logo

SOSYAL MEDYA, ASOSYAL TOPLUM, HADSİZ İNSAN!

ZEYNEP ACAR

ZEYNEP ACAR
zeynep.acar@sonsaat.com.tr

Sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri, toplum olarak ‘’Kim nerede?, Ne yapıyor?’’ ile başlayan sorularımız, akabinde ‘’Kim ne dedi?, Ne yedi?, Ne aldı?’’ gibi meraklara dönüştü. Böylelikle kapitalist sistemin koyunu haline geldik.

Tabi bu durumumuz da ‘’sermayenin hammaddesi insandır’’ gibi düşünenlerin ekmeğine yağ sürmemizi sağladı. Bu koyunlukla ilerliyorken ‘’Kimin ne giydiğine? Ne aldığına? Ne yediğine? Nereye gittiğine?’’ burnumuzu sokma haddini kazandırdı. Sosyal medya hayatımıza girdikten sonra asosyal toplum haline gelip haddimizi bilmez olduk.

Düşünce özgürlüğü adı altında insanları kırdık, milletin özel hayatına karışır hale geldik. ‘’Biz onu takip ediyorsak fotoğraf veya anı paylaştığında yorum yapma hakkımız var!’’ diyerek insanların mahremlerine kadar dil uzattık.

Neden?

Çünkü sistem böyle yürüyor. Bir siyasetçi, sanatçı veya fenomen yorumumuza iyi ya da kötü cevap veriyorsa egomuzu yükseltmiş oluyoruz. Bizi dikkate almış cevaplamış sosyal çevremizde bunun muhabbetini yapıyoruz. Başımız göğe eriyor anlayacağınız. Böyle bir ironiye sürüklüyor sistem bizi. Emek sarf ederek başarı göstermemiz kabul görmüyor, el aleme yaptığımız çirkin yorumları saatlerce konuşabiliyoruz sosyal ortamlarda.

Halbuki sosyal medya, fikirlerimizi, bildiklerimizi, öğrendiklerimizi paylaştığımız bir mecra olabilirdi. Çok iyi olmaz mıydı sizce de?

Fakat böyle olsa idi çark nasıl dönecekti?

Birçok kişiye yapılmış, son olarak da Esra-Berat Albayrak çiftine nükseden sosyal medya terörünü biraz daha algılamışızdır diye umuyorum. Çifte yapılan ahlaksız yorumların ‘siyasi fanatizmin’ çukuruna düşmekle ilgili olduğuna inanıyorum. Hangi görüşte, statüde, fikirde, dinde olursak olalım sevdiğimiz veya sevmediğimiz hiçbir şahsa hakaret etme haddine sahip değiliz. Bu siyasi görüşle değil, insaniyetle ilgilidir.

Gündemde olan adli ve mali ciddi yaptırımlar olursa belki bir nebze karışmamamız gerektiğini anlamış olabiliriz. Bir bebeği siyasi düşüncelerimizin kötü hedefi haline getirmeden tebrik edebiliriz belki. İnsanların anılarına saygı duyup fotoğrafı beğenebiliriz veya bakıp çıkabiliriz. Her gördüğümüze her okuduğumuza yorum yapma haddimizi köreltebiliriz belki. Ne acı ki, içimizde olması gereken had, saygı, terbiye, vicdanı bizim için yaptırımlarla yargı sağlayacak.

Umarım bu son olaydan sonra zannımca geç kalınmış yaptırım bize iyiliği, kırmamayı, komplekslerimizin kölesi olmamayı, en önemlisi hangi görüşte ve fikirde olursak olalım insanlara saygı duymayı öğretir. Aksi halde şuanda kadına-erkeğe, materyale, hayvana uzanan dillerimiz, çok yakın zamanda melek olan bebeklere uzanmaya kadar varacaktır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İFSAT SÖZLEŞMESİ

    15 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Adına “İstanbul Sözleşmesi”denilen , bana göre bir “İfsad Sözleşmesi” olan bu sözleşmenin adı, İslamın  bayraktarlığını yapmış  İstanbul’a açıkça bir ihanettir. Bu yazımda “İfsad Sözleşmesi olarak ifade edeceğim bu sözleşme son günlerde çok tartışılan bir konudur. Bu ifsad sözleşmesi kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinir ve “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. 11 Mayıs 2011 de İstanbul’da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu  toplantısında imzaya açılarak on ...
  • CÜVEYRİYE BİNTÜL HARİS (R.ANHA)

    15 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Hz. Peygamber’in zevcesi ve müminlerin annesi. Hz. Cüveyriye, Mustalikoğulları kabilesinin baskani Haris b. Ebi Dirar’ın kızıdır. Aynı kabileden Safvan oglu Musafi’den dul kalmıştı. Mustalikoğulları, Hicret’in altıncı yılında Medine’ye saldırı için hazırlık yapmaya başladılar. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s.), yediyüz kişilik bir askeri kuvvetle, onlardan önce davranarak Müreysi’ suyu başında saldırdı. On kişi öldürüldü. Müslümanlar bu gazvede bir şehit vermişti. Mustalikoğullari’nin bütün erkekleri, kadınları ve çocukları esir alındı. ...
  • KA’B BİN UCRE (R.A)

    14 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Medineli olan Hz. Ka’b, Peygamberimize büyük bir muhabbetle bağlıydı. Re­su­lul­lah’ı üzgün veya düşünceli görse sebebini sorar, yapabileceği bir şey varsa he­men hare­kete geçerdi. Bir defasında Re­su­lul­lah’ı ziyaret etmişti. Mübarek sima­sının biraz solgun olduğunu gördü. “Anam babam size feda olsun, yâ Re­su­lal­lah! Neyiniz var?” diye sordu. Peygamberimiz, “Üç gündür ağzıma bir şey koy­madım.” buyurdu. Hz. Ka’b artık duramazdı. Ne yapıp etmeli, bir şeyler bulup Re­su­lul­lah’a getirmeliydi. Hemen harekete geçti. Develerini sulamakta olan ...
  • Ağustos ayı Türklerin bayramıdır

    13 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Türk tarihinde Ağustos ayının ayrı bir yeri ve ayrı bir şuuru vardır. Ve Ağustos ayı dünden bugün uzanan tarih serüvenimizde bir sıçrayışın bir zaferin ve bir bayramın ismi olmuştur. 16’ncı yüzyıldan 20’nci yüzyıla gelene kadar tesadüf olmayan ama Türkün Milli Şuurunu, Milli direnişini, hürriyetini dibine kadar yaşadığı bir ay olmuştur. Ağustos ayı Türkler için bayramdır. Çünkü bu tarih bir tesadüf değildir. İlkinde Sultan Alparslan Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde Anadolu’nun adını koyduğu zaferle başladı. Büyük Selçuk...