logo

AYASOFYA EGEMENLİK SİMGESİDİR

ALİ BEKTAN

ALİ BEKTAN
ali.bektan@sonsaat.com.tr

Ayasofya Cami olarak ibadete dönüştürüldü ama Ayasofya’daki Resimler, İkonalar ve Mozaikler yerinde kalıyor. Bunları görmek isteyen yabancılarda girip gezebilecekler. Bazıları tarafından  saçma sapan bir şekilde bunların kaldırılmasının istenmesi ise İslam’ın diğer dinlere karşı olan hoşgörülüğünü yok etmek demektir. Peygamberimiz’den sonra gelen Türk Devletleri daima yabancıların din özgürlüğüne saygı duymuşlar ve izin vermişlerdir. Bu durum 711 yılından 1492 yılına kadar İspanya’da kurulan Endülüs’te de uygulanmıştır. Son olarak’ ta Osmanlı Devleti bunu devam ettirmiştir.

Mustafa Kemal Ayasofya’yı Fatih Sultan Vakfına Cami olarak vermiştir. Bakanlar Kurulu 1934 yılında aldığı karar ile cami den müzeye dönüşüm sağlamıştır. Birçok tarihçi de bu kararda Mustafa Kemal’in imzasının sahte olduğunda hem fikir olmaktadır. İstanbul da o zamanlar nüfus az olurken, camilerde dolmamaktadır. Başta da Sultanahmet Camisi olmak üzere bu düşünülmesi gereken konulardan biridir.

İkinci olay ise Türkiye Cumhuriyeti yeni bir devlettir ve başında çok fazla sorun ve dert vardır. Batılılar yüzyıllarca Osmanlı Devleti ile istedikleri gibi oynamışlardı. Osmanlı’yı siyasi ve ekonomik olarak sömürmek için her türlüğü kötülüğü ve oyunları yaptılar. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı bitti derken Anadolu Türkleri Mustafa Kemal öncülüğünde Batı’nın desteklediği katillerle dolu Yunan Ordusunu yenip bu topraklardan attı. Lozan da da devlet olarak tanındı.

Yunan Papaz’dan Ayasofya’nın cami olmasına övgü

Yunanistan’da, papaz Evangelos Papanikolaou, ‘Ayasofya’yı koruyan Türkler olmasaydı, Ayasofya çoktan düşerdi’ dedi.

Başkent Atina yakınlarında bulunan Rafina’daki Analipseos Kilisesi’nde düzenlenen ayinden sonra konuşma yapan Papanikolaou, ”Ayasofya gibi büyük bir yapıyı kim koruyacaktı? Türkler korudu.” dedi. Papanikolaou, Türklerin Girit’te hiçbir kiliseyi kapatmadıklarını fakat Yunanistan’da Othonas’ın emriyle çok sayıda manastır ve kilisenin kapatıldığını vurguladı.

Türklerin hüküm sürdüğü dönemde insaların dinlerini özgürce yaşayabildiğini ifade eden Papanikolaou, şöyle devam etti: ”Bu yüzden insanlar ‘Latin serpuşu yerine Türk sarığı görmeyi tercih ederim’ demişti. Bana kalsa ikisi de görülmesin ama ikisinden birini seçmek zorunda kalırsam Türkleri tercih ederim”.

Ayasofya’ya, müzeyken birçok turistin uygunsuz kıyafetlerle girdiğini ancak bundan sonra ayakkabısız, uzun bir elbise ve başörtüsü ile girileceğini söyleyen Papanikolaou, ”Bu, saygı göstergesisidir.” şeklinde konuştu.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÜSAME BİN ZEYD (R.A)

    09 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Ömrünün 20 seneye yakın bir zamanını Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) çok yakı­nında ge­çiren ve onun ahlakıyla ahlaklanan kahraman bir sahabi de Üsame bin Zeyd’dir (r.a.). Babası, Peygamberimizin azatlı kölesi ve vefakar hizmetçisi Zeyd bin Hari­se (r.a), annesi ise Re­su­lul­lah’ın mübarek evlatlarının mürebbiyesi Ümmü Eymen’dir (r.anha). Bu itibarla Hz. Üsame, Re­su­lul­lah’ın hususi şefkat, himaye ve terbiyesine mazhar olmuş, çocukluğunu Yüce Peygamber’in dizi dibinde geçirmişti. Üsame, Resul-i Ekrem’in birçok iltifatına nail olmuştu. Bir la...
  • NAÇİZANE ÖNERİ

    09 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Takdir edilmek, çevremizdekileri gururlandırmak veya “aferin delisi” olmak... Bu insanın içgüdüsünden gelen duygulardır. Kim takdir edilmeyi sevmez ki? Hele ki başarımız takdir ediliyorsa, veya yaptığımız herhangi bir şey başarı olarak görülüyorsa. Hepimizin gururu okşanır böyle bir durumda ve bize sonsuz güven verir. Esasen kararında egomuzun okşanması gereklidir. Çünkü insan değerlidir. Zira Allah yaratırken bize değer vermiştir. Tüm canlılardan üstün kılmıştır başta. Buna karşın biz nasıl değer vermeyelim kendimize? Değerliyiz, özeliz, takdi...
  • ZEYD BİN HARİSE (R.A)

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Küçük Zeyd daha sekiz yaşındayken gurbete düşmüştü. Annesiyle birlikte de­delerinin ve ninelerinin türbelerini ziyarete gittikleri bir sırada düşmanlar tara­fından esir alınmış ve Ukaz Panayırı’nda satışa çıkarılmıştı. Orada Hakim ibni Huzam 400 dirhem karşılığında Hatice validemiz için satın almıştı onu. İlahi kudret, Zeyd’in maceralarını daha çocukluğunda iken çileli başlatmıştı. Ancak bu çilelerin arkasından büyük saadetler gelecekti. Hz. Peygamber’le (a.s.m.) evlenen Hz. Hatice (r.anha), Zeyd’i Hz. Peygamber’e köle ve hizmetçi olarak hed...
  • BEYRUT’UN FİŞİ ÇEKİLDİ

    08 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Lübnan tarih boyunca altı kez yıkılıp yedi kez inşa edilen bir bölge.  Şimdi yedinci kez yıkıldı. 2013 yılında Batum’dan Mozambik’e giden Amonyum Nitrat yüklü bir gemi, seferi engellenerek Beyrut limanında tutuluyordu.2750 ton Amonyum Nitrat altı yıldır Beyrut limanında depolardaydı. Yıllardır bekleyen bu madde neden şimdi patladı veya patlatıldı? Tamda buradan çıkaralım dedikleri zamanda. Tam da Afrika’ya sevk edilmek istenirken. Patlamanın şiddetinden otomobiller takla attı,binalar yıkıldı.Patlama bir buçuk saatlik mesafeden hisse...