘’Z’’ KUŞAĞI

Günümüz çocukları konuşmalarına, davranışlarına, hayal ve taleplerine bakarak çeşitli sıfatlar ve kuşaklar ismiyle tanımlanmaya çalışılmaktadır. Onlar doğal olarak büyüdükleri ve sahip oldukları teknolojik aletleri hepimizden iyi kullanmaktadırlar. Dijital yerliler olarak kabul edilen “Z” kuşağı için iyi bir eğitim, yaratıcı/öznel, bireysel ve empatik anlayış,  bilgiye ilk elden çabuk erişim sağlayan ve ifade özgürlüğüne imkân veren kendileri çalışmak yerine robotları kontrol ederek daha rahat yaşayacakları bir dünya oluşturmaya imkân sağlamalıdır. Onların öğrenme hızına yetişemeyeceğimiz ve gelecekte ihtiyaçları olacak herşeyi öğretemeyeceğimiz için onlara öğrenmeyi öğretmeye başladık. Onları geleceğin teknolojik dünyasına hazırlarken bizi de geçip dijital ortama öylesine alıştılar ki bağımlı olduklarından yakınır olduk.

Sadece onlar mı? Aslında hepimiz dijital vatandaş olmadık mı? Hayatımızın her alanına giren cep telefonu ve internet bağlantı imkanlarıyla e-okul, e-devlet, internet bankacılığı başta olmak üzere birçok işimizi tuşlarla halletmiyor muyuz? E-ticaretin imkanlarıyla, hangi ürün daha kaliteli ve ekonomik, bir kaç tuşla ayağımıza geliveriyor.  Birçok konuda internet tabanlı hizmetleri kullanmak isteğe bağlı değil zorunlu hale gelmeye başladı.  Dijital bir dünya amaç değil araçtır. İnsan ile teknolojinin bütünleştirilmesi için eğitim yönetimlerinin öğrenci-öğretmen en iyi eşleştirmeyi dijital ortamda gerçekleştirecek bireysel eğitim ortamları/ekosistemleri sağlanması isteniyor.

Artık makine ve bilgisayar gücünün ötesine geçilerek beyinlerin yapay zekâyla birleştirilmesi akıl teri akıtarak yapılan karanlık fabrikalarda insanların yerine akıllı robotların çalıştığı uygulamaları daha sık duymaya başladık. Hatta büyük bir fabrika kapısında bir bekçi köpeği ve onu doyuracak bir insan olacağı, köpeğin bu insanı fabrikadaki robotlara yaklaştırmama görevi yapacağı ironisi bile yapılmaktadır.

İnsan ve insanlık için teknoloji geliştiren, insani değerleri unutmadan ve aileyi yok saymadan, toplumsal ihtiyaçlar haritasını ve ülkemiz insanının kendine has özelliklerini dikkate alan bir anlayışla eğitime yön verilmelidir. Okul öncesi eğitime katılmış, ailede iyi yetişmiş bir çocuk, sorumluluklarını bilerek, toplumsal uyum ve nezaketiyle büyüyerek, okulda alacağı ve geleceğinde kullanabileceği yeterliliklerle ailesinin de gelişime ayak uydurmasına katkı sağlayabilir. Daha önce beşikten başlatılan eğitim günümüzde anne karnından hayat boyu öğrenim sloganıyla anlatılmaktadır. Çocukla anne karnında üçüncü bir kişi iletişim kuramayacağını düşünürsek anneleri daha bu çağa gelmeden ve aile yuvasını kurmadan en iyi şekilde eğitmeliyiz. Çocuk eğitimli bir kucakta ilk derslerini almalıdır.

Ülkemiz için zorunlu oniki yıllık eğitimde tasarım beceri atölyeleri başta olmak üzere birçok konuda deneyimlemelerden sonra üniversite bitimine kadar sürecin bir yerinde iş hayatını tanımaları ve ortamında belli sürelerde bulunmaları tercihlerinin şekillenmesi ve isabetli olmasına katkı sağlayabilir. Öte yandan iş dünyasının endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm için bu konuda eğitimli gençlere ihtiyacı bulunmaktadır. Okulların teknolojik altyapısı gelişip güçlendikçe fabrika okul modelinden öğretmenlerin geleceğin kişisel öğrenme yolculuğunu kurgulayabilmesiyle sadece sınıfta eğitim engeli aşılması mümkün olabilecektir. Buradan akıllı tahtalar ve tabletler vazgeçilmez mutlak ihtiyaçtır, aksi halde kaliteli eğitim verilemez sonucu çıkarılamaz. Gelişmiş dünya ülkelerinde de böyle bir durum söz konusu değildir.

Düşünün ki, anaokulunun kapısına geldiniz ve sizi bir robot öğretmen karşıladı, çocuğunuzu teslim aldı ve gün boyu onunla eğitici çalışmalar yaptı ve günün sonunda kapıda size teslim etti. Ses ve yüz tanıma özelliklerine sahip robotlar öğrencinin öğrenme modeline, hızına ve ihtiyaçlarına hatta anlık psikolojik durumlarına göre eğitimi bireysel planlayarak çocuğunuza sunabilirler. Alın size birebir ilgi, özel öğretmen ve özel eğitim. Bu arada ortaya çıkacak hukuki sıkıntıları hesap verebilirliği hiç bahsetmiyorum. Günümüzde ihtiyaç duyulan öğrenmelerin birçoğu informal olarak okul dışında gerçekleşebiliyor. Bu gelişmeler ve gidişat ışığında öğretmen ne yapacak diyebilirsiniz. Öğrenme yolculuğunda bireylere rehberlik ve koçluk yapabilir, yazılım ve içerik hazırlayabilir, eğitim yazılım ve programlamaları ile izleme değerlendirme yapabilirler. Burada gözden kaçırılan nokta bireyin eğitim boyutu yani sosyal hayata sağlıklı katılımı yanında birebir aktarılabilen beceri kazandırmanın gelecekte devam edeceğidir.

Eğitim, okul ve öğrenci deyince nedense akla ilk sınavlar geliyor. Sınav sistemlerine çok iyi hazırlanabilen neredeyse her türlü soruyu çözmeye başlayan bir milyonu aşan çocukların sıralanması için her yıl yeni konular ekleniyor ve sorular zorlaştırılıyor. Öğrenciler üzerindeki stresi ve ailelere yansımasını azaltmanın yollarını bulmamız ve eğitimi soruları çözme becerisi yerine yorum yapabilme ve sorunları çözmeye dönüştürmemiz gerekiyor. okulda alınan eğitim ne kadar kaliteli de olsa velilerin önemli bir kısmı sınavlar yüzünden ek kaynak ve destekler gerektiğini düşünüyor. Bu durum ilave ekonomik harcamaların yanında çocukların sosyal hayata dahil olarak çocukluk çağlarını gereği gibi yaşayabilmelerine imkan vermemektedir. Sahip olduğumuz dijital altyapıya dayalı oluşacak büyük veriyi kullanarak oniki yılın sonunda biriken kişisel sonuçlara dayalı ölçme değerlendirme ve yerleştirmeye sahip olmalı ve sınavların olumsuz etkilerinden çocuk ve gençleri kurtarmalıyız.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

COVİD-19 VE ORGAN YETMEZLİKLERİ !!

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.