logo

KİM BİLİR LOKOMOTİF BELKİ DE SAĞLIK TURİZMİ OLUR !

RECEP TAŞCI

RECEP TAŞCI
recep.tasci@sonsaat.com.tr

Turizm deyince aklımıza gelen ilk şey, klasik olacak ama, deniz, kum, güneş.

Bu da sadece ekonomik geliri belli bir seviyeye ulaşmış insanlar için geçerli idi.

Daha ikibinli yıllara kadar halkın pek çoğu için deniz, kum, güneş pek bir şey ifade etmiyordu.

Turizm halkın çoğu için bir yerden bir yere transfer anlamı taşıyordu.

Zengin yer altı kaynakları olmayan ülkemizde enerjide de dışa bağımlı olunca, bacasız fabrika diye anılmaya başlanan turizmi teşviklerle iyi bir noktaya getirdi.

Özellikle son yıllarda ülkemiz yabancı turist ağırlamada bir çok Avrupa ülkesi ile yarış yapan ülke olarak cari açığa küçümsenemeyecek katkılar sağladı.

Aramızda uçak krizi olan Rusya’dan bir dönem turist gelmeyince anladık ki bu bacasız fabrika önemli gelir kaynaklarımızdan biri olmuş.

Buraya nerden geldik. Ülkenin bir çok ilinde koca koca hastaneler varken, birde üstüne devasa şehir hastaneleri yapmaya başladık.

Mevcut hastaneler kapasitelerinin yarısını bile dolduramazken, nerden çıktı bu şehir hastaneleri demeye başladık. Hatta muhalefet yerden yere vurdu. Milli servet hoyratça harcanıyor diye.

Ta ki Dünya’yı kasıp kavuran pandemi covid-19 salgını başlayıncaya kadar.

Dünyanın önde gelen Ülkeleri bu olağanüstü durumda panikle ne yapacağını bilemedi. Hasta sayısı arttıkça bırakın yoğun bakım odasını normal oda sıkıntısı çekti. Hastaları koridorlarda görmeye başladık. Hastane koridorlarında çaresizce bekleyen hastalar bir nebze olsun şanslıydı. Evinde ve yaşlı huzur evlerinde yüzlerce hasta ölüme terkedildi.

Dünyada örneği olmayan sağlık sistemimizle uzman doktorlarımız ve devasa sağlık ordumuzla göze batan hastanelerimiz birden göz bebeğimiz oluverdi. Yatak doluluk oranları yüzde ellinin altında kaldı.

Bu da yetmedi İstanbul’da biri Avrupa yakasında biri de Anadolu yakasında olmak üzere tek katlı biner yataklı pandemi hastaneleri yapılmaya başlandı. Kırkbeş gün gibi kısa sürede modern tıbbın  teknolojileri  ile donatılan bu hastaneler makalemizin ana konusu.

Sebebine gelince, bu hastanelerin  iki havalanına yapılmış olması. İtiraz ve eleştirilere sebeb olan bu hastanelere onca devasa şehir hastaneleri  varken neden ihtiyaç duyuldu.

Tam bu tartışma esnasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  Sağlık Turizminin merkezlerinden biri Türkiye olacak dedi.

Ülkemiz deniz kum güneşin yanında dünyada pandemi sayesinde gösterdiği başarı ile sağlık turizmi merkezlerinden biri olacağının işaretlerini şimdiden göstermiş oldu.

Böylece yılın sadece belli aylarında gelir sağladığımız turizm sektörü yılın on iki ayına yayılacak ve sağlık sektörü de lokomotif olacak gibi görünüyor.

Zira  son yıllarda sağlık yatırımlarıyla çok kaliteli ve kapsamlı sağlık hizmeti veren özel hastanelerin açıldığı Türkiye, Dünya’da sağlık turizmiyle öne çıkan ülkeler arasında. Hastalığına şifa arayan binlerce kişi dünyanın farklı ülkelerine seyahat ederek sağlık hizmeti alıyor. Sağlık hizmetinin pahalı olduğu ülkelerden daha ekonomik ve kaliteli sağlık hizmeti verilen ülkelere doğru hasta geçişi yaşanıyor.

Sağlık Turizminde öne çıkan ülkelere  baktığımızda,  Meksika. Hindistan, Tayland, Brezilya, Türkiye ve Singapur’u görüyoruz.

Mevcut listeye baktığımızda da  lokomotif olmak, başı çekmek hiçte zor görünmüyor.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KA’B BİN UCRE (R.A)

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Medineli olan Hz. Ka’b, Peygamberimize büyük bir muhabbetle bağlıydı. Re­su­lul­lah’ı üzgün veya düşünceli görse sebebini sorar, yapabileceği bir şey varsa he­men hare­kete geçerdi. Bir defasında Re­su­lul­lah’ı ziyaret etmişti. Mübarek sima­sının biraz solgun olduğunu gördü. “Anam babam size feda olsun, yâ Re­su­lal­lah! Neyiniz var?” diye sordu. Peygamberimiz, “Üç gündür ağzıma bir şey koy­madım.” buyurdu. Hz. Ka’b artık duramazdı. Ne yapıp etmeli, bir şeyler bulup Re­su­lul­lah’a getirmeliydi. Hemen harekete geçti. Develerini sulamakta olan ...
  • SÖZÜN SÖYLENDİĞİ MEVSİM

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Değerli Dostlarım, Sizlerle okuyup etkilendiğim ve üzerine önemli dersler çıkardığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Bir grup kurbağa ormanda dolaşıyormuş ve içlerinden ikisi derin bir çukura düşmüş. Arkadaşlarının düştüğünü gören diğer kurbağalar çukurun etrafını sarıp, ne kadar derin olduğunu görünce, düşen arkadaşlarına o çukurdan çıkmanın mümkün olmayacağını söylemişler. Ancak, iki kurbağa diğerlerinin ne dediğini duymazdan gelip, çukurdan kurtulmak için var güçleriyle zıplamaya başlamışlar. Çabalarını gören çukurun tepesindeki kurbağ...
  • Ağustos ayı Türklerin bayramıdır

    13 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Türk tarihinde Ağustos ayının ayrı bir yeri ve ayrı bir şuuru vardır. Ve Ağustos ayı dünden bugün uzanan tarih serüvenimizde bir sıçrayışın bir zaferin ve bir bayramın ismi olmuştur. 16’ncı yüzyıldan 20’nci yüzyıla gelene kadar tesadüf olmayan ama Türkün Milli Şuurunu, Milli direnişini, hürriyetini dibine kadar yaşadığı bir ay olmuştur. Ağustos ayı Türkler için bayramdır. Çünkü bu tarih bir tesadüf değildir. İlkinde Sultan Alparslan Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde Anadolu’nun adını koyduğu zaferle başladı. Büyük Selçuk...
  • ŞEYBE BİN OSMAN (R.A)

    13 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Şeybe intikam hırsıyla yanıp tutuşuyordu. En sevdiği varlığı, babası Osman bin Ebi Talha, Uhud Savaşı’nda Müslümanlar tarafından öldürülmüştü. Hem de öl­düren, Re­su­lul­lah’ın en yakın akrabalarındandı… Şeybe, babasının intikamını almak için çırpınıyordu. Planlar kuruyor, desise­ler hileler arıyordu. O doymak bilmez hırsı ancak Re­su­lul­lah’ın öldürülmesiyle tatmin olabilirdi. Bunu kafasına koymuştu. Uhud Savaşı’nda bir şey yapamama­nın sıkıntısını taşıyordu. Bu planı uygulamak için arkadaş arıyordu. Huneyn Savaşı bütün şiddetiyle devam...