logo

UMARE BİN HAZM (R.A)

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN
mesut.coban@sonsaat.com.tr

Umare Bin Hazm, Medine’de doğup büyüdü. O günün iki büyük kabilesinden biri olan Hazrec kabilesinin Neccaroğulları boyuna mensuptur. Babası, kabilenin önde gelenlerinden, hatırı sayılır, hürmet edilir bir insandı. Annesi, Beni Saide’den Halide bint Ebu Üneys’tir.

Umare Bin Hazm(r.a)  , Birinci Akabe biatı’na katılan müslümanların Medine’ye döndükten sonra şehirde yaptıkları İslâmi tebliğ ve davet sayesinde İslâm’la şereflendi. Ertesi yıl yapılan İkinci Akabe biatı’na katıldı. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz’i Medine’ye davet eden ve onu hayatları pahasına korumaya söz veren yetmiş beş kişilik müslüman grup arasında yer aldı.

İslâmiyet’in Medine’de yayılması için çok çalıştı. Umare Bin Hazm(r.a), Ebu Eyyub el-Ensari(r.a)’in komşusu idi. Resul-i Ekrem(s.a.v)  , Ebu Eyyub (r.a)’ın evine yerleşince bu yakınlığı vesile bildi. İki Cihan Güneşi Efendimiz’in huzuruna sık sık gidip hizmet ederek yakınında bulunma bahtiyarlığını elde etti. (İbn Sa’d, III, 486)

Umare Bin Hazm (r.a), Rasulullah (s.a.v) Efendimiz’i korumayı kendisine görev edinmişti. Yahudilerden ve müşriklerden gelebilecek tehlikelere karşı bir şey sezerse kapısında nöbet tutardı. İki Cihan Güneşi Efendimiz onu muhacirlerden Muhriz ibni Nadle ile kardeş ilan etti. O, Bedir, Uhud ve Hendek başta olmak üzere bütün gazvelere katıldı. Savaş meydanlarında büyük yararlılıklar, kahramanlıklar gösterdi.

Şakalarıyla meşhurdu. Savaş için hendek kazılırken henüz genç bir delikanlı olan Zeyd ibni Sabit(r.a)  ’e yaptığı şakaya Resul-i Ekrem(s.a.v)  Efendimiz de şahit oldu. Olay şöyle vuku bulmuştu:

Küçük-büyük bütün müslümanlar hendek kazma işinde çalışıyordu. On beş yaşlarında bir çocuk olan Zeyd ibni Sabit(r.a), toprak kazıp taşımaktan yorgun düştüğü için bir ara uyuyakalmıştı. Ashab-ı kiram da ona merhamet edip hendeğin kenarında uyur bir halde bırakarak biraz ilerlemişlerdi. Yanına varan Umare(r.a)  şaka olsun diye Zeyd’in silahlarını alıp bir kenara sakladı.

Zeyd uyanınca silahları yanında göremedi. Heyecanla etrafı aramaya başladı. Çevresinde bulamayınca telaşlandı ve korktu. Peygamber Efendimiz(s.a.v)  bu olayı işitince Zeyd’i yanına çağırttı. Mütebessim bir yüzle ona şöyle takıldı:    “–Ey uykucu! Sen uykuya daldın, silahların da kaybolup gitti!” buyurdu. Peşinden ashab-ı kirama yönelerek:             “–Bu çocuğun silahlarının nerede olduğunu bilen var mı?” diye sordu.

Umare derhal ayağa kalktı ve:

“–Ya Rasulallah, ben biliyorum, silahlar bende” dedi. Rasulullah(s.a.v) Efendimiz Umare’ye:                                              “–Ey Umare!… Silahlarını ona teslim et!” buyurdu.                                                                                                                        Sonra bir hayat ölçüsü olarak ashabına:                                                                                                                                         “-Şaka olarak da olsa müslümanları korkutmanın veya onların herhangi bir eşyasını alıp saklamanın doğru olmadığını” belirtti. (Vakıdi, II, 448; Hakim, III, 476)

Umare(r.a), Mekke’nin fethi günü ve Tebük Seferi’nde Neccaroğulları’ndan Beni Malik’in bayraktarlığını yaptı. Sefer esnasında fitne çıkaran münafıklara hiç göz açtırmadı. Kendi birliğinde bulunanların hepsini çıkarıp dışarı attı.

Tebük Seferi’ne katılan münafıklar, her fırsatta fitne, fesad ve nifaklarına devam ediyorlardı.

Onlardan birisi, Yahudi asıllı münafık Zeyd ibni Lüsayt idi. Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in devesinin kaybolmasını fırsat bildi ve nifak çıkartmaya başladı. Onun gökten haber verdiğini, fakat devesinin yerini bilmediğini söyledi. Fahr-i Kainat(s.a.v) Efendimiz’in peygamberliği hakkında şüphe uyandırmaya çalıştı. İşte bu ihanet karşısında Umare, haksızlığa dayanamadı ve Zeyd ibni Lüsayt’ı kendi birliğinden çıkarıp attı. Artık kendisiyle yolculuk yapmayacağını bildirdi. (İbn Hişam, IV, 166-167)

Umare Bin Hazm(r.a), Rasulullah (s.a.v) Efendimiz’den üç hadis nakletmiştir.

Umare Bin Hazm(r.a), Zeyd ibni Sabit(r.a)’in annesi Nevvar binti Malik ibni Sırma ile evlenmiş, bu evlilikten Malik isminde bir oğlu olmuştur.

Veda haccında bulunan Umare Bin Hazm(r.a)  , Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in vefatından sonra Hazreti Ebubekir Sıddık(r.a)’e ilk biat edenler arasında yer aldı.

Peygamberlik iddiasında bulunanlara karşı yürütülen mücâdelelerde Müseylimetü’l-kezzab’ı ortadan kaldırmakla görevlendirilen Halid ibni Velid (r.a kumandasındaki orduya katıldı. 633 yılında Müseylime’nin öldürülmesiyle sonuçlanan Yemame’deki Akraba savaşında şehit düştü. (İsabe, IV, 476)

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DİPTEN DÖNDÜK GİBİ

    28 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Sadece sağlık değil ekonomik, sosyolojik ve psikolojik olarak ta etkilendiğimiz pandeminin hasarları onarılmaya başlandı gibi sanki. Her gün TV haberlerinde hangi ülke ne durumda, seyir nasıl gidiyor grafiklerinde toplumun her kesimi usta bir analist oldu. Dünyadaki aşı süreci laboratuvarları nasıl işliyor,  ne kadar zamanda bir aşı ortaya çıkar bilmeyen kalmadı. İlaç sanayisi hangi ülkelerin tekelinde hafızalara bir bir kazındı. Kazınmaması mümkün değil onlarca profesör en ince ayrıntıları ile Televizyonlarda bilgilendirdi halkı. Çünkü e...
  • CERİR BİN ABDULLAH (R.A)

    27 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Ebu Amr künyesiyle anılan Cerir hicretin 10. yılı Ramazan ayında kavminden 200 kişiyle birlikte Medine'ye gelerek İslâm'la şereflendi. O, uzun boylu, nurani yüzlü ve son derece yakışıklı bir kimseydi. Hz. Ömer (r.a) onun hakkında: "Cerir Bin Abdullah bu ümmetin Yusuf'udur." derdi. Onun İslâm'a gelişini Rasulullah (s.a.v) ashabına önceden haber verdi. Bir gün hutbe okurken: "Size şu taraftan hayırlı bir kimse geliyor. Yüzünde melek nişanesi vardır." buyurdu. Cerir (r.a) müslüman olduktan sonra Resul-i Ekrem (s.a.v)'in kendisini her gördüğü...
  • Mazlum coğrafyanın umut kapısıyız

    27 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Dünya ülkeleri 2020 yılına girerken nede çok umutları ve beklentileri vardı.  Ülkeler kendi hesap ve kitabını yapmış, yeni yılla ilgili birçok planlar hazırlamış, projeler oluşturmuş, bütçeler hazırlamış, ekonomiden, turizme, teknolojiden üretime hatta ülkelerarası ticari, siyasi ve diplomatik ajandalarında birçok notlar almışlardı. Bir önceki yıllardaki sorunlarını veya kazançlarını tekrar gözden geçirmiş yapılabilecekler ve yapılamayacaklar için stratejiler oluşturmuş, ikili görüşmeler, iç ve dış temaslar dahi bu notlar arasına alınmıştı. Hat...
  • MA’KIL İBNİ SİNAN EL-EŞCAİ (R.A)

    26 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Mekke Fethi’nde Eşcâ kabilesinin sancaktarlığını yapan kahraman bir sahabidir!..                     O, Gatafan kabilesinin Eşcâ koluna mensuptur. Ebu Abdurrahman, Ebu Yezid, Ebu İsa ve Ebu Sinan künyeleriyle anılırdı. Kabilesi içerisinde İslâm’ın nuruna ilk kavuşmuş, çevresinde ilk müslüman olma şerefini elde etmiştir. Ma’kıl ibni Sinan(r.a)’ın nasıl müslüman olduğuna dair geniş bir bilgi yoktur. Fakat, Eşcâ kabilesinin Medine’ye gelip müslüman olmaları ve Rasulullah(s.a.v) Efendimiz’le karşılıklı anlaşma, yapmaları şöyle anlatılır : “-B...