logo

HANSA (R.ANHA)

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN
mesut.coban@sonsaat.com.tr

Hansa Hatun, bir çok şair yetiştirmiş Beni Süleym kabilesine mensuptur. Hansa (çekik burunlu) lakabıyla tanınmıştır. Asıl adı Tümadır binti Amr’dır. Babası, Amr ibni Şerid’dir. O, Arap edebiyatında kadın şairlerin en önde geleni kabul edilir. Şiirlerinin çoğunu Cahiliye devrinde söylemiştir. Savaşlardaki, yiğitlik, kahramanlık sahnelerini kadın duygusallığı içinde sade bir dille anlatmıştır. Özellikle mersiye türünde meşhur olmuştur.

Hansa’nın (r.anha) biri Muaviye adında ana bir diğeri Sahr isminde baba bir iki kardeşi vardı. Muaviye yakışıklı bir yiğit, Sahr da halim-selim cömertti. Kabileler arasındaki savaşlarda ikisi de öldürülmüştür. Hansa bu iki kardeşinin mertlik ve cömertliğine dair söylediği mersiyelerle meşhur olmuştur. O, İslâm’ın ortaya çıktığı ilk dönemlerde çocuklarıyla birlikte müslüman oldu. Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimizin sohbetinde bulundu. Hz. Ömer (r.a.) ile görüştü. İki Cihan Güneşi Efendimiz onun şiirlerini beğenirdi. “Haydi Hunas!” diyerek şiir okumasını isterdi.

Hz. Hansa (r.anha) öldürülen kardeşleri için çok göz yaşı döküyordu. O kadar ki ağlamaktan dolayı yüzünde izler meydana geldi. Hz. Ömer (r.a.) kendisine: “Niçin bu kadar ağlıyorsun? Onlar şimdi cehennem odunu.” deyince o şefkat ve merhametinin neticesi olarak bu sözden alındı ve: “İşte şimdi hüznüm bir kat daha arttı.” diye serzenişli bir cevap verdi.

Hz. Hansa (r.anha) İslâm’ın nuruyla kalbini doldurmaya ve çocuklarını da bu yolda yetiştirmeye gayret etti. Mal ve evladın Allah’ın bir emaneti olduğunu bildi. Dört oğlunu da Allah yolunun yolcuları olarak büyüttü. Onlar Allah yolunda cihat edebilecek yaşa gelmişti. 17-18 yaşlarına girmişlerdi. Güçlü, kuvvetli enerjik ve gönülleri şehitlik özlemiyle dolu, pırıl pırıl bir genç olmuşlardı. İslâm dini yayılmaya başlamış, fetihler çoğalmıştı. Müslümanlar zaferden zafere koşuyordu. Bu dört mücahit genç delikanlılar, anneleriyle birlikte Hz. Ömer (r.a.)’ın halifeliği döneminde “Kadisiye Savaşı” için hazırlanan orduya gönüllü olarak katıldılar. Allah’a ve Resulüne teslim olmuş bir anne için ne büyük bir mutluluktu bu. Hz. Hansa (r.anha) bir akşam üstü çocuklarını yanına topladı. Dört oğlunu bir anne şefkati nazarıyla süzdükten sonra onlara yüce hedeflere ulaşma konusunda nasihatler yaptı. Gönüllerini coşturan tesirli, derin ifadelerle, onların iman dolu damarlarını harekete geçiren şöyle bir hitabede bulundu:

“Yavrularım! Sizi müslüman olmaya kimse zorlamadı. Kendi isteğinizle müslüman oldunuz. Kendi iradenizle orduya katılıp buralara kadar geldiniz. Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’a yemin ederim ki, siz hep bir annenin oğlu bir babanın çocuklarısınız. Ben sizin babanızın namusunu korudum; ona ihanet etmedim. Dayınızı da mahcup edecek bir ahlâksızlıkta bulunmadım. Şerefinize leke düşürmedim. Soyunuzu değiştirip bozmadım. Sizler, Allah yolunda savaşan mücahidlere Rabbinizin hazırladığı sevabı biliyorsunuz. Baki olan ahiret yurdunun fani olan dünyadan daha hayırlı olduğunu da biliniz. Cenab-ı Hak’ın: “Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin; (cihad için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah’tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.” (Al-i İmran Suresi / 200) buyurduğunu hatırlayınız.

Yarın inşallah sağ salim sabaha erişirseniz, basiretli bir şekilde, sabır ve sebatla düşmana saldırın. Bu konuda düşmana karşı sadece Allah’tan yardım isteyin. Harp kızıştığında düşmanın can alıcı yerine kadar gidin. Onların kumandanı ile çarpışın. Zafer elde ederseniz ganimete kavuşursunuz. Şehid olursanız cennete girer, ikrama nail olursunuz..”

Sevgili annelerinin gösterdiği hedefe ulaşmak için dört kardeş sabahı zor etti. Sabah olduğunda yerlerinde duramayan Hz. Hansa (r.anha)’nın oğulları arslanlar gibi savaş meydanına atıldılar. Büyük kahramanlıklar sergilediler. Sonunda özlemini çektikleri şehidlik mertebesine eriştiler. Bedenleri savaş meydanında kaldı. Ruhları Cennet-i âlâya uçtu.

Kadisiye savaşı müslümanların zaferiyle neticelendi. Dört civan genç kardeşler de şehidler arasındaydı. Annesine haber vermek için gelenler üzgün üzgün Hz. Hansa (r.anha)’nın yanına geliyordu. Halbuki o büyük bir metanet içerisinde, kadere teslim olmuş bir vaziyette, son derece sakin bir halde idi. Dört oğlunun şehidlik makamını kazanmaları onun için büyük bir saadetti. Onların şehadet haberini sanki bir müjde gibi karşıladı. Allah’a hamdedip sevincini şu dua ve niyaz ifadeleriyle açığa vurdu:

“Onların şehadetiyle beni şereflendiren Allah’a hamdolsun. Yüce Rabbim beni onlarla beraber rahmetinin gölgesinde birleştirsin.”

Hz. Hansa (r.anha), hayatın, servetin ve evladın kendine Allah’ın bir emaneti olduğunun şuurunda idi. Çocuklarını da bu duygu ve düşüncelerle yetiştirdi. Onlara ölmez ufuklar verdi. Dünya hayatı fani, ahiret yurdu baki idi. Emaneti sahibinin yoluna feda etmek en kârlı ve en akıllı bir işti. Sonunda kendinden önce ahirete böyle hayırlı oğullar gönderdi. Arkaya da rahmet ile anılacak bir isim bıraktı. 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÜSAME BİN ZEYD (R.A)

    09 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Ömrünün 20 seneye yakın bir zamanını Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) çok yakı­nında ge­çiren ve onun ahlakıyla ahlaklanan kahraman bir sahabi de Üsame bin Zeyd’dir (r.a.). Babası, Peygamberimizin azatlı kölesi ve vefakar hizmetçisi Zeyd bin Hari­se (r.a), annesi ise Re­su­lul­lah’ın mübarek evlatlarının mürebbiyesi Ümmü Eymen’dir (r.anha). Bu itibarla Hz. Üsame, Re­su­lul­lah’ın hususi şefkat, himaye ve terbiyesine mazhar olmuş, çocukluğunu Yüce Peygamber’in dizi dibinde geçirmişti. Üsame, Resul-i Ekrem’in birçok iltifatına nail olmuştu. Bir la...
  • NAÇİZANE ÖNERİ

    09 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Takdir edilmek, çevremizdekileri gururlandırmak veya “aferin delisi” olmak... Bu insanın içgüdüsünden gelen duygulardır. Kim takdir edilmeyi sevmez ki? Hele ki başarımız takdir ediliyorsa, veya yaptığımız herhangi bir şey başarı olarak görülüyorsa. Hepimizin gururu okşanır böyle bir durumda ve bize sonsuz güven verir. Esasen kararında egomuzun okşanması gereklidir. Çünkü insan değerlidir. Zira Allah yaratırken bize değer vermiştir. Tüm canlılardan üstün kılmıştır başta. Buna karşın biz nasıl değer vermeyelim kendimize? Değerliyiz, özeliz, takdi...
  • ZEYD BİN HARİSE (R.A)

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Küçük Zeyd daha sekiz yaşındayken gurbete düşmüştü. Annesiyle birlikte de­delerinin ve ninelerinin türbelerini ziyarete gittikleri bir sırada düşmanlar tara­fından esir alınmış ve Ukaz Panayırı’nda satışa çıkarılmıştı. Orada Hakim ibni Huzam 400 dirhem karşılığında Hatice validemiz için satın almıştı onu. İlahi kudret, Zeyd’in maceralarını daha çocukluğunda iken çileli başlatmıştı. Ancak bu çilelerin arkasından büyük saadetler gelecekti. Hz. Peygamber’le (a.s.m.) evlenen Hz. Hatice (r.anha), Zeyd’i Hz. Peygamber’e köle ve hizmetçi olarak hed...
  • BEYRUT’UN FİŞİ ÇEKİLDİ

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Lübnan tarih boyunca altı kez yıkılıp yedi kez inşa edilen bir bölge.  Şimdi yedinci kez yıkıldı. 2013 yılında Batum’dan Mozambik’e giden Amonyum Nitrat yüklü bir gemi, seferi engellenerek Beyrut limanında tutuluyordu.2750 ton Amonyum Nitrat altı yıldır Beyrut limanında depolardaydı. Yıllardır bekleyen bu madde neden şimdi patladı veya patlatıldı? Tamda buradan çıkaralım dedikleri zamanda. Tam da Afrika’ya sevk edilmek istenirken. Patlamanın şiddetinden otomobiller takla attı,binalar yıkıldı.Patlama bir buçuk saatlik mesafeden hisse...