logo

NUMAN BİN MUKARRİN (R.A)

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN
mesut.coban@sonsaat.com.tr

Resulullah (s.a.v) Medine’ye hicret etmişti. Bu haber Müzeyne kabilesine de ulaşmıştı. Kabilesinin reisi olan Numan Bin Mukarrin, bir akşam kabilesinin ileri gelenleriyle oturuyordu… Onlara şöyle dedi:

“Ey kavmim! Vallahi biz Muhammed’den ancak iyi şeyler duyduk. Hayırlı haberler aldık. Onun merhamet, şefkat ve adaletini öğrendik. Başkaları ona koşarken, biz niçin yavaş davranıyoruz? Ben yarın ona gitmeye karar verdim. İçinizden kim benimle beraber olmak istiyorsa sabah erkenden hazırlansın.”

Numan’ın bu sözleri kavmine çok tesir etmişti. Sabahleyin on kardeşini ve 400 Müzeyneli’yi Resulullah (s.a.v)’e gitmek üzere hazır buldu. Bu kadar kalabalıkla bir şeyler götürmeden Peygamberin yanına gitmeye de utandı. Kıtlık senesiydi. Kabilesinin elinde avucunda kalan birkaç koyunu toplayıp Resulullah (s.a.v)’a hediye götürdü. Huzuruna vardı ve Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu.

Numan Bin Mukarrin (r.a) ile beraberindekilerin Müslüman oluşları Medine’de büyük yankılar uyandırdı. Yesrip bir uçtan bir uca çalkalandı. Daha önce böylesi bir evden baba bir, 11 kardeş ve bir kabileden 400 süvarinin Müslüman oluşu duyulmamış görülmemişti.

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz Numan’ın Müslüman oluşuna çok sevindi. Onun ferasetine ve gayretine şu ayet-i celileyi okuyarak teşekkür etti. Allah Teâlâ şöyle buyuruyordu:

“Bedevilerden öyle kimse vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır, infak edeceğini Allah yanında yakınlıklara ve o Peygamberin dualarına (vesile) edinir. Haberiniz olsun ki, bu onlar için gerçek bir yakınlıktır. Allah, onları rahmetine koyacaktır. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir. “(Tevbe süresi, 99)

Numan Bin Mukarrin (r.a) bundan böyle kendini Resulullah (s.a.v)’e tam teslim etti. Emrine ve hizmetine girdi. Onun sancağı altında bütün savaşlara katıldı. Mekke fethi, Huneyn Gazvesi ve Veda Haccı’nda da hazır bulundu. Sevgili Peygamberimizin dar-ı bekaya irtihalinden sonra Medine-i Münevvere’de ikamet etti. Abdullah Bin Mesud (r.a) onun hakkında: İmanın ve nifakın birçok evleri vardır. Mukarrin oğullarının evi imanın konakladığı evlerden birisidir.” diyerek onun ailecek birer iman eri olduklarını duyurdu.

O, Hz Ebû Bekir (r.a) zamanında irtidat olaylarının bastırılmasında kabilesiyle birlikte kesin tavır takınıp, irtidat fitnesinin büyümesine fırsat vermedi.

“Allah’a hamd Peygamberine salat ve selam ederim. Şüphesiz Allah bize acıdı da iyiyi gösteren, kötülükten uzaklaştıran bir Peygamber gönderdi. Bize, davetine icabet edene, Allah’ın dünya ve ahiret iyilikler vereceğini vadetti. Kısa zamanda Allah darlığımızı genişliğe, zilletimizi izzete, aramızdaki düşmanlığı da kardeşlik ve merhamete çevirdi. Bize önce yakınlarımızdan başlayarak insanları hayırlı şeylere davet etmemizi emretti.

Biz sizi İslâm’a davet ediyoruz. Bizim dinimiz, güzeli güzel gören ve ona teşvik eden, çirkini çirkin görüp ondan sakındıran bir dindir. Bu din inananları küfrün karanlık ve zulmünden, imanın aydınlık ve adaletine götürür. Eğer İslâm’ı kabul ederseniz, aranızda Allah’ın kitabını koyar, onunla hükmetmek üzere bazı zevatı bırakır, sizi kendi halinize terk ederiz. Şayet İslâm’a girmeyi kabul etmezseniz, sizden cizye alırız ve sizi himaye ederiz. Bunu da kabul etmezseniz sizinle savaşırız.”

Numan’ın bu sözleri Yezdücerd’i küplere bindirdi. Komutanınıza söyleyin “Ona, hepinizi Kadisiye hendeğine gömecek olan Rüstem’i gönderiyorum.” dedi.

Kadisiye harbi oldu. Hendekler binlerce cesetle doldu. Ama bunlar Kisra askerlerinin cesetleriydi. Bunu hazmedemeyen Kisra 150 bin asker topladı. Hz Ömer (r.a) bunu haber aldı. Ashab-ı Kiramı toplayıp istişare yaptı. Numan Bin Mukarrin el-Müzeni’yi komutan seçti. Ona şu mektubu yazdı:

“Kalabalık bir İran ordusunun savaşmak üzere Nihavend’de toplandığını haber aldım. Bu mektubu aldığında Allah’ın emri ve yardımıyla beraberindeki Müslümanlarla birlikte yola çık. Onları sarp yerlerden yürütme. Bir Müslüman bana yüz bin dinardan daha iyidir. Selamlar.”

Numan Bin Mukarrin (r.a) mektuptaki talimatı aynen uyguladı. Nihavend’in yollarına demir dikenler dökülmüştü. Atları buradan geçirtmedi. Geceleyin düşmanın görmesi için ateş yaktırdı, korkudan geri çekilme numarası yaptı. Düşman ordusu onları takip etmek için yollara döktükleri demir dikenleri temizledi. Bunun üzerine Numan (r.a) askerlerini topladı onlara son talimatını şöyle verdi, “Ben üç defa tekbir getireceğim. Birincisinde hazırlanırsınız. İkincisinde silaha sarılın. Üçüncüde hepiniz hücuma geçin. Ben bile olsam birisi şehit düşerse kimse onun yanında toplanmasın. Hiç kimse hücumdan geri kalmasın. ” dedi. Tekbirler alındı. Numan (r.a) kükremiş aslan gibi düşman saflarına daldı. Onun arkasından askerler sel gibi coştu. Çok şiddetli savaş oldu. Ölüler dağı taşı doldurdu. Her taraf kan seli oldu. Atının ayağı kayan Numan İbni Mukarrin (r.a) yere düştü. Kardeşi sancağı elinden aldı. Üzerini bir örtüyle kapattı savaşa devam etti. Bu arada İran ordusu komutanı da yere düşüp öldü. Askerler başına toplanıp savaşı bırakmıştı. Böylece Müslümanlar Nihavend zaferini kazandı.

Savaşın sonunda Numan İbni Mukarrin (r.a)’ı soranlara, kardeşi, üzerindeki örtüyü kaldırıp: “İşte komutanınız. Allah onu şehitlik mertebesine kavuşturdu.” diyerek onları teselli etti.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İFSAT SÖZLEŞMESİ

    15 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Adına “İstanbul Sözleşmesi”denilen , bana göre bir “İfsad Sözleşmesi” olan bu sözleşmenin adı, İslamın  bayraktarlığını yapmış  İstanbul’a açıkça bir ihanettir. Bu yazımda “İfsad Sözleşmesi olarak ifade edeceğim bu sözleşme son günlerde çok tartışılan bir konudur. Bu ifsad sözleşmesi kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinir ve “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. 11 Mayıs 2011 de İstanbul’da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu  toplantısında imzaya açılarak on ...
  • CÜVEYRİYE BİNTÜL HARİS (R.ANHA)

    15 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Hz. Peygamber’in zevcesi ve müminlerin annesi. Hz. Cüveyriye, Mustalikoğulları kabilesinin baskani Haris b. Ebi Dirar’ın kızıdır. Aynı kabileden Safvan oglu Musafi’den dul kalmıştı. Mustalikoğulları, Hicret’in altıncı yılında Medine’ye saldırı için hazırlık yapmaya başladılar. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s.), yediyüz kişilik bir askeri kuvvetle, onlardan önce davranarak Müreysi’ suyu başında saldırdı. On kişi öldürüldü. Müslümanlar bu gazvede bir şehit vermişti. Mustalikoğullari’nin bütün erkekleri, kadınları ve çocukları esir alındı. ...
  • KA’B BİN UCRE (R.A)

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Medineli olan Hz. Ka’b, Peygamberimize büyük bir muhabbetle bağlıydı. Re­su­lul­lah’ı üzgün veya düşünceli görse sebebini sorar, yapabileceği bir şey varsa he­men hare­kete geçerdi. Bir defasında Re­su­lul­lah’ı ziyaret etmişti. Mübarek sima­sının biraz solgun olduğunu gördü. “Anam babam size feda olsun, yâ Re­su­lal­lah! Neyiniz var?” diye sordu. Peygamberimiz, “Üç gündür ağzıma bir şey koy­madım.” buyurdu. Hz. Ka’b artık duramazdı. Ne yapıp etmeli, bir şeyler bulup Re­su­lul­lah’a getirmeliydi. Hemen harekete geçti. Develerini sulamakta olan ...
  • SÖZÜN SÖYLENDİĞİ MEVSİM

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Değerli Dostlarım, Sizlerle okuyup etkilendiğim ve üzerine önemli dersler çıkardığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Bir grup kurbağa ormanda dolaşıyormuş ve içlerinden ikisi derin bir çukura düşmüş. Arkadaşlarının düştüğünü gören diğer kurbağalar çukurun etrafını sarıp, ne kadar derin olduğunu görünce, düşen arkadaşlarına o çukurdan çıkmanın mümkün olmayacağını söylemişler. Ancak, iki kurbağa diğerlerinin ne dediğini duymazdan gelip, çukurdan kurtulmak için var güçleriyle zıplamaya başlamışlar. Çabalarını gören çukurun tepesindeki kurbağ...