logo

İMRAN BİN HÜSEYİN (R.A)

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN
mesut.coban@sonsaat.com.tr

İmran Bin Hüseyin, Huzaa kabilesine mensuptur. Hicretin yedinci yılında, Hayber senesinde Rasulullah (s.a.v) ‘e biat etti. İslâmla şereflendikten sonra Efendimizin yanından ayrılmadı. Hizmetinde bulunmayı kendine şeref bildi. Sohbetlerini kaçırmadı. Onun huzurunda öğrendiği güzellikleri hayatında yaşamanın mutluluğuna erdi.

Bir gün İki Cihan Güneşi Efendimizle birlikte otururlarken Temimoğullarından ve Yemen halkından bir gurup geldi. Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz onlara kâinatın yaradılışı ve kıyametin kopmasına dair konularda açıklamalarda bulundu. Onları İslâm’a davet etti. Yemenliler hep birlikte müslüman oldu. İmran Bin Hüseyin (r.a.) bu bilgileri gönlüne nakşetti. Geçici dünyaya önem vermedi. Ebedi hayatı kazanmayı kendine hedef seçti. Geri kalan ömrünü ahiret hedefli bir mü’min olarak tamamladı. Her anını Allah ve Resulullah ile geçirebilmek için gayret etti. Kendisini Allah’a kulluktan alıkoyacak her türlü meşguliyeti bir kenara bıraktı. Sanki o melekler içinde yaşayan bir melek insandı.

O, İki Cihan Güneşi Efendimizle beraberliği ganimet bildi. Onun hal ve hareketinden kendine dersler çıkardı. Efendimizin Huneyn’deki bir davranışı onu çok etkilemişti.

Huneyn’de müşrikler Fahr-i Kâinat (s.a.v) Efendimizin etrafını çevirip kuşatmışlardı. Efendimiz büyük bir cesaretle: “Ben Peygamberim, yalan yok. Ben Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın oğluyum.” diyerek düşman üzerine yürüdü. Bu cesaret ve kahramanlık karşısında İmran Bin Hüseyin (r.a.) hayretler içinde kaldı. Efendimizin tek başına düşman üzerine yürümesi ona çok tesir etmişti ki; İmran (r.a.) o günü anlatırken Efendimiz hakkında: “O gün ondan daha cesur ve daha metin kimse görmedim.” diye bahsederdi.

O bir defasında Rasûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimizle birlikte Hz. Fatıma (r.anha)’yı ziyarete gitti. Efendimizin kızına tavsiyelerini dinledi. Yapılan nasihatları kendine yapılıyormuş gibi kabul etti. Bu duygu onu yüceltti. İlim ve ahlâkta örnek oldu. Ziyaretlerini kendisi şöyle anlatıyor:

Birgün Fahr-i Kâinat (s.a.v) Efendimiz bana: “Ya İmran! Sen de bilirsin ki, biz seni çok severiz. Kızım Fatıma rahatsızmış. Gelmek istersen beraber ziyaretine gidelim.” buyurdu. Ben de: “Anam-babam sana feda olsun Ya Rasulallah!.. Canım kurban sana…” dedim. Beraberce Hz. Fatıma’nın evine geldik. Efendimiz kapıyı çaldı ve selam verdi. Fatıma (r.anha) kapıyı açtı, selamını aldı ve içeri buyur etti. Efendimiz “Kızım, yanımda İmran Bin Hüseyin var” dedi. Hz. Fatıma (r.anha) başının örtüsünü düzeltip içeri girmemize izin verdi. Ben Efendimizin arkasında oturdum. Resul-i Ekrem (s.a.v): “Kızım nasılsın?” diye hatırını sordu. O da: “Babacığım bu gece çok rahatsızdım, sabaha kadar uyuyamadım. Açlıktan da çok bitkinim.” dedi. Efendimiz’in gözleri yaşardı. Ona kendi durumundan bahsederek şöyle nasihat etti: “Kızım! Sakın halinden şikâyet etme! Allah’a yemin ederim ki, üç gündür benim de mideme bir lokma ekmek girmedi. Rabbimden istesem beni doyuncaya kadar yedirir. Fakat geçici rızıkları, ebedî rızka feda ettim.” buyurdu. Sonra Hz. Fatıma’nın omuzlarını tuttu ve: “Müjdeler olsun ey Fatıma! Sen Cennet kadınlarının efendisisin.”diyerek kızını teselli etti ve ona ebedi hayatı kazanmayı hedef gösterdi.

İmran Bin Hüseyin (r.a.) giyimine kuşamına da pek dikkat ederdi. İki Cihan Güneşi Efendimizin: “Allah Teala bir kuluna nimet verince onu kulunun üzerinde görmek ister.” buyurduğunu söylerdi.

İmran (r.a.), Allah Teala’nın huzurunda hesap vermenin zorluğunu düşünerek: “Keşke rüzgarın savurduğu kül olsaydım.” derdi. Otuz yıl süren bir mide hastalığına yakalandı. Şiddetli acılar çekmesine rağmen bir gün dahi şikâyet etmedi. Rabbini zikrederek günlerini geçirdi. Ziyaretine gelen dostları onun hâlini görünce ağlardı. O ise: “Niçin ağlıyorsunuz? Ben halimden memnunum.” derdi. Bir gün gözyaşını tutamayan Mitraf ile kardeşine sır olarak şunları söyledi: “Melekler ziyaretime gelip, selam veriyorlar. Onlarla sohbet ediyorum. Onların ziyaretinden dolayı çok seviniyor ve acılarımı, hastalığımı unutuyorum. Bu bana yetmez mi?” dedi. Halinden memnun olduğunu açıkladı.

O, Hz. Ömer(r.a) devrinde Basra kadısı oldu. Basralılara İslâm hukukunu öğretti. Hasan-ı Basri Hazretleri kendisinden çok hadis-i şerif öğrendi. Onun hakkında: “İmran Bin Hüseyin’den daha çok faydası dokunan biri Basra’ya ayak basmadı” dedi. 120 hadis rivayet eden İmran Bin Hüseyin (r.a.) hicretin 52. yılında (672) tarihinde Basra’da vefat etti.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KA’B BİN UCRE (R.A)

    06 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Medineli olan Hz. Ka’b, Peygamberimize büyük bir muhabbetle bağlıydı. Resulullah’ı üzgün veya düşünceli görse sebebini sorar, yapabileceği bir şey varsa hemen harekete geçerdi. Bir defasında Resulullah’ı ziyaret etmişti. Mübarek sima­sının biraz solgun olduğunu gördü. “Anam babam size feda olsun, yâ Resulallah! Neyiniz var?” diye sordu. Peygamberimiz, “Üç gündür ağzıma bir şey koymadım.” buyurdu. Hz. Ka’b artık duramazdı. Ne yapıp etmeli, bir şeyler bulup Resulullah’a getirmeliydi. Hemen harekete geçti. Develerini sulamakta olan bir Yahudi görd...
  • SOSYAL MEDYA, ASOSYAL TOPLUM, HADSİZ İNSAN!

    06 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri, toplum olarak ‘’Kim nerede?, Ne yapıyor?’’ ile başlayan sorularımız, akabinde ‘’Kim ne dedi?, Ne yedi?, Ne aldı?’’ gibi meraklara dönüştü. Böylelikle kapitalist sistemin koyunu haline geldik. Tabi bu durumumuz da ‘’sermayenin hammaddesi insandır’’ gibi düşünenlerin ekmeğine yağ sürmemizi sağladı. Bu koyunlukla ilerliyorken ‘’Kimin ne giydiğine? Ne aldığına? Ne yediğine? Nereye gittiğine?’’ burnumuzu sokma haddini kazandırdı. Sosyal medya hayatımıza girdikten sonra asosyal toplum haline gelip haddimiz...
  • KUDÜS (2)

    05 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Yahudilerin yetmiş yıl süren esaretlerinin sonunda bugünkü İranlıların atası olan Pers Kralı Kiros, Babil krallığına son vererek Yahudilerin Filistin topraklarına dönüşlerine izin verdi. Yahudiler yıkılan birinci tapınağın yerine ikinci tapınaklarını inşa ettiler. M.Ö. 332’ de Makedonya Kralı Büyük İskender’ in Mısır’dan Fırat’ a kadar uzanan toprakları ele geçirmesi Yahudi tarihinde Helenistik dönemi başlatmıştır. Yahudilere Tevrat okumak yasaklanmıştır. Daha sonra Romalılar Kudüs’ e yönelerek orada hakimiyetlerini kurarak ikinci tapınağı y...
  • HAKİM İBNİ HİZAM (R.A)

    05 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Hakim İbni Hizam , Hz.Peygamber’in ilk hanımı hz.Hatice’nin kardeşinin oğludur.Fil yılından önce Kabe’nin içinde doğdu.Kureyşin ileri gelenlerindendir. Peygamberliğinden önce Hz. Peygamber’in yakın dostu idi. Ne var ki kendisinin müslüman olması, Mekke fethine kadar gecikti. Ebu Halid künyesiyle meşhur olan Hakim, müellefe-i kulubdandır. Huneyn Gazvesi’nde kendisine yüz deve verilmiştir. Daha sonra iyi bir müslüman olmuştur. Cahiliye devrinde yaptığı iyi davranışlarını müslüman olduktan sonra da sürdürmüştür. Çok cömert bir insan olan Hakim, H...