logo

İlahi İmtihanla Alay Mı Edeceğiz?

Dr.Mehmet Rıza DERİNDAĞ

Dr.Mehmet Rıza DERİNDAĞ
m.r.derindag@sonsaat.com.tr

“İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir….ilh.” (Zümer-8)

Bütün dünyayı sarıp sarmalayan bir veba bir taun felaketi var. Dünya hayatının ve hayat seyri içerisinde ki her anın -mutluluk, saadet, sevinç, zenginlik, sıhhat yahut üzüntü, hüzün, keder, fakirlik ve hastalık gibi- birer imtihan olduğunu bilmek ve bu bilinçle hareket etmek mümine yakışandır. O halde hep beraber yaşadığımız şu salgını da ya Rabbimizin bir imtihanı olarak göreceğiz. Ve bu musibetten O’na sığınacağız, nedamet ile affını isteyeceğiz. Yahut şuurlu bilinçli bir mikrop diyeceğiz, ya o mikrop bizi altedecek kabre gönderecek ya biz onu yeneceğiz. Böyle bir anlayış sakatlığı insanları şükre değil şirke, tevhide değil küfre yönlendiriyor. Öleni yenilmiş şifa bulanı yenmiş gösteriyoruz. İşin en kötüsü en garibi alkışla dansla hastanelerden çıkanlara şahit oluyoruz. Daha beteri de her musibetle dalga geçen alay eden bir neslin türemiş olması..

Rica ederim şu sosyal medyada koronavirüs çıktıktan beri yapılanlara ve yazılanlara bakın. Cenab-ı Hak bir musibet vermiş alay ediliyor. Ölenler var kardeşim, dul kalanlar, yetim kalanlar, anneciğini babacığını son kez göremeden, veda dahi edemeden kaybedenler var, cenazelerin durumunu biliyorsunuz, hiç mi utanmanız yok, nasıl ar damarınız bu kadar çatlamış! Camiler kapanmış, Cumalar kılınmıyor, Kabe tavafsız, dost meclisleri muhabbetsiz kalmış, zikir halkaları durmuş, Allah Allah diyenler susmuş, bu nasıl bir cahil cesareti ki her musibeti bir alay konusu yapabiliyorsunuz!  Bu gülünecek kendisiyle dalga geçilecek bir durum mudur? “Hem böyle umumî musibetler, ekser nâsın hatasından geldiği cihetle, o insanların ekseri, -kısm-ı a’zamı- tövbe ve nedamet ve istiğfar etmekle def’olur. (BEDİÜZZAMAN)

KORONA İLE İMTİHANIMIZDA YENİ PERDE

Benim anladığım kadarıyla bir el bizim Allah’a ilticamızı, tövbe etmemizi, Kur’an’a yönelmemizi istemiyor ve herşeyi laubalileştiren bir hal üzere olmamız için uğraşıyor. Anlamıyorum, İnsan bir musibete düçar olduğunda aczini fakrını anlar Rabbine yalvarır sonra Rabbi ona merhamet eder,şifa verir,kul hiç o musibet ona isabet etmemiş gibi birden Rabbini unutursa, şükrü unutursa, duayı unutursa…Yazık olmaz mı? Hala sırr-ı imtihanı anlayamamış,musibetin sırr-ı hikmetini idrak edememiş ne çok insan var. Adam hastalığa yaklanmış, sonra şifa vermiş Rabbimiz; o arkadaşımız hastaneden çıkarken yamyam gibi dans ediyor! Öyle böyle değil, ciddi bir kareografi çalışmasının neticesinde olabilecek bir profesyonellikte dans ediyorlar. Üzülüyorum. Allah muhafaza etsin mev’izenin başında naklettiğim ayet-i kerimenin hükmüne dahil olma ihtimali ortaya çıkar. Beydavi “Envaru’t-Tenzil ve Esraru’t Te’vil”inde bu ayet-i kerimenin tefsiri için “insana bir sıkıntı dokunduğu zaman ona yönelerek Rabbine dua eder” “sümme iza havvelehu” yani bir nimet verirse, yani hastaysa şifa bulduysa yahut herhangi bir musibete düştü ondan kurtardıysa “önceden ettiği duayı unutur” ya da “ yalvarıp yakardığı Rabbini unutur”

İnsan kelime olarak nisyandan (unutmaktan) gelmiştir ama bu nasıl bir unutmaktır ki ölümün eşiğinden dönmüş ve hayata döndürüldüğün gün dua ettiğin şeyi de, istediğini de ve O isteğini gerçekleştireni de unutuyorsun.

O halde;

1- Umumi bir musibet var hepimiz Allah’a sabırla, tazarru ve niyaz ile yönelelim.

2- Musibetlerle dalga geçmekten haya edelim. Yapan olursa ikaz edelim.

3- Başımıza bu salgın geldiyse ve hastanedeysek rıza ve teslimiyetle Mevla’mıza sığınalım.

4- Sıkıntıdan hastalıktan Allah’ın izniyle şifa bulduysak hamd ve şükrümüzü ziyadeleştirelim.

5- Tedbirlere riayet edelim.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DİJİTAL EKONOMİ

    19 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Özellikle son yirmi yılda teknolojide benzeri görülmemiş gelişmelerin ortaya çıkmasıyla birlikte dijital ekonomi tüm dünyada etkisini arttırmıştır. Dijitalleşme ve otomasyondaki gelişmeler sonucunda teknoloji kaynaklı işsizlik tüm dünyaya yayılmış, tüm iş kollarında insana olan ihtiyacı azaltmıştır. Dijital ekonomi üretim yöntemlerini değiştirmenin yanında insanların yaşam tarzlarını da değiştirmektedir. Bu nedenle yeni ekosistem olarak adlandırılmaktadır. Fakat yeni ekosistemin ötesinde insanlık, post-dijital ekosistem olarak isimlendirilen ye...
  • FİKİR VE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ YALANI

    19 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Düşünce özgürlüğü, demokrasinin temel ilkesidir. İnsan haklarına ilişkin bütün belgelerde ilk sırada vurgulanmıştır. Kimsenin müdahalesi olmadan her fert istediğini düşünme hakkına sahiptir ve bu hakkın korunması gerektiğine, düşünce özgürlüğünün kimseye duyurulmadan sadece beyinde kalan bir soyut işlem değil, açıklama, ifade, tartışma, yayınlama özgürlüğünü de beraberinde getirdiğine dair açık toplumlarda bir temel uzlaşma ilkesi olmuştur. Her çeşit bilgi , fikir, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın, sözle veya yazıyla iletmeyi içererek, h...
  • HAYAT YOLCULUĞU

    18 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Yaşam doğum ve ölüm arasındaki ince çizgidir. Dünyaya misafir olarak geldiğimiz hayat yolculuğuna  ailemiz ile başlarız. Ve zaman ilerledikçe hayatımıza yeni yolcular dahil olur kimini çok severiz  kimi dost olur kimi  yoldaş. Kimi ile anlaşamaz yaşanan kırgınlıklar ile güçlenir yollarımızı ayırırız.  Hayatımıza giren her bir yolcu bu yolculukta iyi ya da kötü birçok şey öğretir bize.  Geçmişten günümüze hayatımıza dahil olan insanları bir düşünelim? Dünya yolculuğunda  çocukluk arkadaşlarımız ile geçen keyifli vakitler. Öğretmenlerimizin  bize...
  • HZ. MARİYE (R.ANHA)

    18 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Hazret-i Mariye, Mısır’lıdır. Mariye el-Kıptıyye diye adı geçer. Asıl adı Mariye binti Şem’ün’dur. Mısır’ın Said bölgesinden Nil nehrinin doğusunda bulunan Hafn denilen köydendir. Kıpti bir baba ve hıristiyan bir Rum anneden dünyaya geldiği rivayet edilmektedir. Küçük yaşta Mukavvkıs’ın sarayına getirilmiştir. Resulullah (s.a.v) Efendimiz Hudeybiye antlaşmasından sonra komşu ülke hükümdarlarına mektuplar yazdı ve İslâm’a davet etti. Mısır hükümdarı Mukavkıs’a da Hatib İbni Ebi Belta’yı (r.a.) elçi gönderdi. Mukavkıs mektubu saygı ile açtı ve...