logo

GÜMRÜK ÜZERİNDEN ÜLKEYE VURULAN DARBE !!

BÜLENT SARIDİKEN

BÜLENT SARIDİKEN
bulent.saridiken@sonsaat.com.tr

Bazılarınız şimdi bu konunun ne gereği vardı diye düşünebilir. Sabah akşam korona ile yatıp katlığımız şu günlerde, hem gündemi hafifletme adına hem de ülkemizin büyük bir terör soygununun neresinde olduğunu gösterme adına önem arz etmektedir. Çünkü bu zamana kadar yapılan kaçakçılık ile emin olun bir Türkiye Cumhuriyeti daha kurulurdu ve içinde bulunduğumuz bu sıkıntılı süreçleri daha güzel şartlar altında atlatabilirdik.

Gazetecilik hayatım içerisinde birçok konunun haberini yaptım. Terör, hırsızlık, adam öldürme, taciz, gasp… vs vs ama bunlar içerisinde samimi söylüyorum, hiç biri beni gümrük yolsuzlukları kadar üzmedi. Çünkü tüm suçların bir maddi ve manevi cezaları er ya da geç oluyor, ancak gümrükte bu şekilde değil. Ortada organize bir suç örgütü var. Bu örgüt, tedarikçi işletme, firmanın işlemlerini yapan gümrük müşavirliği ve denetlemeyi gerçekleştiren gümrük memuru . Bu memurların görevi devletin kaçakçılık ile olan mücadelesinde onun yanında olması iken ortada dönen rakamların yüksekliği bir anda denetleme memurundan ziyade, ihanet şebekesinin bir üyesi haline geliyorlar. Bu sayede devleti soyan bir haramzade suç ekibi ortaya çıkıyor.

Şimdi yapılan gümrük yolsuzlularına birkaç örnek verelim. Örneğin; sınırdan gelen tırlarda eksik beyanda bulunma. Bir kamyonda 3 milyonluk mal olmasına rağmen bunu 6 milyon olarak beyan etme. Bir ay içerisinde 10 kamyonumuz bu şekilde gelse 10*3=30 milyon yapar. 30 milyonun yüzde 18’i 1.8 milyon tl yapar ki bu çok ufak rakam.

İkinci bir yolsuzluk şekli ve en fazla kullanılan, yanlış beyan ve yanlış tutanak tutmaktır. Mevcut kaçak malın yerine yasal ve vergi oranı yüksek olan bir malın tutanaklara geçirilmesi. Bu yolsuzluklar yıllık olarak tahminimce milyarlarca dolar seviyelerinde. Bu ne demek? Devletin ekonomik yapısının hedeflenen miktardan aşağılarda olması, sosyal devlet olamama, gerekli askeri ve teknolojik yatırımların yapılamaması; kısacası devletin gerekli büyümeyi gerçekleştiremeyerek süper devletler liginde yer alamaması demek. Yani garibin yaralarının sarılmaması, sağlık alanında daha geniş hizmetler verilememesi, yoksulun yanında devletin yeteri kadar gücünün hissettirememesi vs. vs… bir çok konuyu buraya dahil edebiliriz. Yani bu hırsızlı çetesi bir devleti güçsüz bırakarak aslında o ülkenin ve o ülke içerisindeki vatandaşların geleceğini çalmış oluyor. Bu yapılan bir terör suçudur, bu yapılan uluslararası hırsızlık suçudur; yani 80 milyonun parasını çalmak demektir.

Peki böyle bir durumda yapılması gerekenler nelerdir?. Birincisi, suç işleyen örgüt bireylerinin tüm malvarlığına el konulmalıdır. İkincisi, devlet memurluğundan men edilme ve bir daha devlet memuru olmalarının önünün kapatılması. Üçüncü olarak ta bu işe yeltenen ve işe müdahil olan tacir ve gümrük müşavirlerinin tüm ticari faaliyetlerinin kapatılması ve bir daha yapmalarına izin verilmemesi aynı zamanda vatana ihanetten yargılanmalarının sağlanması gerekir. Burada terör suçu ile beraber vatana ihanet eylemi söz konusudur.

Kısaca özetlemek gerekirse;

Gümrük kaçakçılığı bir organize terör suçudur.

Diğer terör örgütleri ile aynı cezalar ile cezalandırılmalıdır.

Süreklilik arz ettiği için kanunların daha radikalleşmesi ve ağırlaştırılması gereklidir.

Tüm gümrük kaçakçılarının bir daha ticaret yapmaları ve devlet memuru olmaları yasaklanmalıdır.

Kaçağa iştirak eden işletme sahibi, memur ve gümrük müşavirinin tüm mal varlığına el konulmalı ve hazine aktarılmalıdır.

Devletin büyümesinin önünde iki önemli engel vardır. Bunlar savaş ve hırsızlık. Bu ikisi ortadan katlığı zaman o ülkenin refaha kavuşması çok zaman almaz. Bu durumla mücadele içinde tüm imkanların kullanması gerekir. Alınan tedbirlerin maliyeti, kaçırılan paradan çok daha az olacaktır. Allah devletimize zeval vermesin.

Selam ve dua ile…

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAVLE BİNTİ TÜVEYT (R.ANHA)

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Resulullah (s.a.v) Efendimizin saygı gösterdiği, kendisi için ayağa kalktığı bir hanım sahabidir... O, Mekke’li olup Tüveyt İbni Habib’in kızıdır. Mekke’nin ileri gelen hanımlarından Hatice binti Huveylid ile arkadaş idi. Peygamber hanesine yakınlığı dolayısıyla son dinin geldiğini ve Allah Resulünün peygamberliğini birçok kimseden önce duymuştu. Havle binti Tüveyt, Hz. Hatice annemizin sık görüştüğü bir arkadaşıydı. Ona karşı gönlünde samimi bir muhabbet vardı. Onun dürüstlüğüne hayrandı. Akıllı ve zeki bir hanım olarak o, Hz. Hatice (r. an...
  • Ayasofya’da namaz kılmayı nasip et Allah’ım

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    İstanbul dünyanın en güzel şehri…eski kaynaklarda bu şehrin ilk kurucusunun Hazreti Süleyman (aleyhisselam) olduğu yazıyor. Ayasofya Camiinin yerinde ilk mabedi Hazreti Süleyman (aleyhisselam) inşa etmiş. Daha sonra oğlu Melik Rac’im babasının yapıları üzerine mabetler inşa etmiş. Yıllar içerisinde yıkılan mabetlerin yerine şehri yöneten hükümdarlar aynı yerde mabetler yapmaya devam etmiş. Her yeni mabed yapılırken de eski mabetlerin taşları kullanılmış. Bugünkü Ayasofya Camii’nin sütunlarında ilk mabedin taşları olduğu gerçektir. Ayasofya C...
  • ŞAMPİYONLUK YARIŞINA BAŞAKŞEHİR DAMGASI

    01 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Süper Ligin 29’cu Haftasında şampiyonluk yarışında Başakşehir geçen hafta yakaladığı 2 puanlık avantajı korudu. Galatasaray ile evinde oynayan Başakşehir 1-0 öne geçtiği maçta Galatasaray’ın attığı gol ile sahadan 1-1 lik skor ile ayrıldı. Kalan 5 haftada Lider arasındaki puan farkı 8 olan Galatasaray şampiyonluk avantajını kaybetti. Trabzon da evinde Ankaragücü karşısında öne geçtiği maçta sahadan 1-1 lik skorla ayrılarak yarışta büyük darbe aldı.  Son 5 Hafta iki takım arasında heyecanlı geçecek. Trabzonspor - Ankaragücü maç sonucu: 1-...
  • KIRALIM ZİHNİMİZDEKİ ENGELLERİ

    01 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Çevremizde belki en yakınımız ‘da olan çok özel insanlar mevcut onlar Hakikaten Allah’ın sevdiği kullardır. Hatta daha ileri gideyim onlar bana göre Allah’ın yer yüzündeki melekleridir. Engel kelimesi ne kadar kaba insanların zihnini karamsarlığa iter gibi. Bir düşünelim gerçekten bizim engelli dediğimiz insanlar bunu hak ediyor mu? Biraz hakaret gibi olmuyor mu? Bir şekilde biz engel kelimesiyle onlara duvar örüyoruz. Kalplerini değil ruhlarını incitiyoruz. Hayata bakış açılarını sınırlıyoruz. Onlara sosyal yaşam içerisinde camdan duvarl...