logo

14 Ağustos 2020

SÖZÜN SÖYLENDİĞİ MEVSİM

PINAR HOLT

PINAR HOLT
pinar.holt@sonsaat.com.tr

Değerli Dostlarım,

Sizlerle okuyup etkilendiğim ve üzerine önemli dersler çıkardığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Bir grup kurbağa ormanda dolaşıyormuş ve içlerinden ikisi derin bir çukura düşmüş. Arkadaşlarının düştüğünü gören diğer kurbağalar çukurun etrafını sarıp, ne kadar derin olduğunu görünce, düşen arkadaşlarına o çukurdan çıkmanın mümkün olmayacağını söylemişler. Ancak, iki kurbağa diğerlerinin ne dediğini duymazdan gelip, çukurdan kurtulmak için var güçleriyle zıplamaya başlamışlar. Çabalarını gören çukurun tepesindeki kurbağa grubu tekrar çabalamanın nafile olduğunu, asla başaramayacaklarını ve vazgeçmeleri gerektiğini söylemişler.

Sonunda, kurbağalardan biri yukarıdakilerin söylediklerine kulak vermiş, çabalamaktan vazgeçmiş ve olduğu yerde düşerek ölmüş. Diğer kurbağa ise, elinden geldiğince daha sert zıplamaya devam etmiş. Yine, yukarıdaki kurbağalar ‘Boşuna çabalama! Vazgeç! Ölüme teslim ol!’ diye bağırmışlar. Bu bağrışlara ragmen kurbağa, en iyi zıplayışını yapıp, çukurdan çıkmayı başarmış. Dışarı çıkar çıkmaz diğer kurbağalar “Bizi duymadın mı? Sana vazgeç, kaderini kabullen diye bağırdık” demişler. Kurtulan kurbağa ise onlara sağır olduğunu, arkadaşlarının bağrışlarını onu ‘cesaretlendirmek ve desteklemek için yapıldığını sandığını’ soylemiş.  

Değerli dostlarım, benim bu hikayeden çıkardığım iki önemli ders oldu. Çevremizde, beraber aynı ortamları paylaştığımız insanların sözlerinin bizlerin yaşamı üzerinde ve bizim sözlerimizinde onların yaşamı üzerinde büyük etkisi. Bunun Ortacağ Türk & İslam medeniyetindeki adı ‘Belagat’mış. Medreselerde, “Mukteza-yı hale uygun” yani bir söz hangi mevsimde, en güzel hangi şekilde söylenmeli, güzel söz söyleme kuralları gibi konularla ilgilenen bir ilim dalıymış. Belagat eğitimi almadan alim, devlet adamı, sanatçı olmak kabul görmezmiş o dönemlerde. 

Şimdilerde bizim Belagat ilmini alabilmemiz mümkün değil, bununla ilgili bir eğitim maalesef gerekli olmasına ragmen okullarda berilmiyor. Peki, bu durumda söylediğimiz sözün amacına ulaşması bizi yada karşımızdakini olumsuz etkilememesi için neler yapmamız gerekiyor derseniz? Ben, iğneyi öncelikle kendime çuvaldızı başkalarına batırmam gerektiğini, kendi hayat mücadelemde, kendi nefsimi terbiye etme süreçlerimde şunları yapmam gerektiğini düşünüyorum ve üzerinde çalışıyorum. Birincisi; bir başkasına söylediğim sözü ağzımdan çıkmadan önce birden fazla düşünmem gerektiği, söylediğim söz ile karşımdakine mesajımı ne kadar doğru ilettiğimii mesajımı iletirken karşımdakini aynı zamanda ne kadar olumlu yönde etkileyebildiğimi yada eleştirmem gereken bir konu varsa, cümlelerimi kullanırken karşımdakine hangi mevsimi hissetirdiğimi değerlendiriyorum. Çünkü bir söz ile şimşekte çaktırabilirsiniz, yaprak da döktürebilirsiniz ama aynı sözü farklı uslupla söyleyip çiçek de açtırabilirsiniz karşınızdakinin gönlünde.  İkincisi ise; bana söylenen beni olumlu yönde geliştirecek her tavsiyeyi ve eleştiriyi dikkate almam gerektiğini düşünüyorum. Bunun dışında geri kalan olumsuz, enerjisi düşük, kötü niyetli, yıkıcı, nefret içerikli söylemlere, dedikodulara ise kulakları tıkayıp çabalamaya devam etmem gerektiğini düşünüyorum.

Sevgiyle.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT YOLCULUĞU

    18 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Yaşam doğum ve ölüm arasındaki ince çizgidir. Dünyaya misafir olarak geldiğimiz hayat yolculuğuna  ailemiz ile başlarız. Ve zaman ilerledikçe hayatımıza yeni yolcular dahil olur kimini çok severiz  kimi dost olur kimi  yoldaş. Kimi ile anlaşamaz yaşanan kırgınlıklar ile güçlenir yollarımızı ayırırız.  Hayatımıza giren her bir yolcu bu yolculukta iyi ya da kötü birçok şey öğretir bize.  Geçmişten günümüze hayatımıza dahil olan insanları bir düşünelim? Dünya yolculuğunda  çocukluk arkadaşlarımız ile geçen keyifli vakitler. Öğretmenlerimizin  bize...
  • HZ. MARİYE (R.ANHA)

    18 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Hazret-i Mariye, Mısır’lıdır. Mariye el-Kıptıyye diye adı geçer. Asıl adı Mariye binti Şem’ün’dur. Mısır’ın Said bölgesinden Nil nehrinin doğusunda bulunan Hafn denilen köydendir. Kıpti bir baba ve hıristiyan bir Rum anneden dünyaya geldiği rivayet edilmektedir. Küçük yaşta Mukavvkıs’ın sarayına getirilmiştir. Resulullah (s.a.v) Efendimiz Hudeybiye antlaşmasından sonra komşu ülke hükümdarlarına mektuplar yazdı ve İslâm’a davet etti. Mısır hükümdarı Mukavkıs’a da Hatib İbni Ebi Belta’yı (r.a.) elçi gönderdi. Mukavkıs mektubu saygı ile açtı ve...
  • İmam-ı Malik bin Enes

    17 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Ehl-i sünnet vel-cemaatin dört büyük mezhebinden biri olan ‘Maliki’ mezhebinin kurucusudur. Cennet ile müjdelenmiş olan Malik bin Enes H. 90(M. 709) senesinde Medine'de doğdu. H. 179 (M. 795)’de yine Medine'de vefat etmiş,Baki mezarlığıne defnedilmiştir. Tebe-i tabiinden olan İmam-ı Malik, ilim ve hadis rivayetiyle meşgul olan bir ailede ve çevrede yetişmiştir. Dedesi Malik, babası Enes ve amcası Süheyl, hadis rivayeti yapmışlardır. Yaşadığı yer, Peygamber efendimizin yaşamış olduğu ve İslam’ın hükümlerinin vaaz edildiği Medine-i Münevvere idi....
  • 12 EYLÜL AMERİKA’NIN ESERİDİR

    17 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Gazeteciliğe 1984 Ocak ayında Tercüman da başladım. Daha sonra Güneş’e geçerek mesleğe devam ettim. Yeni Asır-Hürgün-Günaydın- Akşam ve Çeşitli Dergilerde çalıştım. Günaydın Gazetesi’ne 1985 Aralık ayında geldim ve 13’yıla yakın süre çalıştım. 1987 yılında ise 12 Eylül ile siyasi yasaklar getirilen Demirel-Ecevit-Türkeş ve Erbakan’ın politikaya dönmesi için referandum yapılacaktı. Yasakların sürmesini isteyen Anap Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal hayır oyu için çalışırken, Türk Basınının da Günaydın Gazetesi yasakların kaldırılması için...