logo

Gelecek Nesiller Kimin Olacak ?

NURTEN LÖKBAŞ

NURTEN LÖKBAŞ
nurten.lokbas@sonsaat.com.tr

Hristiyan dünyasında bulunan teslis inancı , kilise ve din  adamlarının baskıcı uygulamaları, asli günahın nesiller boyu insanlara sirayet etmesi gibi tarihsel arka plana yönelik tepkisel bir alt yapıya sahip deizm, nasıl oldu da müslümanların çocukları tarafından kabul gören bir inanç haline geldi ? Halbuki İslam vahye dayalı bir tevhid akidesidir. İslam dininin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim değişikliklere ve bozulmalara karşı Allah (c.c) tarafından korunmuş güvenilir bir kitaptır. Yüce Allah (c.c) En’am Suresi 38.ayette “Biz kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık.” buyurmuştur. Hz Peygamber (s.a.v) ise Kur’an-ı Kerim’ in açıklayıcısı ve tatbik edicisidir. Bu da kitabın hükümlerinin ütopya olmadığı bizzat Hz.Muhammet (s.a.v) tarafından hayat sahnesinde uygulanarak yaşanabilirliğini göstermiş olmaktadır. İslam dini tarihe cahiliyye dönemi olarak ismini yazdıran bir kavmi kısa bir sürede Asr-ı Saadet dönemine dönüştürmüştür. Zira İslam akla güven, kalbe itminan veren sağlam bir akide üzerine bina edilmiş ilahi bir dindir.
O halde nasıl oluyorda bizzat Allah (c.c) tarafından emniyete alınmış olan bu dinin inananları olan müslümanların çocukları tarafından bizden kaynaklanmayan deizm ve diğer batıl inanışlar yüksek sesle konuşulmaya başlandı. Müslüman mahallesinde nasıl popülerleşti.
Elbette bu pek çok nedene bağlı olmakla birlikte, burada tek bir neden üzerinde yoğunlaşarak müslümanların nazarını öz benliklerine yöneltip, sorunun kaynağını kendilerinde aramaları amaçlanmıştır. Şöyle ki;
İslam dünyasında her ne kadar insanların çoğunluğu müslüman olduklarını beyan etse de İslam’ ın ne olduğu konusunda, Kur’an-ı Kerim ‘ i anlamada, Hz.Peygamber(s.a.v)’ i örnek alma noktasında büyük bir zaafiyet içindedirler. Bu o kadar uç noktalara gitmiştir ki, kendi kitabını Kur’an ile eşdeğer görenden tutunuz Hz.Peygamber (s.a.v)’in sadece bir postacı görevi yaptığını söyleme cüretinde bulunanların varlığına şahit olmak mümkündür. “Ete kemiğe büründü, şeyhim diye göründü” diyerek bağlı olduğu şeyhin de Allah(c.c)’ ı gördüğünü ifade ederek müslümanlık iddiasında bulunmak zulümdür. Açıkça şirktir. Bu durum zoraki te’vil ve çıkarsamalarla mevcut konjonktüre yamanmak,şirke ve batıl inançlara zemin hazırlamaktan başka ne ile açıklanabilir. Hurafelerle dolu uydurulmuş bir İslam anlayışı ister cehaletten kaynaklansın isterse proje olarak ortaya konulsun en basit ifade ile şirktir.
Dinin yanlış sunumu ister tarikat şeyhi, ister hoca isterse yerli oryantalistler tarafından yapılsın kabul edilemez. Yanlış bir İslam anlayışının yanlış sunumu ve yaşanması dini bağlamaz. Din yanlış sunum ve uygulamalardan öğrenilmez. Dinin kaynağı bellidir. Kur’an-Kerim,Peygamber (s.a.v) sünneti ,sahabenin icmaı ve fakihlerin kıyası.
İslam’ ı doğru anlayarak onu hayatına mihenk taşı yapan biri için ne deizmin nede başka bir batıl inancın bireyde etkisi – geçerliliği yoktur. Sorun İslam’ ın kulaktan dolma bilgilerle yanlış bilinip uygulanması ve yanlış sunulmasındadır. Dini sadece camilere veya sufi tekkelere hapsederek hayatlarında belirleyici kılmayan bir kesimin varlığı azımsanmayacak kadar çoktur. Camide namazını kılarak faizini almak için bankanın yolunu tutan bir müslümanın günahı kendisini bağlar. Veya “müslümanım fakat şeriatçi değilim “diyen biri İslam’ ın davetçisi olamaz.İslam’ın asli kaynaklarından araştırıp incelemeden bu kişilerden tanımak cahilliğin ötesinde tembelliktir. Hazırcılıktır. Yusuf İslam’ın müslüman olduktan sonra çok bilinen şu sözünü burada zikretmek yerinde olacaktır. “Kur’an-ı Kerim’i tanımadan önce müslümanları tanısaydım,asla müslüman olmazdım” Bu müslümanlar için ne kadar acı bir durumdur. İslam’ ın bizden istediği “içinizde öyle bir ümmet bulunsun ki,iyiliği emretsin kötülükten men etsin düsturu gereğince müslümanların örnek bir şahsiyet sergilemek gibi misyonları olmasına rağmen bazı müslümanların hurafe ve bid’at içince yaşamaları dinin gerçeğine zarar vermektedir. Asıl problem İslam’ın doğru araştırılmaması,anlaşılmaması ve özüne uygun anlatılmamasıdır.
Pekala kapımızı kilitlemedik,tedbirimizi almadık, hırsızın hiç mi suçu yok denilebilir. Din adına uydurulan şeylerin dinmiş gibi aktarılması sebebiyle dine toptan tepki duyan gençlerde kolay bir yol seçerek “din bu ise ben bu dinden değilim” veya”deizm dini reddetmek ise ben deistim” gibi ifadeler kullanmaktadır. Ciddi bir İslam araştırması yapmadan yani İslam dinini kendi asli kaynaklarından öğrenmeden çevrelerinde gördükleri yanlış uygulamaları İslamdanmış gibi zannederek dinden uzaklaşmak gençlerin yüzeysel bilgilere sahip olduklarını göstermektedir.
Yoksa çoğu kişi deizm nedir ne değildir tarihsel süreçte doğuşu ve gelişimi nasıldır, kendi içindeki tutarsızlıkları nelerdir,islam açısından böyle tutarsızlıklar var mıdır ciddi manada bir araştırma yapmış değillerdir. Din hayatın merkezinden çıkarıldıktan sonra sekülerleşen dünyada buhran yaşayan gençler tedeyyün içgüdülerini doyurma noktasında internet sosyal medya gibi iletişim araçları ile fıtratlarından uzaklaştırıldırıldılar. Din internetten veya kulaktan dolma bilgilerle öğrenilemez. Sekülerleşen haz ve hız dünyasında niçin bu dünyadayız sorusunun cevabını araştırmaktansa toptan dini inkar ederek “anı yaşa “sloganına kucak açmak günümüz gençliğinin çıkmazıdır.
Müslümanlara düşen en önemli görev kitap ve sünneti doğru anlayarak dinin hayat biçimi olduğunu yaşamları, davranışları ve Hz. Peygamber’in metodu ile göstermektir. Aksi taktirde bir civa misali gençlik avucumuzun içinden kayacak ve gelecek nesiller bizim olmayacaktır.
Fi emanillah

Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

Gelecek Nesiller Kimin Olacak ?” için 1 yorum

  1. paşam : diyor ki:

    çok doğru her yazınızı takip ediyorum .başarılar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YUNANİSTAN 116 YIL ÖNCE DE ANADOLU’YU İŞGAL ETMEK İSTİYORDU

    22 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    1.Dünya Savaşı başlar başlamaz Yunanistan İngiltere ve Fransa yanında Türklere karşı savaşa girmek istiyordu. İngilizler onları kullanmak istiyordu ki, her zaman yabancı askerleri kendi menfaatleri için savaşlarda kullanırlardı. Dönemin Yunan Başbakanı Venizelos 1914 Yazında Osmanlı halen savaşa girmemişken bile Türklerle savaşmak arzusu ile yanıp tutuşuyordu. Churchill 1914 Yazında Boğazları aşıp İstanbul’u işgal etme planlarını yaptırmıştı. Bu konuda da Yunan Askerlerine güveniyordu. Venizelos’ un savaşa girmesine Tarafsızlıktan yana olan ...
  • HİLELER VE HAİNLER !

    22 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Dünyada başka bir ülke yoktur ki bizim ülkemiz kadar ihanete uğrasın, bizim ülkemiz kadar hain barındırsın. Tarihin her döneminde bolca bu kalıptaki insanları barındırmış, beslemiş ve büyütmüşüz. Daha bugün bile içimizdeki hainlerin, ajanların haddi hesabı belli değil. 7 yıl önce ağaçları bahane ederek Türkiye'nin tüm değerlerine saldıran vandallar ve bu kaosu kullanan terör örgütlerinin ekonomiye verdiği zarar Gezi olaylarından sonraki 3 aylık dönemde 100 milyar dolarları aştı. Borsa, faizler, enflasyon ve işsizlik rakamları ile Türk ...
  • HER DERDİN DERMANI SABIR

    21 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Günlük hayatımızda monoton bir yaşam şeklini benimseyen bizlerin en çok sabra ihtiyacı var. Sabır beklemektir ,teslimiyettir ,nefsimizi törpülemektir. Her birimizin mücadele ettiği zorluklar var. Kimi hastalık ile kimi evladı ile kimi eşi kimi yokluk ile sınanır. İmtihana tabi tutulduğumuz, dünya hayatında en büyük sınavı sabrımız ile vereceğiz. Bizim zor dediğimiz ve bize karanlık görünen her şeyin aslında aydınlık olacağı aklımıza bile gelmez. Başımıza gelen her musibette yüreğimize bir acı çöreklenir, sanki dünya başımıza yıkılmış sanırız za...
  • GIDA ENFLASYONU

    21 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Gıda enflasyonunun önü ancak tarımda döviz ile üretip TL ile satıştan vazgeçilince kesilir. (TÜİK) Türkiye İstatistik Kurumu Ağustos ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı. Ağustos'ta bir önceki aya göre yüzde 0,22 artışla 179,91 değerine ulaşan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 9,25, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,36 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 13,74 yükseldiğini görüyoruz. Hemen buradan hareketle, geçtiğimiz günlerde bir TV programında Ekonomi Bakanımız Berat Albayrak program sunucusuna Siz maaşınızı dolarla...