logo

İRAN TÜRKİYE VE İSLAM

BÜLENT SARIDİKEN

BÜLENT SARIDİKEN
bulent.saridiken@sonsaat.com.tr

İçinde bulunduğumuz şu sürecin değerlendirmesini yaparken genel olarak ‘’Müslüman devletlerin birlik olamayışı, aradaki manevi bağların kopuşu, Allahın emir ve yasaklarından uzaklaşarak dünya hayatının zevklerinin ağır basması ve nefsin artık kendi kontrolümüzden çıkarak,  şeytana ve şeytanlaşmış ülkelerin idarecilerine boyun eğer hale gelmemiz’’ şeklinde defalarca izah edip üstünde durmaya çalıştık. Nitekim peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde ‘’ Yahudi ve Hıristiyanlar 71 veya 72 fırkaya ayrılmışlardır. Ümmet-i Muhammed’de 73 fırkaya ayrılacaktır.’’ şeklinde ifade buyurmaktadır. Buradan da anlaşıldığı üzere Müslümanların çok fazla fırkalara bölünmüş olması, bu bölünmüşlüğünde İslam’dan ziyade sahte şeyh ve cemaatlerin menfaatlerinin, korumaya yönelik olması, Müslüman toplumları açısından çok büyük bir tehlike arz etmiştir. Nitekim bu fırka ve cemaatler, dış güçler tarafından Müslümanların birliğini ortadan kaldırmak ve kendi menfaatlerini korumak amacıyla sürekli kullanılmışlar ve Müslümanlığa çok büyük zara vermişlerdir.  Bunlar içerisinde en tehlikeli olanlardan birisi de Şiacılıktır.

Halifelik döneminde ortaya çıkan ve Hz Ali’nin Allah olduğuna varıncaya kadar sapık görüşleri ile Müslümanlar arasında en büyük fitne ve fesatları çıkaran Yemenli bir Yahudi olan Abdullah İbn-i Sebe, Hz Ali’nin aslında Hz Muhammed tarafından halife olarak görevlendirildiğini ve ondan önce halife olanların yalan söyleyerek halife olduklarını, asıl halifenin kendisinin olması gerektiğini söylemiş ve bunu Müslümanlar arasında yayarak çok büyük bir fitne çıkarmıştır. Hz Ali bunun üzerine bu Yahudi’yi Suriye’ye sürdürmüş olmasına rağmen Abdullah İbn-i Sebe gittiği her yerde bu yalanlarına devam ederek kendine çok büyük bir cemaat toplamıştır.

Bu yalanlara inanan ve kendi menfaatlerini yaşatmaya çalışan birçok mezhep ve fırkalar ardı arkasına gelmiştir. Bunlar  başta Hariciler ve Şia’cılardır. Ne yazık ki bu batıl mezhepler menfaatleri uğruna Kuran-ı Kerim’i de tahrif ederek bazı ayetlerini değiştirmişler ve Sünnilerin en büyük düşmanı olmuşlardır. Bunlara göre Peygamberlerin dahi üzerinde kabul ettikleri İmamlar, her türlü günahtan beridir ve her şeye kadirdir. Burada asıl amaçları İslam’dan önce İran kadim bir devlet halinde iken İslam’ın gelişi ile sönük bir hal almış, bunun kurtuluşunu Şialık üzerinden olacağına inanarak tüm Müslümanları Şia liderliğinde birleştirmek istemektedirler. İşin ana felsefe aslında burada yatmaktadır. Tarihinde gayr-ı Müslimler ile bir tek mücadelesi olmayan İran ne yazık ki yeri geldiğinde Müslüman kıyımı yapmaktan geri kalmayarak ve Osmanlının en büyük gizli düşmanlarından birisi olmuştur.

Özellikle Şii mezhebini İran’da resmi din olarak ilan eden Safevi Devleti’nin kurucusu Şah İsmail, bu mezhebin Anadolu’da yayılmasında başrol oynamıştır. Şah İsmail’in Şii mezhebini Anadolu’da yayarak Türkmen ve Anadolu halkını Osmanlı Devleti’ne karşı yanına çekmeyi başarmış ve uyguladığı bu politika sonucunda da o güne kadar Sünni bir devlet yapısı olmayan Osmanlı Devleti, Sünni bir devlet yapısına bürünmüştür. Mezhep çatışması olarak görünen iki devlet arasında yaşanan Çaldıran Savaşı aslında siyasi nedenlere dayanıyordu ve bu savaş sırasında yaşanan olaylar günümüzde etkisini sürdürmektedir.

Bugün, İslam devleti şeklinde görünen Arap Ülkerlerinin (Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Yemen, Lübnan, Cezayir)  Müslümanlar açısından hiçbir katkılarının olmaması hatta Müslümanlara yapılan kıyımlara ortak olmaları da genel olarak yukarıda bahsettiğimiz siyasi ve şahsi menfaatlerin doyumsuzluğundan başka bir şey değildir. Yine Türkiye’nin vermiş olduğu mücadelede yalnız kalmasının tek sebebi de bu sorumsuz İslam Devletleridir. Ne yazık ki bu mücadele içeride de devam etmekte. Cumhurbaşkanımızın samimi mücadelesine zarar veren Yahudi ve Siyonist alçakların gizli ajanları bizim kılığımızda, yapılan bu onurlu mücadeleye zarar vermekteler. Bu hainler, bu bukalemun tipliler olmasalardı ülke ve millet olarak çok daha farklı siyasi ve ekonomik ataklarımız olurdu.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Allah içimizdeki mücadele ruhunu, vatan sevgisini, İslam aşkını artırsın ve bu yolda onurlu mücadele eden askerlerinden eylesin. Unutulmamalıdır ki vatan sevgisi imandandır. İmanı olmayanın vatan sevgisi ve mücadelesi olmaz.

Selam ve dua ile…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HER DERDİN DERMANI SABIR

    21 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Günlük hayatımızda monoton bir yaşam şeklini benimseyen bizlerin en çok sabra ihtiyacı var. Sabır beklemektir ,teslimiyettir ,nefsimizi törpülemektir. Her birimizin mücadele ettiği zorluklar var. Kimi hastalık ile kimi evladı ile kimi eşi kimi yokluk ile sınanır. İmtihana tabi tutulduğumuz, dünya hayatında en büyük sınavı sabrımız ile vereceğiz. Bizim zor dediğimiz ve bize karanlık görünen her şeyin aslında aydınlık olacağı aklımıza bile gelmez. Başımıza gelen her musibette yüreğimize bir acı çöreklenir, sanki dünya başımıza yıkılmış sanırız za...
  • GIDA ENFLASYONU

    21 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Gıda enflasyonunun önü ancak tarımda döviz ile üretip TL ile satıştan vazgeçilince kesilir. (TÜİK) Türkiye İstatistik Kurumu Ağustos ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı. Ağustos'ta bir önceki aya göre yüzde 0,22 artışla 179,91 değerine ulaşan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 9,25, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,36 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 13,74 yükseldiğini görüyoruz. Hemen buradan hareketle, geçtiğimiz günlerde bir TV programında Ekonomi Bakanımız Berat Albayrak program sunucusuna Siz maaşınızı dolarla...
  • MODERN ZAMANIN PEDOFİLİ MERKEZİ TİKTOK

    20 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Eylül 2016’da Douyin adıyla Çin’de ByteDance firması tarafından piyasaya sürülmüş olan, daha sonra reklamlarla ilk ülke dışı Endonezya’da satın alınıp kullanılmaya başlamasıyla uluslararası pazara uygun olarak ismi değiştirilen TikTok programı. Bu program Türkiye ve dünyada sanal pazarlarda en çok indirilen uygulama olup, 2019 yılındaki istatistiklere göre ülkemiz, uygulamayı en çok kullananlar sıralamasında 3.sırada ve 27.6 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor. Dünyada ise 1 milyardan fazla kullanıcıya sahip. Bu programı herkesin duyduğunu dü...
  • MUAZ İBNİ ENES (R.A)

    20 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Muaz ibni Enes el-Cüheni(r.a), Resulullah (s.a.v) Efendimiz’le gazvelerde bulunmuş, müslümanın günlük hayatında lazım olacak bilgileri öğreten hadisleri nakleden bahtiyar bir sahabidir ! Selam vermek, öfkeyi yenmek, mütevazi olmak, sade giyinmek, hamd ve şükür halinde yaşamak gibi İslâm’ın üstün ahlâkı ile ilgili hadis-i şerifleri rivayet etmiştir. Muaz ibni Enes el-Cüheni (r.a), “Medine’li Sahabi” diye meşhurdur. “Halifu’l-Ensar / Ensarla anlaşmalı” diye tanınır. Meşhur Cüheyne kabilesine mensupdur. Bu kabile, Hicaz ülkesinde Medine’y...