logo

CEMİLE BİNTİ SELÜL(R.ANHA)

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN
mesut.coban@sonsaat.com.tr

O, Medine’li olup Hazrec kabîlesine mensuptur. Babası münafıkların reisi Abdullah İbni Ubey İbni Selül’dür. Hazrec kabilesinin reisidir. Bedir Savaşından hemen sonra müslüman olmuş görünmesine rağmen İslâm’a beslediği kin ve düşmanlık duygularından kurtulamamıştır. Annesi, Havle binti Münzer’dir. Hazreti Hanzala (r.a)’ın hanımıdır.

Cemile binti Übey İbni Selül, müslümanları aldatan münafık bir babanın kızı olmasına rağmen, babasının tesiri altında kalmayan zeki bir hanımdır. Babasının yaptıklarını hiçbir zaman tasvip etmedi. İslâm’a düşmanlığını hiç tasdik etmedi. Resulullah (s.a.v) Efendimize karşı davranışlarını hiç kabullenemedi. Gizli ihanetlerini gönlüne sindiremedi. O başından beri İslâm’a sempati ile yaklaştı. İki Cihan Güneşi Efendimizin davasına saygı duydu. Gönlünü yeni dine hep açık tuttu. İslâm’ın nuruyla aydınlanmak için fırsat kolladı. Çok gecikmeden Resulullah (s.a.v) Efendimize biat etti. Daha sonra İslâm’la şereflendiğini ilan etti.

Allah Teâlâ her şeye kadirdi. Habibine düşman olan bir evden İslâm’ın nuruyla gönülleri aydınlanan iki yiğit çıkardı. Biri Cemile (r. anha) diğeri ağabeyi Bedir ashabından olan Abdullah (r.a) idi. Hazreti Abdullah da babasının tam zıddına hareket ediyordu. Son din ve peygamberi seviyordu. Gönlünü İslâm’ın güzelliklerine açmak istiyordu. Vaktini bekliyordu. Nihayet, hicretten önce İslâm’ın nuru kalbine yerleşti. Kelime-i şehadet getirerek İslâm’la şereflendi. Cemile (r. anha) akıllı, zeki, firasetli bir hanımdı. Çevresinde olan biten hadiseleri değerlendirme konusunda da basiret sahibiydi. Onun firaset ve basireti şu hadisede çok açık olarak görülmekteydi.

Cemile (r. anha) ashabtan Hanzala İbni Amir (r.a) ile evlenmişti. Düğünlerinin yapıldığı gecenin ertesi gününde Uhud Savaşı yapılacaktı. Savaş yerine geceden gidilmesi kararlaştırıldı. İki Cihan Güneşi efendimiz ashabıyla Uhud’a doğru hareket etti. Hanzala (r.a)’ın evinin önünden geçerken: “Ey Hanzala! Haydi harbe!” diye seslendi.

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimizin sesini uyku arasında duyan Hanzala (r.a) hemen fırlayıp dışarı çıktı. İslâm askeri arasına katılıp Uhud’un yolunu tuttu. Uhud savaşı zorlu geçmişti. Ashabtan çok şehid verilmişti. O gün savaş meydanında büyük kahramanlıklar gösteren Hanzala (r.a) da şehadet şerbetini içenler arasındaydı.

Savaşın bittiği ve İslâm askerlerinin Medine’ye dönmeye başladığı haberi duyulunca halk karşılamak üzere yollara çıktı. Hanımlar arasında eşini savaşa uğurlayan Cemile (r. anha) da vardı. Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz ordunun önünde geliyordu. Hüzünlü bir vaziyette görünüyordu. Karşılaştıkları ashabına selâm veriyordu. Yakınlarını göremeyenler Efendimiz’den durumları hakkında haber soruyordu. Cemile (r. anha) da kocasından sual edip:

“ – Ya Resulallah! Hanzala nerededir?” dedi.

Fahr-i Kâinat (s.a.v) Efendimiz hüzünlü bir şekilde:

“ – O şehit  oldu.” buyurdu.

Cemile (r. anha) bu cevap karşısında basiretli davranıp hemen kocasının cenazesinin yıkanmasını istedi. Hanzala (r.a)’ın durumunu Efendimize arz etti:

“ – Ya Resulallah! Hanzala sizin sesinizi duyunca hemen fırlayıp dışarı çıktı. Bir daha geri dönmedi. O gece gusletmeye de fırsat bulamadı.” diyerek cenazesinin yıkanmasını taleb etti.

Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz Cemile (r. anha)’nın gönlünü hoş edecek şu sevindirici haberi verdi:

“ – Ben, meleklerin, gümüş kaplar içinde bulunan su ile, gökle yer arasında Hanzala’yı yıkadığını gördüm.” buyurdu.

Fahr-i Kâinat (s.a.v) Efendimizden bu müjdeli haberi alan Cemile (r. anha) üzüntülerini gönlüne gömdü. Bu haberden sonra Hanzala İbni Amir (r.a)’ya: “Gasilü’l-melaike = Meleklerin yıkadığı kimse” ünvanı verildi.

Cemile (r. anha) Hz. Hanzala (r.a)’dan hamile kaldı. Bir oğlu dünyaya geldi. Adını Abdullah koydu. O, daha sonra kendisine talip olan Ensar’ın hatibi Sabit İbni Kays İbni Şemmas ile evlendi. Bu izdivacdan da Muhammed adında bir oğlu oldu. İki oğlu da Harre olayında şehid düştü.

Cemile binti Übey İbni Selül (r. anha) kendine güvenli, bilgili, zeki bir hanımdı. Her şeyi Efendimiz (s.a.v)’e sorardı. Bir gün kocası Sabit İbni Kays (r.a) ile imtizaç edemediğini ileri sürerek Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimize müracaat etti. Boşanmak istediğini söyledi. Efendimiz de mehir olarak aldığı bahçeyi geri vermek suretiyle Sabit’e karısını boşamasını tavsiye etti. İslâm’da ilk boşanma hadisesi muhalaa (bir kadının mehrini kocasına bağışlaması, geri vermesi) suretiyle bu şekilde gerçekleşmiş oldu.

Cemile binti Übey İbni Selül (r.anha) ömrünü İslâmi esaslara riayet ederek geçirmeye gayret etmiştir. İslâmi vazifelerini yerine getirme konusunda titizdi. Bu duygu ve düşünceler içerisinde ebedî aleme intikal etmiştir. Ölüm tarihi bilinmemektedir.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İFSAT SÖZLEŞMESİ

    15 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Adına “İstanbul Sözleşmesi”denilen , bana göre bir “İfsad Sözleşmesi” olan bu sözleşmenin adı, İslamın  bayraktarlığını yapmış  İstanbul’a açıkça bir ihanettir. Bu yazımda “İfsad Sözleşmesi olarak ifade edeceğim bu sözleşme son günlerde çok tartışılan bir konudur. Bu ifsad sözleşmesi kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinir ve “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. 11 Mayıs 2011 de İstanbul’da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu  toplantısında imzaya açılarak on ...
  • CÜVEYRİYE BİNTÜL HARİS (R.ANHA)

    15 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Hz. Peygamber’in zevcesi ve müminlerin annesi. Hz. Cüveyriye, Mustalikoğulları kabilesinin baskani Haris b. Ebi Dirar’ın kızıdır. Aynı kabileden Safvan oglu Musafi’den dul kalmıştı. Mustalikoğulları, Hicret’in altıncı yılında Medine’ye saldırı için hazırlık yapmaya başladılar. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s.), yediyüz kişilik bir askeri kuvvetle, onlardan önce davranarak Müreysi’ suyu başında saldırdı. On kişi öldürüldü. Müslümanlar bu gazvede bir şehit vermişti. Mustalikoğullari’nin bütün erkekleri, kadınları ve çocukları esir alındı. ...
  • KA’B BİN UCRE (R.A)

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Medineli olan Hz. Ka’b, Peygamberimize büyük bir muhabbetle bağlıydı. Re­su­lul­lah’ı üzgün veya düşünceli görse sebebini sorar, yapabileceği bir şey varsa he­men hare­kete geçerdi. Bir defasında Re­su­lul­lah’ı ziyaret etmişti. Mübarek sima­sının biraz solgun olduğunu gördü. “Anam babam size feda olsun, yâ Re­su­lal­lah! Neyiniz var?” diye sordu. Peygamberimiz, “Üç gündür ağzıma bir şey koy­madım.” buyurdu. Hz. Ka’b artık duramazdı. Ne yapıp etmeli, bir şeyler bulup Re­su­lul­lah’a getirmeliydi. Hemen harekete geçti. Develerini sulamakta olan ...
  • SÖZÜN SÖYLENDİĞİ MEVSİM

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Değerli Dostlarım, Sizlerle okuyup etkilendiğim ve üzerine önemli dersler çıkardığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Bir grup kurbağa ormanda dolaşıyormuş ve içlerinden ikisi derin bir çukura düşmüş. Arkadaşlarının düştüğünü gören diğer kurbağalar çukurun etrafını sarıp, ne kadar derin olduğunu görünce, düşen arkadaşlarına o çukurdan çıkmanın mümkün olmayacağını söylemişler. Ancak, iki kurbağa diğerlerinin ne dediğini duymazdan gelip, çukurdan kurtulmak için var güçleriyle zıplamaya başlamışlar. Çabalarını gören çukurun tepesindeki kurbağ...