logo

ZEKVAN İBNİ ABDİKAYS (R.A)

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN
mesut.coban@sonsaat.com.tr

Zekvan ibni Abdikays, Medine’de doğup büyüdü. Hazrec kabilesinin amir ibni Züreyk oğulları koluna mensuptur. İslam’la şereflenişi şöyle olmuştur:

“-Medine’nin ileri gelenlerinden Es’ad ibni Zürare ile bir konuda ihtilafa düşmüşlerdi. Buna bir çözüm bulmak için Mekke’ye gidip müşriklerden Utbe ibni Rebia’nın hakemliğine başvurmaya karar verdiler.

Mekke’ye geldiklerinde Utbe ibni Rebia onlara öncelikle şu tavsiyede bulundu: “İçimizden Muhammed adında biri çıktı. Peygamber olduğunu söyleyerek bizi birbirimize düşürdü. Bizi atalarımızın yolundan çevirmek istiyor ve putlarımızı inkar ediyor. Sakın onunla görüşmeyin. Onun sözleri sihir gibi. Ondan uzak durun. Onunla konuşmayın” diyerek dikkatlerini çekti.

Zekvan ile Es’ad da son dinin ve son peygamberin geldiğini duymuşlardı. Onlar da bu konuda bir merak ve arayış içindeydiler. Utbe’nin sözüne bakmadan, onu dikkate almadan gizlice Resulullah Efendimizi sordular, buldular ve huzuruna vardılar. Efendimiz onlara Kur’an okudu. Sohbet etti ve İslam’ı anlattı. Onların da İslâm’a girmelerini teklif etti.

İki Cihan Güneşi Efendimiz’in sohbetinden çok etkilenen Zekvan ibni Abdikays ile Es’ad ibni Zürare’nin gönüllerinde büyük bir değişiklik meydana geldi. Kalblerine derin bir huzur doldu. İman nuru kalblerine girdi ve hiç tereddüt etmeden hemen kelime-i şehadet getirerek İslam’la şereflendiler. (İbni Sa’d, I, 218)

Müslüman olarak Medine’ye döndüler ve kendi kabilelerinden başlayarak İslâm’ı anlatmaya başladılar. Son dinin peygamberini tanıtmağa çalıştılar. Bir çok kimsenin Mekke’ye giderek Sevgili Peygamberimizle buluşmasına zemin hazırladılar.

Zekvan ibni Abdikays (r.a), 620 yılında Akabe’de Resulullah Efendimiz’le görüşen altı kişilik Medine’li grup arasında yer aldı. 621 ve 622 yıllarında da Akabe biatlarında bulundu.

Zekvan Medine’yi hicrete hazırlayan yiğitlerdendir. Hicret günlerinde ilk Muhacirler Medine’ye gelince hicret etmenin ne büyük sevab olduğunu öğrendi. Kendisi de bu sevabtan mahrum kalmamak için Mekke’ye gidip yerleşti. İki Cihan Güneşi Efendimizle birlikte bir müddet orada kaldı. Daha sonra hicret eden Muhacir gruplardan birine katılarak Medineye hicret etti. Böylece o, hem Ensar hem de Muhacirlerden sayıldı. O tarihden sonra sahabe arasında “ muhacir-ensar” diye anıldı. (İbni Hacer II, 338)

Aslında şu rivayete göre Akabe Bey’atında bulunan Ensar, Muhacir sayılmaktaydı.

İbn Abbas’a göre; Resulullah(s.a.v) ile Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer(r.a) nasıl Mekkeli müşrikler yüzünden Medine’ye hicret ederek Muhacirlerden oldularsa, Ensar’dan olanlar da, şirk yurdu olan Medine’den Akabe gecesinde Resulullah’ın yanına gelmekle, Muhacirlerden olmuşlardır.” diye nakletmektedir. (Nesai, Sünen, c.7 s.144-145. M. Asım Köksal, İslam Tarihi, 2/288.)

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz hicretten sonra ilk iş olarak Muhacirle, Ensar arasında kardeşlik akdini gerçekleştirdi. Bu akid sırasında Zekvan’ı, Mus’ab ibni Umeyr (r.a) ile kardeş ilân etti. Zekvan, elindeki maddi imkanları muhacir kardeşlerinin hizmetine sundu. Onlara fedakarane bir şekilde yardımcı olmaya çalıştı. Hatta bir kısım mülkünü ucuz fiyata muhacir kardeşlerine sattı.

Sa’d ibni Ebi Vakkas(r.a) ondan iki deve karşılığında “Sükya Kuyusu”nu satın aldı. Bu kuyu, Medine’nin tatlı suyu ile meşhur olan kuyularındandı. (İslam Ansiklopedisi c.44, s.222. İbni Şebbe I, 158-159)

Zekvan ibni Abdikays, Bedir ve Uhud Gazvelerine katılmış bir kahramandır. Bedir’de “Üseyl Vadisi”nde, Uhud’da “Şeyhayn”de, Fahr-i Kainat Efendimiz’in çadırı etrafında gece bekçiliği yapmıştır.

“İslâm ordusu Uhud’a giderken, geceyi Şeyhayn’de geçirdi. Peygamberimiz orada, ashabına ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kıldırdı. Muhammed ibni Mesleme’yi elli kişilik bir muhafız birliğinin başına geçirip, onları ordunun çevresinde dönüp dolaşmakla görevlendirdi.

Peygamberimiz Şeyhayn’de yatsı namazını kıldırdıktan sonra ashabına döndü ve:

“Bu gece bizi kim bekler?” diye sordu.

Karanlıkta bir zat ayağa kalkıp: “Ben!” dedi.

Peygamberimiz, ona: “Sen kimsin?” diye sordu.

O zat: “ Zekvan ibni Abdi Kays’ım!” dedi.

Peygamberimiz, ona: “Sen otur!” buyurdu.

Biraz sonra, Peygamberimiz, yine: “Bu gece bizi kim bekler?” diye sordu.

Yine bir zat ayağa kalkıp: “Ben!” dedi.

Peygamberimiz, ona da:”Sen kimsin?” diye sordu.

O zat da: “Ben Ebu Seb’im!” dedi.

Peygamberimiz, ona da: “Sen otur!” buyurdu.

Peygamberimiz, yine: “Bu gece bizi kim bekler?” diyerek sorusunu tekrarladı.

Yine bir zat ayağa kalktı ve: “Ben!” dedi.

Peygamberimiz, ona da: “Sen kimsin?” diye sordu.

O zat da: “Ben İbni Kays’ım!” dedi.

Peygamberimiz, ona da: “Sen otur!” buyurdu.

Aradan bir müddet geçtikten sonra: “Üçünüz de ayağa kalkınız!” buyurdu.

Ashab arasından yalnız Zekvan ibni Abdikays kalkıp huzura geldi. Peygamberimiz ona: “Öteki arkadaşların nerede kaldılar?” diye sordu.

Zekvan ibni Abdikays: “Ya Rasulallah! Geceleyin her üç sorunuza da cevap veren bendim. Benim adım, Ebu’s-Seb’ Zekvan ibni Abdikays’dır” dedi.

Onun bu muhabbet dolu davranışını takdir eden Peygamberimiz ona tebessüm edip memnuniyetini ifade ederek şöyle dedi:

“Git, sen bizi bekle, koru! Allah da seni korusun!” diye dua buyurdu.

Zekvan ibni Abdikays, hemen zırhını giyindi, kalkanını aldı. O gece nöbet tuttu, bekledi. (Vakıdı, Megazî, c. 1, s. 216-217.)

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz, Zekvan ibni Abdikays’ın muhabbet dolu bu davranışını takdir etti. Ona iltifatta bulunarak şu müjdeyi verdi:

“Yarın sabahleyin Cennetin yeşilliklerine ayak basacak bir kimseye bakmak isteyen, Zekvan’a baksın!” buyurdu. (İbn Hacer, el-İsabe, c. 1 , s. 482. M. Asım Köksal, İslam Tarihi, 4/129-130.)

Bu sözlerin şehadet anlamına geldiğini sezen Zekvan hemen evine koştu. Hanımı ve çocuklarıyla görüştü. Onlarla helalleşerek vedalaştı ve görev yerine gitti. Sabaha kadar Sevgili Peygamberimizin emrettiği yerde nöbet tuttu. Ertesi günü savaş meydanında Mekke müşriklerine karşı mücadele etti ve kahramanca savaşarak şehid düştü.

O gün Uhud dağı eteklerine doğru çekilen Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz ashabının durumunu araştırırken Zekvan ibni Abdikays’ı sordu. Hazreti Ali, Zekvan’ın savaş meydanında sergilediği kahramanlıkları anlattı ve müşriklerden Ebu’l-Hakem Ahnes ibni Şerik’in onu şehid ettiğini kendisinin de Ahnes’i öldürdüğünü söyledi. (Vakıdi, I, 283)

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İFSAT SÖZLEŞMESİ

    15 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Adına “İstanbul Sözleşmesi”denilen , bana göre bir “İfsad Sözleşmesi” olan bu sözleşmenin adı, İslamın  bayraktarlığını yapmış  İstanbul’a açıkça bir ihanettir. Bu yazımda “İfsad Sözleşmesi olarak ifade edeceğim bu sözleşme son günlerde çok tartışılan bir konudur. Bu ifsad sözleşmesi kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinir ve “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. 11 Mayıs 2011 de İstanbul’da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu  toplantısında imzaya açılarak on ...
  • CÜVEYRİYE BİNTÜL HARİS (R.ANHA)

    15 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Hz. Peygamber’in zevcesi ve müminlerin annesi. Hz. Cüveyriye, Mustalikoğulları kabilesinin baskani Haris b. Ebi Dirar’ın kızıdır. Aynı kabileden Safvan oglu Musafi’den dul kalmıştı. Mustalikoğulları, Hicret’in altıncı yılında Medine’ye saldırı için hazırlık yapmaya başladılar. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s.), yediyüz kişilik bir askeri kuvvetle, onlardan önce davranarak Müreysi’ suyu başında saldırdı. On kişi öldürüldü. Müslümanlar bu gazvede bir şehit vermişti. Mustalikoğullari’nin bütün erkekleri, kadınları ve çocukları esir alındı. ...
  • KA’B BİN UCRE (R.A)

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Medineli olan Hz. Ka’b, Peygamberimize büyük bir muhabbetle bağlıydı. Re­su­lul­lah’ı üzgün veya düşünceli görse sebebini sorar, yapabileceği bir şey varsa he­men hare­kete geçerdi. Bir defasında Re­su­lul­lah’ı ziyaret etmişti. Mübarek sima­sının biraz solgun olduğunu gördü. “Anam babam size feda olsun, yâ Re­su­lal­lah! Neyiniz var?” diye sordu. Peygamberimiz, “Üç gündür ağzıma bir şey koy­madım.” buyurdu. Hz. Ka’b artık duramazdı. Ne yapıp etmeli, bir şeyler bulup Re­su­lul­lah’a getirmeliydi. Hemen harekete geçti. Develerini sulamakta olan ...
  • SÖZÜN SÖYLENDİĞİ MEVSİM

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Değerli Dostlarım, Sizlerle okuyup etkilendiğim ve üzerine önemli dersler çıkardığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Bir grup kurbağa ormanda dolaşıyormuş ve içlerinden ikisi derin bir çukura düşmüş. Arkadaşlarının düştüğünü gören diğer kurbağalar çukurun etrafını sarıp, ne kadar derin olduğunu görünce, düşen arkadaşlarına o çukurdan çıkmanın mümkün olmayacağını söylemişler. Ancak, iki kurbağa diğerlerinin ne dediğini duymazdan gelip, çukurdan kurtulmak için var güçleriyle zıplamaya başlamışlar. Çabalarını gören çukurun tepesindeki kurbağ...