logo

Biz nerede yanlış yapıyoruz?

EMİRHAN HINISLIOĞLU

EMİRHAN HINISLIOĞLU
emirhan.hinislioglu@sonsaat.com.tr

Çin’in Vuhan kentinde 2019 Aralık ayı sonunda ortaya çıkan koronavirüs (Covid-19) salgını birçok ülkede etkisini göstermeye devam ediyor. Eylül ayı itibariyle dünya genelinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) bulaşanların sayısı 27 milyon 639 bini geçerken, salgında hayatını kaybedenlerin sayısı 899 bine, iyileşenlerin sayısı ise 19 milyon 711 bine ulaştı.. Vaka sayıları dünyanın birçok ülkesinde bulaşı sayısını artırarak devam ediyor.

Alınan onca önlemlere karşın hiçbir ülke ölümlerin önüne geçebilecek ciddi bir çalışmanın sonucuna da ulaşmış değil. Dünya da birçok ülke Kovid-19 salgını için ilaç geliştirme çabalarını sürdürürken yine dünya genelinde büyük ilaç firmaları ortak bir açıklama ile geliştirecekleri aşının güvenli olacağı konusunda taahhütte bulunsa da  bugün hala ölüm sayıları da hızını artırarak devam ediyor.

Ülkemizde de bu konuda gerek aşı olsun ve gerekse virüsle mücadele edecek yan etkenler veya virüsten korunma anlamında Sağlık Bakanlığı çalışmalarını tüm hızıyla devam ettiriyor. Sağlık anlamında da şükürler olsun ki, ülkemiz gereken önlemleri ilk günden beri almış ve dünyadaki çoğu ülkelerin yapamadığı hastalığı en az kayıpla götürmenin tedbirini almış durumdaydı.

Hele sağlık çalışanlarımızın hiç bıkmadan vefakar ve fedakar çalışmaları takdire şayandır. Gerek  Cumhurbaşkanlığı gerek Sağlık Bakanlığı ve gerekse Bilim Kurulu,  her gün ülkemizdeki vakaları takip edip alınacak tüm önlemler hakkında fikir alışverişinde bulunuyor. Günlük açıklamalarla vatandaşın yapması gerekenleri tek tek sıralıyordu. Yedi aylık süreçte alınan ciddi tedbirlerle ölüm oranlarını nerede ise tek rakama indirecek duruma gelmişken biranda durum tersine döndü.

Peki bir anda yine başa dönmemize neden ne oldu? Aslında bu sorusunun yanıtını hemen hemen hepimiz biliyoruz. Çünkü gerek sağlık önlemleri ve gerekse salgınla ilgili hasta bakımları, tedavileri anlamında çok büyük bir sorunun olmadığının hemfikrindeyiz.

İşler mükemmel bir şekilde sürerken bir soru aklımıza takılmıyor değil.

Peki biz nerede yanlış yapıyoruz?

Evet, biz yani vatandaş olarak bizler nerede yanlış yapıyoruz?  Yine bu soru hepimizde ayrı ayrı cevaplar yumağını oluşturmuyor değil. Ama ortada önemli bir durum var. İnsanlar hala ölmeye ve artarak ölmeye devam ediyor.

Bizde önemli bir söz vardır. “Kasap et, keçi can derdinde” tamda bu noktada sanki anlaşır durumda iken. Ülke olarak alınan en caydırıcı tedbirler, yasaklamalar bazı çevrelerin mırıldanmaları; battık-bittik- işimiz- gücümüz söylemleri ile insanların feryadı bazı esnek hayata geçişinde önünü açtı. Günlük yaşam mesaileri de gözden geçirilerek esnek çalışmalarla normal hayata kısım kısım dönmeye başlandı.  Her gün uyarılarla; maske, sosyal mesafe ve hijyen hayatımızın olmazsa olmazları arasında yerini aldı.

Peki niye böyle oldu?

Bu beklediğimiz sonuç değildi. Evet şöyle bir çevremize lütfen bakalım. Bizler nerede yanlış yapıyoruz? Sorusunun cevabını hadi hep birlikte sorgulayalım. Belki cevabı bulabiliriz sanıyorum.

Bu uyumlu esnek geçişten bizler neyi anladık? Dünya tekrardan normale dönmüş algısı bir furya gibi yayılırken 7 aylık çektiğimiz sıkıntıların öcünü alırcasına o kadar çok normalleştik ki, artık bize bir şey olmaz mantığının yayılmasına da neden olduk. Veya çevremizde ki bu anlayışın önleyicisi değil de sanki destekçisi olduk gibi.

Son gönlerde evlerimizden dışarı ilk adımımızı attığımızda, aksesuar olarak kolumuzda taktığımız maske ile başlayalım yanıtları aramaya: , arkadaşlar arasında nefes nefese, kolkola gezmeler, alışverişlerde kuralsız ve sınırsız (al-ver)lerimiz, bir türlü vazgeçmediğimiz eğlence hayatlarımız( kahvehane, restoran, piknik, müzikholler), toplu taşıma araçlarındaki üst üste yolculuklarımız, asker uğurlamalarımız, toplu düğünlere katılmalarımız, cenaze ve taziye ziyaretlerimiz, arkadaşlarla toplu partilerimiz, işyerindeki çalışmalarımız, birebir görüşmelerimiz, komşu ve akraba ziyaretlerimiz, tatil ve gezi programlarımız, kuaför, spor salonları, evlerimize giriş çıkışlarımızdaki dikkatsiz ve tedbirsiz tavırlarımız, halk pazarlarında, AVM lerde, marketlerde, sporla alakalı kutlamalarda, tatil beldelerinde, denizde, sokakta veya cadde ki sıfır mesafe konumumuz,  özel otomobillerimizde birkaç kişi bir arada iken maskesiz yolculuklarımız, salgının ilk başladığı zamanlarda, evdeki hijyene karşı hassas duruşumuz, çoluk çocuğumuz, yaşlımız ve gencimizle, karantina esnasında birilerine bulaştırırız mantığını hiçe sayıp evlerimizden çıkıp hatta şehirler arası tatile gittiklerimiz,  7 ay boyunca nasıl yaşadığımızla, son bir ay içerisindeki yaptıklarımız bunlar değil mi.

Peki hiç kendimizi sorguladık mı ve hiç muhasebesini yaptık mı?

Bu muhasebeleri yaptığımız takdirde Biz nerede yanlış yaptığımızın da herhalde doğru cevabını bulmuş olacağız. İnşallah  o zamanda geç kalmış olmayız.

Kalın sağlıcakla…

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İSMAİL HAKKI BURSEVİ

    27 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Anadolu’da yetişen büyük velîlerden. Babası Mustafa Efendi, aslen İstanbulludur. Mustafa Efendi, 1650 (H.1061) senesinde İstanbul Esir Hanında çıkan büyük bir yangında evi ve eşyâsı yandığından maddî sıkıntıya düştü. İstanbul’u terk ederek Trakya’da bulunan Aydos kasabasına yerleşti. İsmâil Hakkı Bursevî, 1652 (H.1063) senesinde Pazartesi günü Aydos’ta doğdu. İsmâil Hakkı Efendi üç yaşına girince, babası onu Celvetiyye yolunun büyüklerinden Seyyid Atpazarlı Osman Fadlî Efendiye götürdü. Osman Fadlî Efendi, elini öpen İsmâil Hakkı’ya; “Sen do...
  • “AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ” *

    26 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Vuslat Platformu’nun düzenlediği "Savunma Sanayiinde Milli Ve Özgün Projelerin Önemi " konulu panelde; sayın Cumhurbaşkanımızın damadı, yerli İHA ve SİHA'ların yerli mucidi, sayın  Selçuk Bayraktar, o gurur verici, ℅93'ü yerli sermaye ile üretilen, yazılımı tamamen,kendisine ait olan, İHA ve SİHA, ( İnsansız Hava Aracı ve Silahlı İnsansız Hava Aracı) ları tanıttı. Bir Türk gencinin neler başarabileceğini, gururla izledik. Yaşadığı bir çok bürokratik engellere rağmen. Allah'ın yardımıyla ,İHA ve SİHA'yı Türk Savunma sanayiine nasıl kazandırdı...
  • OYUNCAKLARLA SÜRDÜRÜLEN OPERASYON

    26 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    İçinde yaşadığımız yüzyılda,” sınırsızlık” anlamına gelen” özgürlük” anlayışının uzantısı, çocuklara sunulan oyuncaklarla devam ediyor. Yıllardır çocuklara sözde oyuncak bebek diye pazarlanan dünyaca ünlü bir marka, yavrularımızı esir almış durumda. Bebek demek masumiyet demektir.Bebek ve kadınsı bir vücut hatları bir arada olamaz. Bebek ve makyaj bir arada olamaz. Bebek ve dekolte kıyafetler bir arada olamaz. Bebek ve cinsellik bir arada olamaz. Oyuncak bebek cümlesinden anladığımız, gözümüzde canlandırdığımız asla bu değildir. Geçtiğimi...
  • EBU ALİ SEKAFİ

    25 Eylül 2020 Köşe Yazıları

    Büyük velîlerdendir.. İsmi, Muhammed bin Abdülvehhâb, künyesi Ebû Ali Sekafî’dir. Nişâbur’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 939 (H. 328) senesi Nişâbur’da vefât etti. Zamânındaki âlimlerden ilim tahsîl edip, hemen hemen bütün ilim dallarında ihtisas sâhibi oldu. Sonra tasavvuf yâni mânevî bilgileri tahsil için evliyânın büyüklerinden Ebû Hafs Haddâd ve Hamdûn Kassâr’ın sohbetlerine katıldı. Kısa zamanda velîlik bilgilerinde de yükselip kâmil, olgun bir zât oldu. Güzel konuşması ile insanları cezbedip kendine çekerdi. Ona; kişi için ...