logo

MUAZ İBNİ ENES (R.A)

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN
mesut.coban@sonsaat.com.tr

Muaz ibni Enes el-Cüheni(r.a), Resulullah (s.a.v) Efendimiz’le gazvelerde bulunmuş, müslümanın günlük hayatında lazım olacak bilgileri öğreten hadisleri nakleden bahtiyar bir sahabidir !

Selam vermek, öfkeyi yenmek, mütevazi olmak, sade giyinmek, hamd ve şükür halinde yaşamak gibi İslâm’ın üstün ahlâkı ile ilgili hadis-i şerifleri rivayet etmiştir.

Muaz ibni Enes el-Cüheni (r.a), “Medine’li Sahabi” diye meşhurdur. “Halifu’l-Ensar / Ensarla anlaşmalı” diye tanınır.

Meşhur Cüheyne kabilesine mensupdur. Bu kabile, Hicaz ülkesinde Medine’ye yakın Yenbu taraflarında yaşayan büyük bir kabiledir. Mısır, Şam ve Yemen taraflarında da Cüheni adını taşıyan başka kabileler bulunmaktadır.

Kaynaklarda onun hayatı hakkında fazla bir bilgi verilmemektedir. Nerede doğup büyüdüğü ve nerede vefat ettiği bilinmemektedir. Sadece onun Sevgili Peygamberimiz’den otuz kadar hadis rivayet ettiği nakledilmektedir. Bu hadis-i şerifler, İslâm’ın güzel ahlâkı ile ilgili olup, Müslümanın günlük hayatını tanzim eden bilgiler ihtiva etmektedir. Onlardan birkaçı şöyledir:

Muaz İbni Enes (r.a)’den rivayet edildiğine göre efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Gereğini yapmaya gücü yettiği halde öfkesini yenen kimseyi Allah, Kıyamet günü herkesin gözü önünde çağırır, hûriler arasından dilediğini seçmekte serbest bırakır.” (Ebu Davud, Edeb 3 ; Tirmizi, Birr 74; Kıyamet 48; İbni Mace, Zühd 18)

Muaz İbni Enes r.a)  h’den rivayet edildiğine göre Re­su­lullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kimse yemek yedikten sonra: Bana bu yemeği yediren, sonucu etkileyecek bir güç ve kudretim olmaksızın onu bana nasip eden Allah’a hamd olsun, derse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Ebu Davud, Libas 1; Tirmizi, Daavat 56; İbni Mace, Et`ime 16.)

Buharî rivayetinde şu kısım ilave edilmiştir: “Kim bir elbise giyer ve: “Bunu bana giydirip, tarafımdan bir güç ve kuvvet olmaksızın beni bununla rızıklandıran Allah’a hamdolsun” derse geçmiş ve gelecek günahları affedilir.” (Buhari, Tarihu’l-Kebir, VII, 360)

Riyazus Salihin Terceme ve Şerh­in­de şöyle denilmektedir:

“İslâm’ın görgü kurallarına göre yemeğe başlarken “bismillâh” demek, yemekten sonra da “elham­dü­lillâh” diyerek bitirmek sünnettir. Her mü’min için bu davranış bir ahiret zenginliğidir. Mizan için sevaptır. Sevgili Peygamberimizin sünneti üzere, onun izinde yürümektir. Verdiği nimetlerden dolayı Allah’a daha çok teşekkür etmek isteyenler, hadislerde zikredilen dualardan birini yapmalıdır. Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in en çok yaptığı kısa dualardan biri şudur: “Elhamdülillâhillezî et`amenâ ve sekânâ ve ce`alenâ müslimîn / Bizi yediren, içiren ve bizi müslüman eden Allah’a hamd olsun.”

Muaz İbni Enes (r.a)’den rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kimse, gücü yettiği halde mütevazî davranarak lüks elbise giymeyi terkederse, Allah kıyamet gününde o insanı yaratıklarının en başında huzuruna çağırır ve onu iman ehlinin giyeceği elbiselerden dilediğini giymede serbest bırakır.” (Tirmizi, Sıfatu’l-kıyamet 39. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, III, 338, 339)

Muaz İbni Enes el-Cüheni (r.a)   anlatıyor:

“Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: “Kim sabah namazından sonra, iki rekatlik kuşluk namazını kılıncaya kadar hayırdan başka bir şey söylemeden namaz kıldığı yerde oturur beklerse, Allah onun günahlarını, denizin köpüğü kadar çok da olsa bağışlar.” (Ebu Davud, Salat 301)

Muaz İbni Enes (r.a) selâm vermekle ilgili bir hadis rivayet etmiştir. Bu, aşağıda nakledilen iki hadisin benzeridir. Farklı olarak hadisin devamında, bir başkasının gelip “ve mağfiretuhu” kelimesini de ilave ettiği ve buna Resul-i Ekrem Efendimiz’in: “Kırk (sevab)” dediği ve: “Böylece (ziyade edilen her kelime için) sevap artar” buyurduğunu anlatmıştır. (Ebu Davud, Edeb 144) Hadisler şöyle nakledilmiştir:

İmran İbni Husayn (r.anhüma) şöyle anlatıyor: “Biz Resulullah (s.a.v) ‘in yanında iken bir adam gelerek selam verdi. “Esselâmu aleyküm!” dedi. Resulullah (s.a.v) selâmına mukabele etti. Adam oraya oturdu. Efendimiz: “On sevap kazandı!” buyurdular.

Sonra birisi daha geldi. “Esselâmu aleyküm ve rahmetullâh!”dedi. Efen­di­miz onun selâmına da mukabele etti. Adam oturdu. Efendimiz: “Yirmi!” dediler.

Bir müddet sonra biri daha geldi ve: “Esselâmu aleyküm ve rah­me­tullâhi ve berekâtuh” dedi. Efendimiz selâmına mukabele etti, adam oturdu. Efendimiz bu sefer: “Otuz!” buyurdular.

Selman-ı Farisi (r.a) da aynı olayı şöyle naklediyor: “Bir adam Resulullah (s.a.v)’e gelerek: “-Esselâmu aleyke!” dedi. Efendimiz de: “-Ve aley­ke’s-selâmu ve rahmetullah!” diye cevap verdi. Bir başkası geldi: “-Esselâmu aleyke ve rahmetullah!” diye selam verdi. Efendimiz buna: “-Aleyke’s-selâmu ve rahmetullahi ve berekâtuh!” diye cevap verdi. Başka birisi geldi ve: “-Esselâmü aleyke ve rahmetullahi ve berekâtüh!” dedi. Efendimiz buna da: “-Ve aleyke!” diye cevap verdi. Adam hayretini gizleyemeyerek: “-Ya Rasulallah! Falan, falan gelip size selam verdiler. Siz de onlara bana söylediğinizden daha fazlasını söyleyerek mukabele ettiniz” dedi. Fahr-i Kâinat(s.a.v)  Efendimiz ona: “Sen bize söyleyecek bir şey bırakmadın ki! Allah Teâlâ Hazretleri “Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle mukabele edin veya aynıyla selam verin…” (Nisa: 86) buyurmuştur. Biz sana aynısıyla mukabele ettik” buyurdu.

Muaz ibni Enes(r.a), Ebü’d-Derda (r.a) gibi meşhur sahabilerden de rivayette bulunmuştur. Kendisinden oğlu Sehl İbni Muaz (r.a) hadis rivayet etmiştir. Rivayetleri Ahmed İbni Hanbel’in “Müsned” inde (III, 437, IV, 234) ve dört büyük “Sünen” de yer almıştır. Hayatının son zamanlarını Mısır’da geçirmiş olan Muaz ibni Enes el-Cüheni (r.a)  , Abdülmelik İbni Mervan’ın halifeliği döneminde vefat etmiştir. (İsabe, VI, 107) Kaynak : Mustafa Eriş, Sayı : 382 – Aralık 2017, Altınoluk Dergisi

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ALAEDDİN-İ ATTAR HZ.

    19 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Buhârâ’da yetişen en büyük velîlerdendir. İnsanları Hakk’a dâvet eden, onlara doğru yolu gösterip hakîkî saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlim ve velîlerin on altıncısı. İsmi Muhammed bin Muhammed Buhârî, lakabı Alâeddîn’dir. Doğum yılı belli değildir. 1400 (H.802) senesinde Buhârâ’nın Cağanyân nâhiyesinde vefât etti. Alâeddîn-i Attâr’ın babası, Buhârâ’nın zengin eşrâfından idi. Üç oğlu vardı. Bunlardan büyük oğullarının isimleri; Şehâbeddîn ve Hâce Mübârek’tir. Alâeddîn en küçükleri idi. Babası vefât edince, ...
  • ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR

    19 Ekim 2020 Köşe Yazıları

      Türkiye İstatistik Kurumu,(TÜİK) temmuz ayına ilişkin işgücü istatistiklerini açıkladı. İşsizlik oranı, temmuzda geçen yılın aynı ayına göre 0,5 puanlık azalışla yüzde 13,4 oldu. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2020 yılı Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 369 bin kişi azalarak 4 milyon 227 bin kişi oldu. Haber bu, fakat bu bu kadar kolay söylenemeyecek kadar basit değil, çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor. Nerdeyse her 100 kişiden 14’ü işsiz. Genç nüfusta dört kişiden biri boşta. Ö...
  • ŞAH-I NAKŞİBEND HZ.

    18 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Evliyânın büyüklerinden ve müslümanların gözbebeği olan yüksek âlimlerden. Seyyid olup insanları Hakka dâvet eden, doğru yolu göstererek saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlim ve velîlerin on beşincisidir. Muhammed Bâbâ Semmâsî ile Emîr Külâl’in talebesidir. İsmi, Muhammed bin Muhammed’dir. Behâeddîn ve Şâh-ı Nakşibend gibi lakabları vardır. Allahü teâlânın sevgisini kalplere nakşettiği için, “Nakşibend” denilmiştir. 1318 (H.718) senesinde Buhârâ’ya beş kilometre kadar uzakta bulunan Kasr-ı Ârifân’da doğdu. 1389...
  • GÜNDÜZ KUŞAĞI BELASI

    18 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Ev hanımlarına göre, çalışan kadınlar, kendilerinden birkaç gömlek alttadır. Haklılar mı? Günümüzde evet kısmen haklılar. Çalışan kadın, sorumluluğundaki mali, maddi tüm işleri hallederken, ev hanımı, sonsuz saygı duyulması gereken ev, yemek, çocuk bakımı gibi işleri yapmakta. Buraya kadar önünde şapka çıkarılası tabii. Fakat bazı hemcinslerim bu işlerden sonra geçiyor televizyon karşısına gündüz kuşağı programlarını izliyor. İşte sorun burası. Gündüz kuşağında her kanalda ayrı bir fiyasko! Kim daha iyi temizlik yapıyor, kim daha iyi giyiniy...