logo

ÜMMÜ RUMAN (R.A)

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN
mesut.coban@sonsaat.com.tr

Ümmü Ruman (r.anha) Serat’tan Mekke’ye gelmiştir. Asıl adı Zeynep’dir. Babası Amir ibni Uveymir’dir. Önce Haris el- Esedi ile nikahlandı. Bu evlilikten Tufeyl adında bir oğlu oldu. Haris, Hz. Ebu Bekir (r.a)’ın yakın arkadaşı idi. Mekke’de vefat edince Ümmü Ruman Hz. Ebu Bekir (r.a) ile evlendi. Abdurrahman ile Hazreti Aişe bu anneden dünyaya geldi. Ümmü Ruman İslâm’ın ilk günlerinde müslüman oldu. Müşriklerin işkencelerine karşı kocası Hz. Ebu Bekir (r.a) ile birlikte direndi. Birbirlerine manevi destek oldu. Allah yolunda karşılaştığı bütün sıkıntılara sabretti. Halinden hiç şikayet etmedi.

İki Cihan Güneşi Efendimiz Hz. Ebu Bekir (r.a)’ı kendine can kardeş bilmişti. İslâm’ın yayılması hususunda onunla iştişare ederdi. Müslümanların dertlerine birlikte hal çaresi arardı. Zulum ve işkence gören ashabını kurtarmak için gayret sarfederdi. Bu vesile ile Hz. Ebu Bekir (r.a)’ın evine sık sık gelir onunla görüşürdü. Ümmü Ruman (r.anha), Resulullah (s.a.v)’ın bu geliş gidişiyle evini şereflendirmesinden pek memnun olurdu. Fahr-i Kâinat (s.a.v) Efendimize candan hizmet ederdi. Davranışlarıyla edeb ve hürmette kusur etmemeye çalışırdı.

İslâm’ın ilk yılları zor ve çileli geçmekteydi. Hazreti Hatice (r.anha) annemizin vefatından sonraki günlerdi. Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’e Hz Aişe ile evleneceği vahy edilmişti. Fakat bunu kimseye açmamıştı. Bir gün İki Cihan Güneşi Efendimiz bu bahtiyar aileyi ziyarete gitmişti. O zaman Ümmü Ruman (r.anha)’ya:

“Aişe’yi koruyup ona iyi muamele etmenizi tavsiye ederim.” buyurdu. Ümmü Ruman (r.anha) zeki bir hanımdı. Resulullah (s.a.v)’ın bu tavsiyesinde mutlaka bir hikmetin bulunduğunu tahmin etmişti. Fakat ne olduğunu kestirememişti. Bundan böyle kızı Aişe üzerine daha çok titremeye başladı. Ona daha çok ihtimam gösterdi. Eğitim ve terbiyesi ile yakınen ilgilendi. Onun olgun bir hanımefendi olarak yetişmesi için son derece titiz hareket etti.

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz yine bir gün Hz. Ebu Bekir (r.a)’nın evine ziyarete gelmişti. Hz. Aişe’yi ağlar vaziyette buldu. Şefkat ve Rahmet Peygamberi Efendimiz yanına yaklaştı ve niçin ağladığını sordu. O da annesi yüzünden ağladığını söyledi. Bunun üzerine Efendimiz Ümmü Ruman (r.anha)’ya döndü ve sitemle:

“Ben sana Aişe’ye iyi davranmanı söylememiş miydim?” buyurdu. Ümmü Ruman (r.anha) mahcubiyet içerisinde artık ona daha yumuşak davranacağına dair söz verdi. İki Cihan Güneşi Efendimiz’in Aişe’ye karşı şefkat ve titizliğinin hikmetini biraz daha yakinen anlamaya başladı. Kızının ilerde İslâm’a büyük hizmetler yapacağına inancı arttı. Ona artık bir çocuk gibi değil genç olgun bir evlat gibi hareket etti. Hz. Hatice annemizin vefatından sonra Osman İbni Maz’un (r.a)’ın hanımı Hz. Havle (r.anha) Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’e gelerek Hz. Aişe ile nikâhlanması teklifinde bulundu. Efendimiz peki diyerek kabul etti ve onu dünür olarak gönderdi. Havle (r.anha) bu bahtiyar aileye geldi ve Aişe (r.anha)’nın annesine:

-“Ey Ümmü Ruman! Allah’ın sana hayır ve bereketten ne verdiğini biliyor musun?.” dedi. O da merakla:

-“Nedir o ?” dedi. Havle (r.anha) heyacanlı heyacanlı:

-“Resulullah (s.a.v) beni Aişe’ye dünürlük için gönderdi.” dedi. Ümmü Ruman bu habere çok sevindi. Fakat birden cevap veremedi. Birazdan Ebu Bekir gelir diyerek teklifi ona yapmasını istedi. Bir müddet sonra Ebu Bekir (r.a) geldi. Havle (r.anha) bu müjdeyi ona da verdi. Resulullah (s.a.v)’e kayınpeder olmak büyük şerefti. Ebu Bekir bunun bilincinde idi fakat:

“O kardeşinin kızıdır, uygun olur mu? dedi” Havle (r.anha) bu şüpheyi ortadan kaldırmak için Resulullah (s.a.v)’e koştu. Durumu arz edince Efendimiz:

“Git ona söyle! O benim din kardeşimdir. Kızı bana uygun olur. (Helâldir)”de dedi. Havle (r.anha) bu cevabı getirince Hz. Ebu Bekir (r.a) büyük bir memnuniyetle teklifi kabul etti. Resulullah (s.a.v)’e sıhri yönden de  akraba olmayı kendine şeref bildi. Böylece Resul-i Ekrem (s.a.v) ile Hz. Aişe (r.anha) nişanlandılar. Bir anne-baba olarak bundan böyle Hz. Ebu Bekir ve ailesi Ümmü Ruman (r.anha) kızları Hz. Aişe (r.anha)’ya daha dikkatli, titiz davranmaya çalıştılar. Onu Resulullah (s.a.v)’e eş olabilecek şekilde yetiştirmek için gayret ettiler. Söz ve davranışlarına önem verdiler. Terbiyesinin ve becerisinin en güzel şekilde olmasına ihtimam gösterdiler.

Bu arada Allah Teâlâ, Resulullah (s.a.v) Efendimiz ile Hz. Ebu Bekir’e Medine’ye hicret izni verdi. Üç kişilik bir hicret kervanı gizlice Mekke’den çıktılar. Çileli bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaştılar. Ev halkı Mekke’de kaldı. Bir kaç gün geçince geride kalan aile efradını getirmenin yollarını aradılar. Resul-i Ekrem (s.a.v) evlâtlığı Zeyd ibni Harise (r.a)’ı, Hz. Ebu Bekir (r.a)’da oğlu Abdullah’ı bu iş için vazifelendirdi. Küçük bir kafile teşkil edip tekrar Mekke’ye döndüler. Vakit kaybetmeden müminlerin annesi Sevde binti Zem’a (r.anha), Hz. Fatıma, Ümmü Ruman ve Hz. Aişe’yi alarak Medine’ye doğru yola koyuldular. Bir ara Hz. Aişe ve annesini taşıyan deve huysuzlaştı ve kaçar gibi oldu. Ümmü Ruman (r.anha) buna çok üzüldü. Başına bir felâket gelirse Resulullah (s.a.v)’e ne cevap verecekti? Kendi kendine: “Eyvah kızcağızım ! Eyvah gelinciğim!” diye çırpınmaya başladı. Biraz sonra Allah Teâlâ deveyi sakinleştirip geri döndürdü. Onları selâmete kavuşturdu. Bir daha da böyle bir sıkıntı yaşanmadı. Sağlık ve sıhhat içinde geride kalan aile efradı hep birlikte Medine’ye ulaştı.

Ümmü Ruman (r.anha) Mekke’de olduğu gibi, Medine’de de Hz. Ebu Bekir (r.a)’ın İslâmi çalışmalarında en yakın desteği oldu. Resulullah (s.a)’e nişanlı bulunan kızı Aişe’ye kuracağı yuvanın mükellefiyetlerini öğretmeye gayret etti. Ona karşı nasıl davranması gerektiğini anlattı. Hizmetlerinde ne derece hassas ve dikkatli olması, nazik ve gönül alıcı davranması lâzım geldiğini hatırlattı. Bu hassasiyetleri ona sık sık tekrarlayarak sevgili kızı Aişe’yi evliliğe hazırladı. şevval ayının içinde düğünleri yapıldı. Böylece Ümmü Ruman (r.anha) Allah Resulüne kayınvalide olma şerefine erdi. O, Resulullah (s.a.v)’e kayınvalide olma şerefine nail olduğu için daima Allah’a şükreder, kendini en mesut, en bahtiyar bir anne sayardı. İki Cihan Güneşi Efendimiz de ona çok hürmet ederdi. Bir evlâdın annesine nasıl davranması gerekiyorsa öyle davranırdı. Ona karşı çok edeb ve saygı gösterirdi. Onun hakkında:

“-Kim Cennet hûrilerinden birine  bakmaktan hoşlanırsa Ümmü Ruman’a baksın.” buyurmuştur. Ümmü Ruman (r.anha) ibadete düşkün bir hanımdı. Çok namaz kılardı. Bir gün namaz kılarken biraz sallanmıştı. Hz. Ebu Bekir (r.a) onun namaz kılarken sallanmasını uygun bulmadı. Namaz bittikten sonra kendisine Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimizin şu hadisini nakletti.

“Sizden biriniz namaza durduğu zaman herhangi bir yerini kıpırdatmasın. Yahudiler gibi de sallanıp durmasın, zira dimdik durup sağa sola kıpırdamamak, namazı tamamlayan şeylerdendir.”

Ümmü Ruman (r.anha) ömrünü Allah ve Resulüne teslimiyetle geçirdi. Hicretin altıncı yılında Medine-i Münevvere’de vefat eyledi. Defin işiyle bizzat Resulullah (s.a.v) Efendimiz ilgilendi ve kabrine kendisi indirdi. Onun hakkında mağfiret dileyip şöyle dedi:

“Allahım ! Senin ve Resulün yolunda Ümmü Ruman’ın neler çektiği Sana gizli değildir.” buyurdu.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÜSAME BİN ZEYD (R.A)

    09 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Ömrünün 20 seneye yakın bir zamanını Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) çok yakı­nında ge­çiren ve onun ahlakıyla ahlaklanan kahraman bir sahabi de Üsame bin Zeyd’dir (r.a.). Babası, Peygamberimizin azatlı kölesi ve vefakar hizmetçisi Zeyd bin Hari­se (r.a), annesi ise Re­su­lul­lah’ın mübarek evlatlarının mürebbiyesi Ümmü Eymen’dir (r.anha). Bu itibarla Hz. Üsame, Re­su­lul­lah’ın hususi şefkat, himaye ve terbiyesine mazhar olmuş, çocukluğunu Yüce Peygamber’in dizi dibinde geçirmişti. Üsame, Resul-i Ekrem’in birçok iltifatına nail olmuştu. Bir la...
  • ZEYD BİN HARİSE (R.A)

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Küçük Zeyd daha sekiz yaşındayken gurbete düşmüştü. Annesiyle birlikte de­delerinin ve ninelerinin türbelerini ziyarete gittikleri bir sırada düşmanlar tara­fından esir alınmış ve Ukaz Panayırı’nda satışa çıkarılmıştı. Orada Hakim ibni Huzam 400 dirhem karşılığında Hatice validemiz için satın almıştı onu. İlahi kudret, Zeyd’in maceralarını daha çocukluğunda iken çileli başlatmıştı. Ancak bu çilelerin arkasından büyük saadetler gelecekti. Hz. Peygamber’le (a.s.m.) evlenen Hz. Hatice (r.anha), Zeyd’i Hz. Peygamber’e köle ve hizmetçi olarak hed...
  • BEYRUT’UN FİŞİ ÇEKİLDİ

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Lübnan tarih boyunca altı kez yıkılıp yedi kez inşa edilen bir bölge.  Şimdi yedinci kez yıkıldı. 2013 yılında Batum’dan Mozambik’e giden Amonyum Nitrat yüklü bir gemi, seferi engellenerek Beyrut limanında tutuluyordu.2750 ton Amonyum Nitrat altı yıldır Beyrut limanında depolardaydı. Yıllardır bekleyen bu madde neden şimdi patladı veya patlatıldı? Tamda buradan çıkaralım dedikleri zamanda. Tam da Afrika’ya sevk edilmek istenirken. Patlamanın şiddetinden otomobiller takla attı,binalar yıkıldı.Patlama bir buçuk saatlik mesafeden hisse...
  • ENES BİN NADR (R.A)

    07 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Enes bin Nadr (r.a.), Medine'liydi. Meşhur sahabi Enes bin Malik’in amcasıydı. Me­dine’de İslam güneşinin doğduğu ilk yıllarda Müslüman olmuştu. Onun Re­su­lul­lah’ın yanında ayrı bir yeri vardı. Peygamberimiz kendisini çok se­ver, zaman zaman iltifatta bulunurdu. Bir defasında kız kardeşi, bir kadının birkaç dişini kırmıştı. Enes bin Nadr’ın (r.a.) ricasına rağmen kısas yapmada direndiler. Mesele Peygamberimize inti­kal etti. Peygamberimiz de kısasla emretti. Hz. Enes, Re­su­lul­lah’a, “Ya Re­su­lal­lah! Sizi hak ile gönderen Allah’a yemin ...