logo

09 Ağustos 2020

ÜSAME BİN ZEYD (R.A)

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN
mesut.coban@sonsaat.com.tr

Ömrünün 20 seneye yakın bir zamanını Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) çok yakı­nında ge­çiren ve onun ahlakıyla ahlaklanan kahraman bir sahabi de Üsame bin Zeyd’dir (r.a.).

Babası, Peygamberimizin azatlı kölesi ve vefakar hizmetçisi Zeyd bin Hari­se (r.a), annesi ise Re­su­lul­lah’ın mübarek evlatlarının mürebbiyesi Ümmü Eymen’dir (r.anha). Bu itibarla Hz. Üsame, Re­su­lul­lah’ın hususi şefkat, himaye ve terbiyesine mazhar olmuş, çocukluğunu Yüce Peygamber’in dizi dibinde geçirmişti.

Üsame, Resul-i Ekrem’in birçok iltifatına nail olmuştu. Bir lakabı da “Hubbi” idi. Peygamber Efendimiz onu çok sevdiği için ona bu lakap verilmişti.

Doğrudan doğruya kutsi İslam beşiğinde dünyaya gelmiş olan Hz. Üsame’nin temiz ruhu küfür, şirk, cehalet ve fesat pislikleriyle kararmamıştı. Bu du­rum onun, Re­uû­lul­lah’ın yüksek ahlakını benimseyip yaşaması ve daha sonraki nesillere aktarması için güzel bir zemin olmuştu. (Tabakat, 4: 61.)

Kabiliyet ve dirayeti sayesinde çok küçük yaşta savaşlara katılmaya başladı. Hicret’in 8. senesinde teşkil edilen Harka Seriyyesi kumandanlığına geti­rildiği sırada ancak 14-15 yaşlarında bulunuyordu. Mekke’nin Fethi’ne ve ondan sonra yapılan bütün savaşlara katıldı.

Onun adından en çok söz edilen hadise, Peygamber Efendimizin vefat hasta­lığı sırasında bizzat Re­su­lul­lah tarafından tayin edildiği seriyye kumandanlığı­dır. Re­sulul­lah (a.s.m.), Hz. Üsame’yi çağırmış, Übna ahalisine bir baskın yap­masını emretmiş ve “Haydi, Allah’ın adıyla yürü!” diyerek hemen hareket etmesini söylemişti. Büyük sancağı da Büreyde bin Husayb’a (r.a.) vererek Hz. Üsame’nin evinin önüne dikmesini emretmişlerdi. Bu hareket onun Resul-i Ekrem tarafından kumandan tayin edildiğinin bir işareti oluyordu. Başta Hz. Ömer, Sa’d bin Ebi Vakkas, Katade bin Numan olmak üzere, Ensar ve Muhacirin’den birçok sahabi de Hz. Üsame’nin emri altında sefere çıkmak üzere katılmışlardı. Hz. Üsame bu sırada ancak 20 yaşında bulunuyordu.

Re­su­lul­lah bu tayiniyle, sadece yaşça küçük ve fakat dirayetli bir kimseyi ku­man­dan yaparak Hz. Ömer gibi birçok büyük sahabinin onun emri altına girme­sinde hiçbir mahzur olmadığına dikkat çekmekle kalmamış, azatlı bir köle ço­cuğunun birçok asil kimseye kumandan olabileceğini de ortaya koymuş oluyor­du. Bu tayin, büyüklüğün yaşta, soy sopta değil, iman, şuur, dirayet ve kifayette bulunduğunun bir ifadesi oluyor­du.

Ancak cehalet devri adet ve düşüncelerini tamamen atamamış bazı kimseler, “Bir çocuk, Muhacirlerin ve Ensar’ın kumandanı tayin ediliyor!” diyerek dediko­du yapmaktan geri kalmamışlardı. Bu dedikoduları işiten Hz. Ömer, gereken cevabı vermekle birlikte, durumu da hemen Re­su­lul­lah’a bildirdi. Re­su­lul­lah bunun üzerine minbere çıkarak şöyle konuştu:

“Ey insanlar! Üsame bin Zeyd’in kumandanlığına karşı çıkıyorsunuz. Siz bundan evvel de onun babası Zeyd’in kumandanlığına dil uzatmıştınız! Allah’a yemin ederim ki, o bu işe layıktı. Allah’a yemin ederim ki, o, insanlar arasında benim en çok sevdiğim birisiydi. Allah’a yemin ederim ki, Üsame bin Zeyd de kumandanlığa layıktır. Allah’a yemin ederim ki, o, babasından sonra benim in­sanlar arasında en çok sevdiğim birisidir. Şimdi onu size tavsiye ediyorum; çünkü o, sizin salih olanlarınızdandır.” (Müslim, Fedailü’s-Sahabe: 64; Tabakat, 4: 66-67.)

Daha sonra, Hz. Üsame ile sefere çıkacak Müslümanlar, aralarında Hz. Ömer de bulunduğu halde Re­su­lul­lah’a veda etmeye gelmişlerdi. Re­su­lul­lah Efendi­miz gelenlere, “Üsame’yi göndermeyi ihmal etmeyin. Üsame mutlaka sefere katılsın.” buyurmuştu. Da­ha sonra Hz. Üsame’nin annesi Ümmü Eymen de Re­su­lul­lah’a gelerek, Hz. Üsame’nin biraz daha kuvvetlendikten sonra savaşa git­mesini emir buyurmalarını rica etmişse de, Re­su­lul­lah onun mutlaka savaşa git­mesini emretti.

Hz. Üsame’nin kumandasında savaşa gidecek olanlar karargahlarına döndü­ler ve hazırlıklarını hızlandırmaya başladılar. Ancak o gece Re­su­lul­lah’ın hasta­lığı iyice artmıştı. Hz. Üsame tekrar Re­sû­lul­lah’ı ziyarete geldi. Peygamber Efendimiz çok hasta ve bay­gın vaziyette idi. Hz. Üsame gözyaşları içerisinde Yüce Peygamber’inin ellerine doğ­ru eğildi ve öptü. Bu sırada Re­su­lul­lah elle­rini semaya doğru kaldırmış ve Hz. Üsa­me’ye dua eder gibiydi. O gece karargahına dönen Hz. Üsame, ertesi sabah tekrar ziya­re­te geldi. Re­su­lul­lah iyileşmişti. Hz. Üsame’ye “Haydi Allah yardımcın olsun!” diye dua etti. Hz. Üsame veda edip ayrıldı. Ancak ordusunun konakladığı Cürf mevkiinde tam hareket edecekleri sırada, bir haberci gelmiş ve Re­su­lul­lah’ın vefat ettiğini bildirmişti. Ordu tekrar Medine’ye döndü ve İki Cihan Serveri’nin fani aleme veda edişini uğurladı.

Resul-i Ekrem’in teçhiz ve tekfin işleriyle bizzat alakadar olan Hz. Üsame, onun mübaret vücudunu kabre indirenlerden birisiydi. Cihan tarihi için bu hadise bambaşka bir insanlık tablosu idi. Son Peygamber’i, azatlı kölesinin oğlu, diğer yakınlarıyla birlikte kabrine yerleştiriyordu.

Re­su­lul­lah’ın vefatından sonra, “irtidat eden bedevi Araplar” meselesini öne sürerek Hz. Üsame’nin kumandanlığına muhalefet edenlere karşı Hz. Ebu Bekir direnmiş ve “Resul-i Ekrem’in kumandan tayin ettiği bir kimseyi ben nasıl azledebilirim?! Allah’a yemin ederim ki, kaplanların beni parçalayacağı­nı bilsem, Re­su­lul­lah’ın emretmiş olduğu bir orduyu seferden geri koymam!” şeklinde cevap vermişti.

Hz. Üsame, ordusunun başında düşmana karşı hareket etti. Muzaffer olarak Medine’ye döndü. Hz. Üsame, Medine’ye dönerken kendilerini Ensar ve Mu­hacirlerden kalabalık bir cemaat büyük bir şevk ve heyecanla karşıladı. Hz. Üsame doğruca camiye girip iki rekât namaz kıldı ve ondan sonra evine gitti. (Asr-ı Saadet, 3: 218.)

Re­su­lul­lah’ın Hz. Üsame’yi çok sevdiğini bilen Hz. Ömer, daima onunla meşveret eder ve el üstünde tutardı. Bir gün tahsisat dağıtılmış ve kendi oğlu Abdullah’a 200 dirhem verildiği halde, Üsame bin Zeyd’e 500 dirhem verilmişti. Abdullah bin Ömer, bunun niçin böyle olduğunu bir serzenişle ba­basına sordu. Hz. Ömer’in cevabı şu oldu:

“Evladım, Resul-i Ekrem, Üsame’yi senden, babasını da senin babandan daha çok severdi.” (Üsdü’l-Gabe, 1: 65.)

Hz. Üsame annesine ve babasına çok bağlıydı. Babasının vefatından sonra daima onun için kurban keserdi. Hz. Osman zamanında bir hayli hurma ağa­cı vardı. Bu ağaçların bütün mahsulünü yoksullara bağışladı. “Bütün servetini niçin yoksullara bağışladığı”nı soranlara da “Annem ağaçlardan daha kıymet­lidir!” diye cevap verirdi.

Hicret’in 54. yılında 60 yaşındayken vefat eden Hz. Üsame, Peygamberimiz­den birkaç tane de hadis rivayet etmiştir. Bunlardan ikisinin meali şöyledir:

“Her kime bir iyilik yapılır, o da yapan kimseye ‘Allah seni hayırla mükâfat­lan­dırsın!’ derse, onun için en güzel duayı yapmış olur.” (Tirmizi, Birr: 87.)

“Kıyamet günü bazı kimseler getirilip cehenneme atılır. Orada bağırsakları çıkarılan adam, eşeğin değirmenin çevresinde döndüğü gibi bağırsağın etrafın­da döndürülür. Ce­hennemlikler onun etrafında toplanıp, ‘Ey filan, sana ne oldu böyle? Sen dünyadayken iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırmaz mıydın?’ derler. O da ‘Evet.’ der. ‘Ben iyilikleri tavsiye ederdim, fakat kendim yapmaz­dım! Kötülüklerden sakındırırdım, fakat kendim uymazdım!’ diye cevap verir.” (Müslim, Zühd: 51; Müsned, 5: 205.)

Kaynak : Sahabeler Ansiklopedisi

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MODERN ZAMANIN PEDOFİLİ MERKEZİ TİKTOK

    20 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Eylül 2016’da Douyin adıyla Çin’de ByteDance firması tarafından piyasaya sürülmüş olan, daha sonra reklamlarla ilk ülke dışı Endonezya’da satın alınıp kullanılmaya başlamasıyla uluslararası pazara uygun olarak ismi değiştirilen TikTok programı. Bu program Türkiye ve dünyada sanal pazarlarda en çok indirilen uygulama olup, 2019 yılındaki istatistiklere göre ülkemiz, uygulamayı en çok kullananlar sıralamasında 3.sırada ve 27.6 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor. Dünyada ise 1 milyardan fazla kullanıcıya sahip. Bu programı herkesin duyduğunu dü...
  • MUAZ İBNİ ENES (R.A)

    20 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Muaz ibni Enes el-Cüheni(r.a), Resulullah (s.a.v) Efendimiz’le gazvelerde bulunmuş, müslümanın günlük hayatında lazım olacak bilgileri öğreten hadisleri nakleden bahtiyar bir sahabidir ! Selam vermek, öfkeyi yenmek, mütevazi olmak, sade giyinmek, hamd ve şükür halinde yaşamak gibi İslâm’ın üstün ahlâkı ile ilgili hadis-i şerifleri rivayet etmiştir. Muaz ibni Enes el-Cüheni (r.a), “Medine’li Sahabi” diye meşhurdur. “Halifu’l-Ensar / Ensarla anlaşmalı” diye tanınır. Meşhur Cüheyne kabilesine mensupdur. Bu kabile, Hicaz ülkesinde Medine’y...
  • DİJİTAL EKONOMİ

    19 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Özellikle son yirmi yılda teknolojide benzeri görülmemiş gelişmelerin ortaya çıkmasıyla birlikte dijital ekonomi tüm dünyada etkisini arttırmıştır. Dijitalleşme ve otomasyondaki gelişmeler sonucunda teknoloji kaynaklı işsizlik tüm dünyaya yayılmış, tüm iş kollarında insana olan ihtiyacı azaltmıştır. Dijital ekonomi üretim yöntemlerini değiştirmenin yanında insanların yaşam tarzlarını da değiştirmektedir. Bu nedenle yeni ekosistem olarak adlandırılmaktadır. Fakat yeni ekosistemin ötesinde insanlık, post-dijital ekosistem olarak isimlendirilen ye...
  • FİKİR VE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ YALANI

    19 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Düşünce özgürlüğü, demokrasinin temel ilkesidir. İnsan haklarına ilişkin bütün belgelerde ilk sırada vurgulanmıştır. Kimsenin müdahalesi olmadan her fert istediğini düşünme hakkına sahiptir ve bu hakkın korunması gerektiğine, düşünce özgürlüğünün kimseye duyurulmadan sadece beyinde kalan bir soyut işlem değil, açıklama, ifade, tartışma, yayınlama özgürlüğünü de beraberinde getirdiğine dair açık toplumlarda bir temel uzlaşma ilkesi olmuştur. Her çeşit bilgi , fikir, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın, sözle veya yazıyla iletmeyi içererek, h...