logo

30 Haziran 2020

MUTLULUK

PINAR HOLT

PINAR HOLT
pinar.holt@sonsaat.com.tr

Sevgili dostlar,

Geçenlerde yemek masasında kızım ‘’Allah’a teşekkür ederim bana bu hayatı verdiği için’’ dedi. O anda benim yüzümde gülücükler, kalbimde kelebekler uçtuğunu hissettim. ‘’Niye?’’ derseniz, yıllar evvel kızım büyüdüğünde ona, anı olarak bırakmak için yazdığım günlükte ki dizeleri anımsadım ve sizlerle paylaşmak istedim.

‘Kızım, sana büyüdüğünde çok lüks bir hayat vaat edemem. Belki çok lüks bir arabamız olmayacak. Belki çok lüks semtlerde yaşayamayacağız. Belki çok markalı kıyafetlerimiz olmayacak. Belki seni Türkiye’nin en pahalı okullarına gidemeyeceksin ama senin sahip olduklarına şükür edeceğin bir çocukluk geçirmen için elimden geleni yapacağım’ diye devam ediyor yazı.

Aynı zamanda kızımın o akşam o masada kurduğu o cümle, eski bir İran hikayesini de aklıma getirdi. İran’da eski efsaneleri gelecek kuşaklara aktaran kişilere ‘Dihkan’ denirmiş Sevgili Dostlar. Dihkan, yaşanan hikayelere kıssadan hisse çıkartır aynı zamanda güncelliğini koruyan konuları geçmişin birikimine atfedermiş. Bir nevi bizde ki atasözlerini anımsattı bana. Bugün ben de bir Dihkan aracılığıyla nesilden nesile aktarılmış ve kendime hayat felsefesi haline getirmeye çalıştığım bu İran hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir zamanlar gezgin bir derviş varmış ve bir gün çölde yolunu kaybedip aç kalmış. Yiyecek bir şeyler ararken yolun kenarına atılmış boş bir meyve sepeti görmüş. Derviş, sepeti almış ve ‘Bu aç adama boş bir meyve sepeti verdiğin için şükürler olsun Tanrım’ diyerek yoluna devam etmiş. Biraz daha ileride kırık eski bir yay bulmuş Derviş ve ‘Bu aç adama kırık bir yay verdiğin için şükürler olsun Tanrım’’ diyerek yürümeye devam etmiş. Biraz daha ileride kuru bir kaç dal bulmuş ve ‘’Bu aç adama kurumuş dalları gösterdiğin için şükürler olsun Tanrım’’ demiş. Derviş, biraz daha yürüdükten sonra eski bir tencereye rast gelmiş ve ‘’Bu aç adama eski püskü bir tencere verdiğin için şükürler olsun Tanrım’’ dedikten hemen sonra ayağının dibine oltasız bir kanca görmüş ve ‘’Bu aç adama oltası olmayan bir kanca bahşettiğiniçin teşekkürler Tanrım’’ diye dua etmeye devam etmiş. Günlerce yürüdükten sonra karşısında geçilemeyecek kadar büyük bir ırmak çıkmış Derviş’in ve ‘’Bu aç adamın önüne geçilemeyecek kadar büyük bir ırmak çıkardığın için şükürler olsun Tanrım’’ demiş. Sonra da yaşlı Derviş, kancayı kenarı kırık yaya bağlamış ve yayı olta gibi kullanarak yakaladığı balığı kuru dallarla yaktığı ateşin üzerinde eski tencerenin içinde pişirip afiyetle yemiş.

Benim bu hikayeden aldığım kıssadan hisse; ‘’Dünyanın en mutlu insanı, elindekilerle yetinebilen olanıdır’’ derim Sevgili Dostlarım. ‘Hayata Bağlan’ adlı ilk kitabımı okuyanlar anımsayacaklardır, kitabın kapanış yazısında, ‘’Bu dünyaya çıplak geldik, çıplak gidiyoruz, ne bir şey getirebildik ne de bir şey götürebiliyoruz, bırakabildiğimiz tek şey sevgi’’ demiştim. Bilim adamları tarafından yapılan araştırmalarda temel ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra, fazla getirinin mutlu olmamıza bir katkı sağlamadığı görülmüş. Tabiki çalışacağız, tabiki hayallerimiz ve hedeflerimiz olacak ancak onlara ulaşana kadar ya da ulaşamadığımız durumlarda da, ne kendimizi ne de çevremizi mutsuz etmemeyi ve elimizdekilerle mutlu olmayı bilmeli, bu bakış açısını çocuklarımıza da aktarabilmeliyiz.

Elimizdekilerle mutlu olabilme inancını geliştirebildiğimiz nesiller yetiştirebilmek ümidiyle…

 

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • UBADE BİN SAMİT(R.A)

    14 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Peygamberimize ve onun dava arkadaşları olan güzide cemaate kucak açarak, insanlık tarihinin kaydettiği en üstün misafirperliği gösteren Ensar’ın ileri gelen simalarından birisi de Ubade bin Samit’tir (r.a.). Hz. Ubade, Hicret’ten önce vuku bulan Birinci ve İkinci Akabe Biatlarına ka­tılan, Peygamberimizle her hâl ü kârda beraber olacaklarına, canlarını yoluna feda edeceklerine, onu her türlü tehlikeden koruyacaklarına söz veren Medineli Müslümanlar arasında bulunuyordu. İkinci Akabe Biatı’nda 70 küsur Müslüman’ı temsil ederek Peygamberimizl...
  • AYASOFYA VE YAŞAYAN BİZANS İMPARATORU

    14 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından alındıktan sonra son İmparator Konstantin Paleologos öldürüldü. Ailesinden kalanlar ise Rusya ya kaçarak sığındılar.  Rus Çarları hem onların koruyucusu oldular hem de Ortodoksların. Böylece Osmanlı’dan Ortodoksları bahane ederek tavizler kopardılar. Bu düzen 1917’deki İhtilal ile birlikte yok edildi. 11 Şubat 1869 tarihinde Prens Giovanni Antonio Lascaris Paleolog Bizans Tarihinin varisi olrak Papa’ya başvurdu. Papa 9 Pius dan “Fons Honum” Belgesi almıştı. Yani İmparator olduğuna dair aldığı belgesi i...
  • ŞUCA BİN VEHB (R.A)

    13 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Hz. Şuca, İslam davetine ilk uyanlardandı. Habeşistan’a ve Medine’ye hicret ederek iki defa muhacir oldu. Başta Bedir ve Uhud olmak üzere Peygamberimizle birlikte bütün savaşlara iştirak etti. Büyük kahramanlıklar gösterdi. Hudeybiye Sulhü’nden sonra Peygamberimizin çeşitli hükümdarlara gönder­diği elçilerden biri de Hz. Şuca(r.a) idi. Re­su­lul­lah onu bir mektupla Şam havalisine, Haris bin Ebi Şimr el-Gassani’ye göndermişti. Şuca mektubu verdiğinde Haris küstahlık etti. Peygamberimizi yeryüzünden kaldırma hezeyanında bulundu. Hz. Şuc...
  • EY VATANDAŞ Bİ KENDİNE GEL

    13 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Bize Bir Masal Anlat diyor İstanbul bırakın bu bana bir şey olmaz ayaklarını, kardeşim hepimiz etten kemikten yaratıldık. Bizde bir laf vardır Erzurum ‘da soğuğa heriflik olmaz derler. Şimdi bizler görmediğimiz bilmediğimiz bir virüse heriflik etmeye kalkıyoruz. Neymiş bize bir şey olmaz yok öyle bir şey kardeşim göz göre göre binler insanımızı kaybettik bir hiç uğruna sana olmuyorsa ‘da senin bulaştırdığına, bulaştıracağına ‘da yazık be kardeşim Dönüp şöyle bir bakalım geriye, coronavirüs'le mücadelemizde 118 gün geride kaldı... Peki ne ...