logo

KISASTA HAYAT VARDIR!

ZEYNEP ACAR

ZEYNEP ACAR
zeynep.acar@sonsaat.com.tr

Sorsan hepimiz Müslümanız. Hepimiz, en az bir defa ayet okumuşuzdur. Peki uygulamaya gelince neden kaçıyoruz? Neden bahaneler üretiyoruz?

Yahu arkadaş; dinin gerektirdiği gibi yaşamıyoruz, bari toplum olarak bizi en feraha yönelten hükümleri uygulayalım. Ama o da işimize gelmez, gerici oluruz, yobaz oluruz, Allah korusun ‘’İran’’ oluruz. Bu bağnazlıkta yaşadığımız sürece, evet kadın olarak güvende değiliz, bir gün bir cani tarafından öldürüleceğimiz korkusuyla yaşayacağız. Peki, bunun yerine katiller, tecavüzcüler, çocuk istismarcıları, öldürdükten sonra öleceğinin korkusuyla yaşasa olmaz mıydı?

Zannımca sus payı olarak önümüze bir ‘İstanbul Sözleşmesi’ attılar. Biz kadınlar olarak da hakkımız var diye ortalarda geziyoruz, sahip çıkalım haklarımıza diyoruz. Pavlov’un köpeği gibi, koşulsuz uyarıcılardan salya akıtıyoruz. Göz boyama maksadıyla, tuzak maddelerle dolu olan İstanbul Sözleşmesi, imzalayanlara göre ‘kadını koruyucu’. Fakat bu sözde koruyucu maddeleri bile uygulamıyorlar. Çünkü burada amaç kadını korumak değil, Avrupa’ya gönderilecek raporlarda ‘kadına yönelik şiddet’ istatistiklerinin fazla olması. Böylelikle, Batı kendi çürümüş zihniyetini 3. Dünya ülkelerine empoze etmiş oluyor. Olayların perde arkasını görmeliyiz arkadaşlar!

Ülkede kadının biri tehdit ediliyor, koruma talep ediyor, koruma prosedürleri, raporları hazırlanana kadar kadın öldürülüyor. Kadın kayınbiraderi tarafından tacize uğruyor, adam gözaltına alındığı gün serbest bırakılıyor, kadın da kocası tarafından öldürülüyor. Bir adam, karısının kendisini aldattığı şüphesiyle, uykudayken karısını boğuyor. Caninin teki kadın tarafından reddedilince onu ormanda yakıyor. Hani nerde sözleşme? Hani nerde hak-hukuk?

Halbuki bize sözleşme değil, kısas lazım! Kainatı yaratan yüce Allah, bu durumun önüne geçecek hükmü vermiş, daha neyi tartışıyoruz? Hala programlarda, basında, kadının değerli olduğunu ispatlamaya çalışıyoruz. Neden bu ispat çabası? Şimdi de çeşitli yerlerde ‘’kadınlar olarak öldürüleceğimizi biliyoruz’’ diye propagandalar yapıp aslında alttan alttan kabul etmiş oluyoruz. Fakat kısas olsaydı, ‘’bizi öldürürseniz, ölürsünüz!’’ diye sloganlar atardık. İşte o zaman güçlü, güvende ve özgüvenli kadınlar olurduk. Keza kısasın uygulandığı Asr-ı Saadet döneminde, bir kadın yalnız başına, Mekke’den Medine’ye başında altın dolu bir tepsiyle, güvenli bir şekilde yolculuk yapabiliyordu. Bunlar efsane değil arkadaşlar ya da kısası isteyerek gerici olmuyoruz korkmayın! Bugün kısas uygulayan o kadar çok ülke var ki, hiç biride gözümüzde gerici değil.

‘’Kısasta hayat vardır. Ey akıl sahipleri, umulur ki sakınırsınız!’’ (Bakara, 179)

Bu ayeti biraz açacak olursak; kısas ölüm demektir. Aynı ayette hayat ve ölüm bir arada kullanılmış ve akıl sahipleri diye düşünmemiz isteniyor. Bu ayete karşı çıkanlar, psikolojik olarak merhametsizlik ve intikam duygusundan kaynaklandığını ve onu tetiklediğini düşünüyorlar. Peki soruyorum size, kendinizi Pınar Gültekin’in, Özgecan’ın, Münevver’in ailesi ya da kendiniz olarak düşünün, hangimiz bu kızlarımızın katili için ‘gebersin, hadım edilsin, işkenceler içinde ölsün’ demedik ki! Bu tür duygular içgüdüdür ve fıtrattan gelir. Ki kısasta karar, maktulün yakınlarına bırakılmıştır. Ölüm veya bedel ödetme tercihi, ailenin insiyatifindedir. Yani ateş düştüğü yeri yaktığında, kısas uygulanarak ateşin düştüğü yer küllerinden doğabilir.

Kanunlar düzenlendikleri zaman mevcut topluma, onun içinde bulunduğu şartlara ve ihtiyaçlara uyar. Madem ihtiyaçlara uyar, kadınlar olarak yaşamaya ihtiyacımız var ve buna yönelik garanti kanunlar istiyoruz. Birini öldürmek sadece iki kişi arasında yapılan bir eylem değildir. Topluma yönelik bir suçtur. Bugün kadınlar ölüyorsa, hepimizin canı yanmalı ve azınlık gibi görünen ama aslında çoğunluk olan kısas isteyenlerin sözünü dikkate almamız lazım. Cinsiyet eşitliği gibi göz boyayıcı fakat aslında kuru ve kokuşmuş bir kavimden türeyen kalabalığın işine yarayan ahlak bozan sözler veya kanunlar değil, idam istiyoruz. Caydırıcı yaptırımlar istiyoruz. Cinsiyet eşitliği gibi saçmalayanlara yöneltilen sorularda, aslında kendi evladının bu tercihi yapmamasını söyleyip ama toplumdaki kokuşmuşlara sahte destekler vermesini değil kadınlara gerçek desteğin verilmesini istiyoruz. Çocuklarımızı güvenli ve sağlıklı bir toplumda yetiştirmek istiyoruz. Kullanılan makyaj ürünleriyle değil, yaptığımız güzel işlerle övülmeyi ve ‘çünkü biz buna değeriz’ demek istiyoruz. Yüce Allah’ın biz kadınlara yaratılışta vermiş olduğu hakları, sekülerizm elimizden almıştır.  Kapitalist düşüncede olduğu gibi ‘kadınları metalaştırmak, objeleştirmek’ değil, komünist düşüncede olduğu gibi ‘işgücü bakımından erkekleştirilmek’ değil, kadın olarak, insan olarak saygı görmek istiyoruz.

İslamiyetteki gibi ticaret de yapmak istiyoruz, okumak da, ziynet takmak da! Canlı canlı gömülmek değil, Hz. Fatıma gibi, ortama girdiğimizde ayağa kalkan bir Peygamber inceliğinde değer istiyoruz aslında. Ama bunları yazınca ‘a gerici, yallah Arabistan’a’ kafasını yaşayan bağnazlar oldukça da kendi değerimizi kendimiz kaybediyoruz bir bakıma.

Sonuç itibariyle çakma sözleşmeye sahip çıkmak yerine, ‘Kısasta hayat vardır!’ ayetine sahip çıkalım ki, bitsin bu zulüm. Toplum olarak güvende olalım. Beynimizi açalım kadın olarak.

‘’Kadınlar size Allah’ın emanetidir!’’

Saf olma! Elaleme karşı namus olarak öldürdüğün karını, Allah sana emanet etmiş, erkek olarak sende emanetine sahip çık!

Esenlikler!

Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

KISASTA HAYAT VARDIR!” için 2 Yorum

  1. Muhteşem bir yazı olmuş .Dilinize kaleminize sağlık ….

  2. İlhami Acar : diyor ki:

    Tebrik ediyorum Zeynep. Bu sözleşmeyi Asri olarak görenler uyanır inşallah.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÜSAME BİN ZEYD (R.A)

    09 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Ömrünün 20 seneye yakın bir zamanını Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) çok yakı­nında ge­çiren ve onun ahlakıyla ahlaklanan kahraman bir sahabi de Üsame bin Zeyd’dir (r.a.). Babası, Peygamberimizin azatlı kölesi ve vefakar hizmetçisi Zeyd bin Hari­se (r.a), annesi ise Re­su­lul­lah’ın mübarek evlatlarının mürebbiyesi Ümmü Eymen’dir (r.anha). Bu itibarla Hz. Üsame, Re­su­lul­lah’ın hususi şefkat, himaye ve terbiyesine mazhar olmuş, çocukluğunu Yüce Peygamber’in dizi dibinde geçirmişti. Üsame, Resul-i Ekrem’in birçok iltifatına nail olmuştu. Bir la...
  • NAÇİZANE ÖNERİ

    09 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Takdir edilmek, çevremizdekileri gururlandırmak veya “aferin delisi” olmak... Bu insanın içgüdüsünden gelen duygulardır. Kim takdir edilmeyi sevmez ki? Hele ki başarımız takdir ediliyorsa, veya yaptığımız herhangi bir şey başarı olarak görülüyorsa. Hepimizin gururu okşanır böyle bir durumda ve bize sonsuz güven verir. Esasen kararında egomuzun okşanması gereklidir. Çünkü insan değerlidir. Zira Allah yaratırken bize değer vermiştir. Tüm canlılardan üstün kılmıştır başta. Buna karşın biz nasıl değer vermeyelim kendimize? Değerliyiz, özeliz, takdi...
  • ZEYD BİN HARİSE (R.A)

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Küçük Zeyd daha sekiz yaşındayken gurbete düşmüştü. Annesiyle birlikte de­delerinin ve ninelerinin türbelerini ziyarete gittikleri bir sırada düşmanlar tara­fından esir alınmış ve Ukaz Panayırı’nda satışa çıkarılmıştı. Orada Hakim ibni Huzam 400 dirhem karşılığında Hatice validemiz için satın almıştı onu. İlahi kudret, Zeyd’in maceralarını daha çocukluğunda iken çileli başlatmıştı. Ancak bu çilelerin arkasından büyük saadetler gelecekti. Hz. Peygamber’le (a.s.m.) evlenen Hz. Hatice (r.anha), Zeyd’i Hz. Peygamber’e köle ve hizmetçi olarak hed...
  • BEYRUT’UN FİŞİ ÇEKİLDİ

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Lübnan tarih boyunca altı kez yıkılıp yedi kez inşa edilen bir bölge.  Şimdi yedinci kez yıkıldı. 2013 yılında Batum’dan Mozambik’e giden Amonyum Nitrat yüklü bir gemi, seferi engellenerek Beyrut limanında tutuluyordu.2750 ton Amonyum Nitrat altı yıldır Beyrut limanında depolardaydı. Yıllardır bekleyen bu madde neden şimdi patladı veya patlatıldı? Tamda buradan çıkaralım dedikleri zamanda. Tam da Afrika’ya sevk edilmek istenirken. Patlamanın şiddetinden otomobiller takla attı,binalar yıkıldı.Patlama bir buçuk saatlik mesafeden hisse...