logo

20 Temmuz 2020

ÖRDEK SENDROMU

PINAR HOLT

PINAR HOLT
pinar.holt@sonsaat.com.tr

Değerli Dostlarım,

Çok zaman olmadı anılarımızda kalan o yaz tatilindeydik. Benim kaldığım otelin hemen arkasında tarihi bir köprü vardı ve altından da ismini şu an hatırlayamadığım bir nehir geçiyordu. Tatilim süresince her akşam üstü nehir kenarında yüzen ördekleri bir yandan gözlemliyor bir yandan da ‘Yeşil Ördek Gibi Daldım Göllere’ türküsünü mırıldanıyordum. Zaman içinde ördeklerin karadaki, su üstünde ve altındaki hareketleri ilgimi çekti. Hani internette bir adres araştırırken kendinizi istem dışı kozmetik yada giyim sayfasında bulursunuz ya bir anda! Bende ördekleri araştırayım derken, tesadüfen karşıma çıkan ‘Ördek Sendromu’ terimini araştırırken buldum kendimi.

 

Ördek Sendromu, ilk olarak Stanford Üniversitesi tarafından tanımlanmış bir terim. Resmi bir teşhis olmadığını tahmin etmekle birlikte öğrenciler arasında yaygın olarak görüldüğünü okudum makalelerde.

 

Niçin Öğrencilere Ördek Sendromu Tanımı Yapılmış?

 

Profesör Hayk S. Arekayan Ördek Sendromunu, ‘Kişinin sosyal hayatta tamamen sakin görünürken aslında aile, okul ve toplumun üzerine yığdığı beklentilere ayak uydurmaya çalışırken çektiği acı’ olarak tanımlamış.

 

Türkiye’de 2017-2018 eğitim yılında, sadece üniversite öğrenci sayısı 8 milyona yaklaşmış durumdaydı. Bu popülasyonda öğrencilerin işi her geçen yıl daha zorlaşmakta. Çocuklar erken yaşlardan itibaren gittikçe daha fazla ödeve, daha fazla teste, daha fazla sınava tabi tutuluyorlar.

 

Sistemin taleplerine göre artık yeni nesilde; hem çok başarılı öğrenci, hem çok iyi sporcu, hem çok güzel, hem çok yakışıklı, hem sosyal hayatta çok popüler, hem sosyal medyada fenomen olmak istiyor. Sisteme karşı değil ama sistemin içinde su yüzünde kalabilmek için çırpındıkça çırpınıyorlar.

 

Ancak, her şeyin bir bedeli olduğu gibi Ördek Sendromunun da bir bedeli var. Kendi ellerimizle yetiştirdiğimiz, on parmağında on marifet olduğunu kanıtlamaya çabalayan, çırpındıkça çırpınan gençleri ne oluyor biliyor musunuz? Bir süre sonra depresyon, anksiyete ve diğer ruhsal problemlere kadar gidebilecek süreçler yaşayabileceklerini belirtiyor uzmanlar ve hızlı bir şekilde tedavi edilmesi gerektiğini öneriyorlar.

 

Eskilerde türkülere konu olmuş, aşk dizelerine ilham olmuş ördek, şimdilerde sendrom olmuş!

 

Oysa ki biz ebeveynler en baştan çocuklarımıza, gençlerimize model olabilsek, sağlığın ve mutluluğun her şeyden daha değerli olduğunu onlara anlatabilsek, ulaşılamaz hedefler için çırpınmak yerine ulaşılabilir ve gerçekçi hedeflerin bizi daha tatmin edeceğini anlayabilsek ve anlatabilsek ve ördekleri sendrom olarak değil hep türkülerde mırıldansak, şiirlerde okusak, ne güzel olurdu!

 

Gelin, biz yine de ördekleri türkülerimizdeki mısralarda anarak sonlandıralım.

 

Yeşil Ördek Gibi Daldım Göllere

Sen Düşürdün Beni Dilden Dillere

Başım Alıp Gidem Gurbet Ellere

Ne Sen Beni Unut Ne De Ben Seni…

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÜSAME BİN ZEYD (R.A)

    09 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Ömrünün 20 seneye yakın bir zamanını Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) çok yakı­nında ge­çiren ve onun ahlakıyla ahlaklanan kahraman bir sahabi de Üsame bin Zeyd’dir (r.a.). Babası, Peygamberimizin azatlı kölesi ve vefakar hizmetçisi Zeyd bin Hari­se (r.a), annesi ise Re­su­lul­lah’ın mübarek evlatlarının mürebbiyesi Ümmü Eymen’dir (r.anha). Bu itibarla Hz. Üsame, Re­su­lul­lah’ın hususi şefkat, himaye ve terbiyesine mazhar olmuş, çocukluğunu Yüce Peygamber’in dizi dibinde geçirmişti. Üsame, Resul-i Ekrem’in birçok iltifatına nail olmuştu. Bir la...
  • NAÇİZANE ÖNERİ

    09 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Takdir edilmek, çevremizdekileri gururlandırmak veya “aferin delisi” olmak... Bu insanın içgüdüsünden gelen duygulardır. Kim takdir edilmeyi sevmez ki? Hele ki başarımız takdir ediliyorsa, veya yaptığımız herhangi bir şey başarı olarak görülüyorsa. Hepimizin gururu okşanır böyle bir durumda ve bize sonsuz güven verir. Esasen kararında egomuzun okşanması gereklidir. Çünkü insan değerlidir. Zira Allah yaratırken bize değer vermiştir. Tüm canlılardan üstün kılmıştır başta. Buna karşın biz nasıl değer vermeyelim kendimize? Değerliyiz, özeliz, takdi...
  • ZEYD BİN HARİSE (R.A)

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Küçük Zeyd daha sekiz yaşındayken gurbete düşmüştü. Annesiyle birlikte de­delerinin ve ninelerinin türbelerini ziyarete gittikleri bir sırada düşmanlar tara­fından esir alınmış ve Ukaz Panayırı’nda satışa çıkarılmıştı. Orada Hakim ibni Huzam 400 dirhem karşılığında Hatice validemiz için satın almıştı onu. İlahi kudret, Zeyd’in maceralarını daha çocukluğunda iken çileli başlatmıştı. Ancak bu çilelerin arkasından büyük saadetler gelecekti. Hz. Peygamber’le (a.s.m.) evlenen Hz. Hatice (r.anha), Zeyd’i Hz. Peygamber’e köle ve hizmetçi olarak hed...
  • BEYRUT’UN FİŞİ ÇEKİLDİ

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Lübnan tarih boyunca altı kez yıkılıp yedi kez inşa edilen bir bölge.  Şimdi yedinci kez yıkıldı. 2013 yılında Batum’dan Mozambik’e giden Amonyum Nitrat yüklü bir gemi, seferi engellenerek Beyrut limanında tutuluyordu.2750 ton Amonyum Nitrat altı yıldır Beyrut limanında depolardaydı. Yıllardır bekleyen bu madde neden şimdi patladı veya patlatıldı? Tamda buradan çıkaralım dedikleri zamanda. Tam da Afrika’ya sevk edilmek istenirken. Patlamanın şiddetinden otomobiller takla attı,binalar yıkıldı.Patlama bir buçuk saatlik mesafeden hisse...