logo

Mübariz İbrahimov

EMİRHAN HINISLIOĞLU

EMİRHAN HINISLIOĞLU
emirhan.hinislioglu@sonsaat.com.tr

Tarih, 1988 yılı ve 7 Şubat’ı göstermekteydi. Azerbaycan’nın Aliabad köyünde, ileride herkesin kahramanlığından söz edeceği bir evlat geldi dünyaya. ‘Mübariz İbrahimov’ dediler bu küçük bebeğe. Adı “kavgaya, münakaşaya giren güçlü kimse” anlamına geliyordu. Daha kaderi, doğduğu gün kendisine verilen isimle çizilmişti sanki.

 

Çocukluk ve ergenlik çağlarında bile cesurdu. Zaten liseyi bitirir bitirmez vatani hizmetini yapmak için askere gitti. 2007 yılında çavuş olarak bitirdiği askeri hizmetinden kopamadı. Sivil hayatında bir süre daha çalıştıktan sonra askerliğe meslek olarak döndü ve astsubay çavuş olarak yaşamını sürdürmeye başladı.

 

Mübariz ailesinin ve asker arkadaşlarının medarı iftiharıydı. Her anlamda kendini geliştirmeye çalışan donanımlı bir askerdi. Spor aktivitelerini aksatmaz ve eğitimine hassasiyet gösterirdi. Fiziksel yapısı dolayısıyla heybeti göz kamaştırırdı.

 

O sıralarda Azerbaycan ve Ermenistan arasında uzun zamandır yaşanan “Karabağ Mevzusu” son günlerde şiddetlenmişti. Zaman zaman iki ülke arasında çıkan çatışmalar da bu işin cabasıydı. Mübariz İbrahimov kendi isteği ile Azerbaycan Karabağ cephesindeki, sınır birliğine atandı.

 

20 Haziran 2010 yılında, Mübariz’in bulunduğu birlikte bir askerin eksik olduğu ortaya çıkar. Komutanlar birlikte olmayan askerin Mübariz olduğunu belirler. Komutanlar Mübariz’in ailesine durumu anlatmak için iletişime geçer. Bunun üzerine babası komutanlarına, ‘Ben oğlumu bilirim, o askerden kaçmaz. Eğer o gitmişse sadece savaşmak için gitmiştir. Sınıra gidin bakın.’ der.

 

Hemen akabinde o haber gelir. Mübariz gece vakti yanına mühimmat alarak, tek başına bir kilometrelik mayınlı alanı geçip, sınırdaki Ermeni karakoluna baskın yapmıştı. Saatlerce çatıştıktan sonra kimi kaynaklara 45, Putin ve Azerbaycan hükümetinin açıklamalarına göre 135 Ermeni askerini öldürmüştü. Bu olayın arkasından ailesine bir mektup bıraktığı öğrenilir.

 

Mübariz İbrahimov ailesine şu satırları sıralamıştı mektubunda;

 

Canım babam ve anam. Benim için üzülmeyin. İnşallah cennette buluşacağız. Benim için bol bol dua edin. Vatanımın zor günlerine artık kalbim dayanmıyor. Allah rızası için bunu yapmalıyım. En azından kalbim biraz sakinleşir. Şehit olana kadar bu alçakların üzerine gideceğim. Şehit olsam ağlamayın. Aksine sevinin o makama yükseldiğim için. Allah’a ibadetlerinizi tam olarak gerçekleştirin. Çok çok sadaka verin. Seyid torunu olarak bunu yapmalıyım. Allah büyük’tür. Vatan sağ olsun.

 

Oğlunuz Mübariz.

 

“Hakkınızı helal edin.”

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Mazlum coğrafyanın umut kapısıyız

    28 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Dünya ülkeleri 2020 yılına girerken nede çok umutları ve beklentileri vardı.  Ülkeler kendi hesap ve kitabını yapmış, yeni yılla ilgili birçok planlar hazırlamış, projeler oluşturmuş, bütçeler hazırlamış, ekonomiden, turizme, teknolojiden üretime hatta ülkelerarası ticari, siyasi ve diplomatik ajandalarında birçok notlar almışlardı. Bir önceki yıllardaki sorunlarını veya kazançlarını tekrar gözden geçirmiş yapılabilecekler ve yapılamayacaklar için stratejiler oluşturmuş, ikili görüşmeler, iç ve dış temaslar dahi bu notlar arasına alınmıştı. Hat...
  • DİPTEN DÖNDÜK GİBİ

    28 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Sadece sağlık değil ekonomik, sosyolojik ve psikolojik olarak ta etkilendiğimiz pandeminin hasarları onarılmaya başlandı gibi sanki. Her gün TV haberlerinde hangi ülke ne durumda, seyir nasıl gidiyor grafiklerinde toplumun her kesimi usta bir analist oldu. Dünyadaki aşı süreci laboratuvarları nasıl işliyor,  ne kadar zamanda bir aşı ortaya çıkar bilmeyen kalmadı. İlaç sanayisi hangi ülkelerin tekelinde hafızalara bir bir kazındı. Kazınmaması mümkün değil onlarca profesör en ince ayrıntıları ile Televizyonlarda bilgilendirdi halkı. Çünkü e...
  • CERİR BİN ABDULLAH (R.A)

    27 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Ebu Amr künyesiyle anılan Cerir hicretin 10. yılı Ramazan ayında kavminden 200 kişiyle birlikte Medine'ye gelerek İslâm'la şereflendi. O, uzun boylu, nurani yüzlü ve son derece yakışıklı bir kimseydi. Hz. Ömer (r.a) onun hakkında: "Cerir Bin Abdullah bu ümmetin Yusuf'udur." derdi. Onun İslâm'a gelişini Rasulullah (s.a.v) ashabına önceden haber verdi. Bir gün hutbe okurken: "Size şu taraftan hayırlı bir kimse geliyor. Yüzünde melek nişanesi vardır." buyurdu. Cerir (r.a) müslüman olduktan sonra Resul-i Ekrem (s.a.v)'in kendisini her gördüğü...
  • Mazlum coğrafyanın umut kapısıyız

    27 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Dünya ülkeleri 2020 yılına girerken nede çok umutları ve beklentileri vardı.  Ülkeler kendi hesap ve kitabını yapmış, yeni yılla ilgili birçok planlar hazırlamış, projeler oluşturmuş, bütçeler hazırlamış, ekonomiden, turizme, teknolojiden üretime hatta ülkelerarası ticari, siyasi ve diplomatik ajandalarında birçok notlar almışlardı. Bir önceki yıllardaki sorunlarını veya kazançlarını tekrar gözden geçirmiş yapılabilecekler ve yapılamayacaklar için stratejiler oluşturmuş, ikili görüşmeler, iç ve dış temaslar dahi bu notlar arasına alınmıştı. Hat...