logo

İFSAT SÖZLEŞMESİ

NURTEN LÖKBAŞ

NURTEN LÖKBAŞ
nurten.lokbas@sonsaat.com.tr

Adına “İstanbul Sözleşmesi”denilen , bana göre bir “İfsad Sözleşmesi” olan bu sözleşmenin adı, İslamın  bayraktarlığını yapmış  İstanbul’a açıkça bir ihanettir.

Bu yazımda “İfsad Sözleşmesi olarak ifade edeceğim bu sözleşme son günlerde çok tartışılan bir konudur.

Bu ifsad sözleşmesi kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinir ve “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesidir.

11 Mayıs 2011 de İstanbul’da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu  toplantısında imzaya açılarak on üyenin sözleşmeyi onaylamasıyla yürürlüğe girmiştir. Türkiye bu ifsad sözleşmesini ilk imzalayan ve ilk onaylayan ülke olmuştur. Üstelik dinimize taban tabana zıt olan bu sözleşmeyi kamuoyunu bilgilendirmeden toplumsal yapımızı hiç hesaba katmadan çekincesiz imzalamıştır.

1940 lı yıllardan sonra özellikle Rockefeller ve Rotschild ailelerinin başlattığı çalışmalarla cinsiyetsiz toplum  öngörüsü bütün dünyaya  dayatıldı.

Kadınları korumak adı altında cinsiyet eşitliği ilk defa 1981 yılında BM in çıkardığı Cedav anlaşması ile gündeme geldi. Kadın ve erkek rollerinin doğal olmadığı sonradan öğretilerek yaptırıldığı konusu işlendi. Avrupa Birliği konseyleri de bunu desteklemeye başladı. Aslında bu toplumları dönüştürmeye yönelik planlı bir çalışma idi.

Daha ilk maddesinde “Aile İçi” tanımının yerine yeni bir tanım getiriliyor. “ Ev İçi”.

Bundan böyle karı—Koca tanımı yerine “Eşler” yani Eş—Eşit—partner tanımlaması ile daha sık karşılaşacağız. Karı—Koca tanımı kadın ve erkeği belirlemekte, oysa eş—partner tanımında cinsler aynı da olabilir.

Vatikan “Toplumsal Cinsiyetin” uluslararası hukukta karşılığı olmayan bir tanım olduğu gerekçesi ile sözleşmeye karşı çıkarak sözleşmeye itiraz etmiştir.

Hırvatistan bu sözleşmenin eşcinsel evlilikleri legalize ederek buna imkan sağlayacağı ve hiristiyan değerlerine aykırı olduğunu ifade ederek tepkisini ortaya koymuştur.

Türkiye ise AB ne girme sürecinde Avrupaya şirin görünme adına önüne sürülen bu ifsad sözleşmesini tereddütsüz imzaladı. Bazı vakıf,dernek,kamu kurumları,belediyeler önemli fonlar elde ettiler. LGBTİ örgütleri kuruldu. Soros gibi dışarıdaki bir çok vakıflardan kaynaklar sağlandı. Nemalandılar. Herkes bu ranta alıştı. Yeşil feministler,mor feministler tarafından ayakta alkışlandılar. Yıllardır yaşadıkları ezik hayatları bu alkışlarla taktir edildi.

TBMM başkanının “Tamamen kendi kültürümüze uyumlu bir sözleşme arayacaksak imzalayacak bir sözleşme bulamayız”açıklaması dikkate şayandır.

Bu “İfsad Sözleşmesi” artık toplumda derin yaralar açmaya başladı. Sözleşmenin genel yapısında ,ateist,dinleri,gelenekleri,kültürleri kabul etmeyen kadın ile erkeği ayrıştıran aile birliğini önemsemeyen bir mantığın yattığını görüyoruz. Sözleşmenin imzalandığı tarihten bu güne kadın cinayetleri beş kat arttı.  Evlilikler azaldı. Boşanmalar arttı.

Bizim dinimizde kadın ve erkek hiçbir zaman eşit değildir. Olamaz da. Kadını erkekle eşit saymak kadına yapılan en büyük haksızlık ve zulümdür. İslam kadın ve erkek arasında ayırım yapar. Kadının görevleri ayrı erkeğin görevleri ayrıdır.

Batı bitmiş, tükenmiş, kokuşmuş hayatını ihraç etme çabası güderken,biz müslümanlar olarak gayri müslim sözleşmelerle toplumumuzu formatlamalarına izin veremeyiz.

İslami hassasiyete sahip müslüman kadınlardan batı standartlarını desteklemek yerine Allah’ın  (cc) nizamını desteklemelerini bekliyoruz.

Bu “İfsad Sözleşmesi” birinci maddesinde son maddesine kadar şer’i hükümlere aykırıdır.

Gelin batıya karşı eziklikten,batı hayranlığından kurtulalım, İslam’ın aile hayatı ile ilgili hususlarını konuşalım ve uygulayalım. Kadınlık onurumuzu beş para etmez batı hayatına kurban etmeyelim. İslam ile izzet bulalım.

Fiemanillah

Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

İFSAT SÖZLEŞMESİ” için 3 Yorum

  1. Ayhan lökbaş : diyor ki:

    Rabbim bizleri “islam”ile izzetlenenlerden eylesin, amin.

  2. Avrupa ve Amerika devletlerine benzemeye çalıştıkça biz de ne İzzet kalır ne de ahlak ve maalesef ki ne de aile…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MODERN ZAMANIN PEDOFİLİ MERKEZİ TİKTOK

    20 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Eylül 2016’da Douyin adıyla Çin’de ByteDance firması tarafından piyasaya sürülmüş olan, daha sonra reklamlarla ilk ülke dışı Endonezya’da satın alınıp kullanılmaya başlamasıyla uluslararası pazara uygun olarak ismi değiştirilen TikTok programı. Bu program Türkiye ve dünyada sanal pazarlarda en çok indirilen uygulama olup, 2019 yılındaki istatistiklere göre ülkemiz, uygulamayı en çok kullananlar sıralamasında 3.sırada ve 27.6 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor. Dünyada ise 1 milyardan fazla kullanıcıya sahip. Bu programı herkesin duyduğunu dü...
  • MUAZ İBNİ ENES (R.A)

    20 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Muaz ibni Enes el-Cüheni(r.a), Resulullah (s.a.v) Efendimiz’le gazvelerde bulunmuş, müslümanın günlük hayatında lazım olacak bilgileri öğreten hadisleri nakleden bahtiyar bir sahabidir ! Selam vermek, öfkeyi yenmek, mütevazi olmak, sade giyinmek, hamd ve şükür halinde yaşamak gibi İslâm’ın üstün ahlâkı ile ilgili hadis-i şerifleri rivayet etmiştir. Muaz ibni Enes el-Cüheni (r.a), “Medine’li Sahabi” diye meşhurdur. “Halifu’l-Ensar / Ensarla anlaşmalı” diye tanınır. Meşhur Cüheyne kabilesine mensupdur. Bu kabile, Hicaz ülkesinde Medine’y...
  • DİJİTAL EKONOMİ

    19 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Özellikle son yirmi yılda teknolojide benzeri görülmemiş gelişmelerin ortaya çıkmasıyla birlikte dijital ekonomi tüm dünyada etkisini arttırmıştır. Dijitalleşme ve otomasyondaki gelişmeler sonucunda teknoloji kaynaklı işsizlik tüm dünyaya yayılmış, tüm iş kollarında insana olan ihtiyacı azaltmıştır. Dijital ekonomi üretim yöntemlerini değiştirmenin yanında insanların yaşam tarzlarını da değiştirmektedir. Bu nedenle yeni ekosistem olarak adlandırılmaktadır. Fakat yeni ekosistemin ötesinde insanlık, post-dijital ekosistem olarak isimlendirilen ye...
  • FİKİR VE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ YALANI

    19 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Düşünce özgürlüğü, demokrasinin temel ilkesidir. İnsan haklarına ilişkin bütün belgelerde ilk sırada vurgulanmıştır. Kimsenin müdahalesi olmadan her fert istediğini düşünme hakkına sahiptir ve bu hakkın korunması gerektiğine, düşünce özgürlüğünün kimseye duyurulmadan sadece beyinde kalan bir soyut işlem değil, açıklama, ifade, tartışma, yayınlama özgürlüğünü de beraberinde getirdiğine dair açık toplumlarda bir temel uzlaşma ilkesi olmuştur. Her çeşit bilgi , fikir, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın, sözle veya yazıyla iletmeyi içererek, h...