enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,6803
EURO
10,3507
ALTIN
500,69
BIST
1.409
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
26°C
İstanbul
26°C
Gök Gürültülü
Cumartesi Gök Gürültülü
27°C
Pazar Gök Gürültülü
26°C
Pazartesi Gök Gürültülü
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
27°C

HZ.ZİNNİRE (R.ANHA)

19.06.2020
A+
A-

Zinnire (r.anha) Mahzum oğulları veya Abdüddar oğullarından bir müşrikin cariyesi idi. İslâm’ın ilk günlerinde Mekke semalarında parlayan İslam güneşinin nuruyla gönlünü aydınlattı. Hak yolunu buldu ve ilk müslüman hanım sahabilerden oldu. O, müşrikler tarafından en ağır işkencelere uğratılan kadın köleler arasında idi. Onun efendisi katı bir İslâm düşmanıydı. İslâm’ın ilkleri hep çilekeş mü’minlerdi. Azgın müşrikler kimsesiz, garip, fakir müslümanlara çok eza ve cefa etmişlerdi. Her kabile kendi içinden İslâm’a giren kimseleri hapseder, döver, aç ve susuz bırakır hatta sıcak, kızgın kumlara yatırır, işkence ederdi. Kimse karışamaz ve bir hak talep edemezdi.

Resulullah(s.a.v)  ’in nuru gönülleri aydınlattı. Mekke’den yayılan nur kısa zamanda diğer ülkelere de geçti. Sevgi, bilgi, hizmet ve adaletle insanlık insanlığını öğrendi. Allah katında herkes eşit olduğunu bildi. Şeref ve üstünlüğün ancak takva ile hareket etmekte olduğunu anladı.

Mekke’de kadın-erkek, hür-köle, zengin-fakir herkes İslâm’la şereflenmek için can atmaya başladı. Allah Resulüne biat etmek için fırsatlar gözetlendi. Kadın köleler arasında hayatını sürdüren Zinnire Hatun bir fırsatını bulup İslâmla şereflendi. Onun İslâm’ı kabul ettiğini duyan sahibi küplere bindi. Nasıl olur da bir köle kendi iradesiyle hareket edebilirdi? Ne yapıp etmeli onu dininden döndürmeliydi. Hemen harekete geçti. Ona her türlü işkenceyi yaptı. Akla hayale gelmedik ezâ ve cefalara maruz bıraktı. Fakat Zinnire (r.anha)’yı imanından vazgeçiremedi.

Hazreti Zinnire’nin imandaki bu sebatı efendisini deli ediyordu. Bunca işkenceye rağmen o, hala Allah, Allah diyordu. Bir defacık olsun Lât ve Uzza’yı söyletemeyen sahibi artık yorulmuştu. Onunla başa çıkamayacağını anlayınca işi Ebu Cehil’e bıraktı. Kin ve kibirinden kuduran azgın müşrik canavarlar gibi zayıf, biçare kadına saldırdı. Zinnire Hatun’u kırbaçlar altında inletti. Hırsını alamayan vahşi adam bütün var kuvvetiyle onun boğazını sıktı. Elleri yanlarına düşünce onu öldü diye bıraktı.

Hazreti Zinnire dünya gözlerini kaybetmişti ama imanını asla!.. Zulümle bir netice alamayan azgın müşrik Ebu Cehil o mübarek hanımla alay etmeye başladı:

– “Gördün mü Lât ve Uzza senin gözünü de kör etti!” dedi. Müşriğin bu hezeyanlarına Zinnire Hâtun bütün samimiyetiyle şöyle cevap verdi:

“Hayır, vallahi hayır! Sizin tanrı diye ibadet ettiğiniz taş ve odun parçasından başka bir şey değildir. Vallahi bu öyle değil! Benim gözümü böyle edenler onlar değildir. Lât ve Uzza ne yarar, ne de zarar verebilir. Asla onlarda öyle bir güç yoktur. Onlar hiçbir şeyi göremezler. Fakat bu ancak Rabbimin işidir. Benim Rabbim tekrar gözümü geri vermeye, beni gördürmeye de kadirdir!” dedi.

“Benim Rabbim gözümü açma kudretine sahiptir.” diyordu. Kâinatı yoktan var eden, insanı, güneşi, ayı, yıldızları, hayvanları, bitkileri yaratan, onları idare eden ve hayatiyetlerini devam ettiren yüceler yücesi Rabbimize hiç bu iş ağır gelir miydi? Elbette O’nun her şeye gücü yeterdi. İlk yarattığı gibi tekrar diriltmeğe de kadirdi. Nitekim günün ilk ışıklarıyla Zinnire Hâtun’un da dünyası ışıyıverdi. Gözleri eski haline geliverdi. Görmeyen gözler görür oluverdi.

Mekke’li müşrikler Zinnire Hatun’un gözlerinin açılmış olduğunu görünce şaşkına döndüler. Putlarına olan inançları zayıfladı. Bazıları neredeyse müslüman olacaktı. Fakat hilebaz müşrik Ebu Cehil hemen araya girdi ve:

“Muhammed’in izinden giden şu akılsızlara mı hayret ediyorsunuz? Eğer onun getirdiği gerçek olaydı ona biz uyardık. Hayırlı işlerde onlardan daha evvel davranır, onları geçerdik! Zinnire’nin doğruyu bulmakta bizi geçeceğini mi sandınız?” dedi. Yanındaki avaneler bu hezeyanlara kandı. Düşünüp ibret alamadılar. Gaflet onları bürümüştü. İman edecekleri yerde “Bu da Muhammed’in sihridir.” dediler. Cehaletin zifiri karanlığından ayrılamadılar. Büyü deyip işi geçiştirdiler. Halbuki Yüce Rabbımız bu hâdiseden ibret alınması için Kur’an-ı Kerimin’de şu ayet-i celîleyi nazil buyurdu.

“İnkar edenler, iman edenler hakkında dediler ki: “Bu iş bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.” Fakat onlar bununla doğru yola girmek arzusunda olmadıkları için “Bu eski bir yalandır” diyecekler.” (Ahkaf suresi: 11)

İslâm’ın ilk günlerinde köleler ve fakirler müslüman olunca, Kureyş ileri gelenleri, iman ve İslam’ın hayır getirmediğini, bunun bu dine ilk girenlerin seviyelerinden belli olduğunu söylemişler. Kitab’a da dil uzatmışlardı. Nazil olan bu ayet inkarcıların sapık tutumlarını sergileyip kınamıştır. Bu hadise müslümanların imanlarını, kafirlerin de küfürlerini artırmıştır.

Hazreti Zinnire (r.anha) Hatun’un dinindeki sebatı, inancındaki bu samimiyeti ve ihlâsı onu kölelikten kurtardı. Hz. Ebu Bekir (r.a) onu satın alarak Allah rızası için azad etti.

 

Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2021
11.06.2021
04.06.2021
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.