03 Mart 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 9.414.724 kişiye ulaştı.

a İkindi Vakti 16:30
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

İSLAM’DA İLK ÖĞRETMEN ; MUS’AB BİN UMEYR (R.A)

Mus’ab bin Umeyr, hem annesi hem de babası tarafından Kureyş’in asil ve zengin bir ailesindendi. Bolluk ve refah içinde yaşıyordu. Orta boylu, güzel yüzlü, nazik ve yumuşak huylu, son derece zeki idi. Güzel konuşurdu. Akl-ı selim sahibi olduğundan, putların bir fayda veya zarar veremiyeceğini bilir onlara tapılmasından nefret ederdi. Mekke halkı ona gıpta ile bakardı. Peygamber efendimiz bunun için “Mekke’de Mus’ab’dan daha zarif, daha narin, daha güzel kimse yok idi. Saçları kıvrım kıvrım idi.” buyurmuşlardır.

Bütün bu rahatlıklara rağmen kalbinde büyük bir boşluk hissediyordu Mus’ab bin Umeyr. Birgüb Peygamberimizin İslamı anlattığı ve o zaman Mekke’de müslümanların toplandığı Erkam bin Ebi’l-Erkam'(r.a) ın evine gitti. Resulullahı görür görmez Müslüman oldu.

İslamiyeti kabul ettiği an hayatı da birdenbire değişti. Eski servet ve zenginliğin yerini fakirlik aldı. Ailesinin sevgili oğullarına yapmadığı eziyet kalmadı. Onu dininden döndürmek için evlerindeki bir mahzene hapsederek günlerce aç ve susuz bıraktılar. Yakıcı güneş altında ağır ve dayanması zor işkenceler yaptılar. Fakat Mus’ab bin Umeyr, bu ağır ve acımasız işkenceler karşısında sabır ve sebat göstererek asla İslamiyetten dönmedi. Her seferinde bütün gücüyle “Allahtan başka tapılacak, ibadet edilecek ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam O’nun peygamberidir.” diye haykırdı.

İslamiyet’i kabul ettikten sonra Mekke’de sıkıntı ve işkencelere maruz kalan Mus’ab bin Umeyr, Resulullahın izniyle iki defa Habeşistan’a hicret etti. Daha sonra dönüp tekrar Peygamberimizin yanına geldi. Birinci Akabe biatında Müslüman olan Medineliler, Resulullah efendimizden kendilerine Kur’anı Kerim’i ve İslamı öğretecek birini göndermelerini istediler. Resulullah efendimiz Mus’ab bin Umeyr'(r.a) i, Medine’ye gönderdi ve ona: “Medinelilere Kur’an-ı Kerim okumasını, İslamiyetin emir ve yasaklarını öğretmesini, namazlarını kıldırmasını” emretti.

Mus’ab bin Umeyr(r.a) Medine’ye gitti. Orada Es’ad bin Zürare'(r.a) nin evine yerleşti. Orada insanlara dinlerini öğretmeye başladı. Onun bu hizmetiyle Medine’de çok kimse müslüman oldu.  Mus’ab bin Umeyr,(r.a) Müslüman olan Medine’li müslümanlar ile ikinci Akabe biatında bulundu. Bedir savaşında sancaktar oldu, büyük bir gayret ve kahramanlık gösterdi. Uhud savaşına da katıldı. Sancağı yine o taşıyordu.Peygamberimizin yanından ayrılmayarak saldıranlara karşı koyuyordu. İki zırh giyinmişti. Bu haliyle Peygamberimize benziyordu.

Müşrik ordusundan İbn-i Kamia adında biri Peygamberimize saldırırken, Mus’ab bin Umeyr(r.a)  onun karşısına çıktı. Bu müşrik, bir kılıç darbesiyle Mus’ab bin Umeyr'(r.a) in sağ kolunu kesti. Mus’ab bunun üzerine sancağı  sol eline aldı.

Mus’ab o esnada; “Muhammed (aleyhisselam) ancak resuldür. Ondan evvel daha nice peygamberler gelip geçmiştir” mealindeki Al-i İmran suresinin 144. Ayetini okuyordu. İkinci bir darbe ile sol kolu da kesilince, sancağı kesik kollarıyla tutup göğsüne bastırdı ve yine aynı ayeti kerimeyi okudu. Bu haliyle kendini Peygamberimize siper yapan Mus’ab bin Umeyr’in üzerine hücum eden İbn-i Kamia, vücuduna bir mızrak sapladı ve Mus’ab bin Umeyr(r.a) yere yıkılıp şehit oldu. Mus’ab bin Umeyr zırh giydiği zaman, Peygamberimize benzediği için müşrikler onu şehit edince Peygamberimizi öldürdüklerini zannetmişlerdi.

Hazret-i Mus’ab şehit olunca; onun suretinde bir melek, sancağı aldı. Mus’ab’ın şehit düştüğünden Resulullah’ın henüz haberi olmamıştı. “İleri ey Mus’ab ileri!” diye sesleniyordu. Bunun üzerine bayrağı elinde tutan melek, geri dönüp Resulullah efendimize; “Ben Mus’ab değilim” diye cevap verince, Resulullah sancağı elinde tutanın melek olduğunu anladı. Bundan sonra Peygamberimiz sancağı Hazret-i Ali’ye verdi.

Resulullah efendimiz, Mus’ab bin Umeyr'(r.a) i şehit olmuş görünce, başı ucuna dikilerek Ahzab suresinden: “Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki, onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehit oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehit olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler” mealindeki ayeti kerimeyi okudu.

Mus’ab bin Umeyr'(r.a) e kefen olarak bir şey bulunamamıştı. Mekke’nin en zengin iki ailesinden birinin çocuğu olan Mus’ab bin Umeyr’in örtünecek kefeni yoktu. Vücudu kaftanı ile ve ayak tarafı da otlarla örtülerek defnedildi.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

PETROL YERİN DİBİNDE (Kim inanırdı)

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.