logo

YUNANİSTAN 116 YIL ÖNCE DE ANADOLU’YU İŞGAL ETMEK İSTİYORDU

ALİ BEKTAN

ALİ BEKTAN
ali.bektan@sonsaat.com.tr

1.Dünya Savaşı başlar başlamaz Yunanistan İngiltere ve Fransa yanında Türklere karşı savaşa girmek istiyordu. İngilizler onları kullanmak istiyordu ki, her zaman yabancı askerleri kendi menfaatleri için savaşlarda kullanırlardı. Dönemin Yunan Başbakanı Venizelos 1914 Yazında Osmanlı halen savaşa girmemişken bile Türklerle savaşmak arzusu ile yanıp tutuşuyordu. Churchill 1914 Yazında Boğazları aşıp İstanbul’u işgal etme planlarını yaptırmıştı. Bu konuda da Yunan Askerlerine güveniyordu.

Venizelos’ un savaşa girmesine Tarafsızlıktan yana olan Kral Konstantin engel oluyordu. Fakat Venizelos yanına Balkan Savaşı’nı kazanmış Generalleri alarak Girit ve Ege Adalarını gezip gönüllü askerler topladı. 23 Bin Yunan Askeri İngiliz ve Fransız Ordusuna gönderilerek Osmanlı’ya karşı savaşmışlardı. O günlerde Venizelos bir iç savaşı göze alarak 1916 sonların da Selanik’te Kral’a isyan ederek ayrı bir hükümet kurmuştur. Kendisini Yunan Ordusundan 3 Alay desteklerken, 1917 Yılında Konstantin ülkeden uzaklaştırılmış ve Temmuz da Yunanistan resmen savaşa dahil olmuştur.1918 Sonbaharı’nda İstanbul’u işgal eden kuvvetler arasında 3 İngiliz, 3 Yunan, 1 Fransız Alayı ile bazı Sırp ve İtalyan Birlikleri de vardı.

İngilizler, Fransızlar ve Amerikalılar Yunanlıları hem paraca hem de Silah ve Cephane yönünden desteklediler. Bu üç devlet 1918 de 250 şer milyon Frank verirken, İngiliz Yardımı 1920 Yılında 16 Milyon Sterlin’e ulaşmıştı. Yunan Ordusu’nun kontrolü İngiliz Subayların elindeydi. Venizelos İzmir’i istiyordu ama bir sorun vardı. İtalyanlar İzmir’i işgal etmek niyetindelerdi gizli bir anlaşmaya dayanıyordu bu istekleri ama Amerika ve İngiltere Yunanlılara vermek istiyordu. İzmir’i alamayan İtalyanlar bunun üzerine Anadolu da işgal hareketlerine başladı.

Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra İstanbul ve Anadolu’yu işgal eden İngilizler savaş zamanında kendilerine zorluk çıkartan Pan Turanizm ve Pan İslamizm hareketlerini başlatan Türklerden intikam almak istiyorlardı. Osmanlı Devleti küçük bir devlet haline getirilecek, Yunanlıların Askeri Gücü ile Anadolu işgal edilecekti. Halife’nin İngiliz ve Fransızların işgali altına olan Müslümanların yaşadığı sömürgelerin isyan etmesinden korkuyorlardı. Çıkan birçok isyan İngilizleri çok korkutmuştu. İngiltere Rusya ya karşı Tampon Devletler kurmak niyetindeydi. Böylece Kafkasya-Türkmenistan ve İran’ı kontrol ederek Afgansitan ile Hindistan daki kontrolünü sağlamlaştıracaktı. Savaş sonrasında İngiltere de İrlanda ile iç savaş sürerken, grevler ile ekonomisi zorlanıyordu. Bolşevikler Kafkasya’yı ele geçirince bu planlarından vazgeçti. Anadolu ve Boğazlar ile Irak Bölgesine ağırlık verdi.

19 Mart 1920 de Londra da İngiliz Harbiye Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile görüşen Venizelos’a şunlar söylenir:” Türkler Sevr Barış Anlaşmasına uymazsa, İngiltere İstanbul ve Boğazlar Bölgesinde asker bulunduracak, onun dışında Küçük Asya içlerine asker yollamayacaktır.”

Venizelos ise şunları söyler:” Türkleri Anadolu’ya sürmek için Yunan Milletinden asker isteyebilmek için İngiltere’nin Para, Silah ve Donatım yönünden desteğini isterim. Böylece Kemal’in Ordusunu yenerim. Bu noktada Anadolu’nun paylaşılmasını öneriyorum” der. Bu teklifi kabul edilir ve Yunanlılar ciddi bir direnişle karşılaşmadan Marmara Bölgesini işgal ederler. Balıkesir ve Bursa alınır. Yunan Planlarını İngiliz Genel Kurmayı hazırlar. Bir Yunan Birliği de Trakya’yı işgal eder.

Bu süreç Ocak 1921 başlarına kadar sürer Türk Ordusu Ocak 1921 de Yunanlıları İnönü önünde durdurur ve 2 savaşı da kazanarak güç kazanır. İngilizlerden destek alan Yunanlılar Ankara’ya doğru yürümeye başlarlar. Sakarya önünde Ağustos ve Eylül Aylarında ise kanlı savaş olur. Türk Ordusu kazanır ve Yunanlılar Bursa yönüne doğru geri çekilirler. Artık Anadolu da ilerleme imkanları’nın olmadığını anlayıp cephe kurarlar. Türk Milleti de toprakları temizlemek üzere 1 yıl boyunca silahlanır ve 9 Eylül 1922 Günü İzmir’e girilir ve zafer kazanılır.

Bugün Yunanistan 116 yıl önceki günler gibi bu sefer Fransızların dolduruşuna gelerek Türkiye’ye karşı bir savaşa girmek niyetini gösterirken bizim tavsiyemiz Tarihten ders almalarıdır. Pandemi nedeniyle yüzde 30 daralan bir Avrupa Ekonomisi varken, onların yanında hiçbir Fransız, İngiliz ve Amerikan Askeri savaşmaz. Hatta ölmez. Bugün iktidar da olan Yunanlı Yöneticiler de Küçük Asya Felaketinden sonra idam edilen bakanlarını hatırlasınlar. 1917 de kovulan yerine geçirdiği oğlu Aleksandr ölünce 3 yıl sonra yeniden tahta geçen savaşı bu sefer destekleyen Kral Konstantin de 2 yıl sonra tahttan çekildi….

Bizim tavsiyemiz iki ülke arasında sorunların  diyalog ile çözümüdür….

 

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MUHAMMED PARİSA HZ.

    23 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Evliyânın büyüklerinden. İsmi, Muhammed, lakabı Hâfız-ı Buhârî ve Pârisâ'dır. 1355 (H.756) senesindeBuhârâ'da doğdu. 1419 (H.822) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti. İlim öğrenmek için medrese tahsîline başlayıp, zamânının âlimlerinden ders alarak, hadîs ve fıkıh ilmini öğrendi. Bu ilimlerde yetişip âlim olduktan sonra, tasavvuf ilmini öğrenip, büyük bir velî olarak yetişti. Muhammed Pârisâ hazretlerinin tasavvufta hocası, evliyânın en büyüklerinden olan meşhûr İslâm âlimi Şâh-ı Nakşîbend Behâeddîn-i Buhârî'dir. Ona talebe olduktan so...
  • ŞÜKÜR ETMEK

    23 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Günümüz şartlarında konfor içinde yaşayan yediği önünde yemediği ardında olan biz insanlar ne kadar şükür ediyoruz? Etrafıma  bakıyorumda  hepimiz şükürden çok şikayet ediyoruz. Eşimizden çocuğumuzdan işimizden dostumuzdan hayatımızdan hastalığımızdan şikayet. Yağmur yağıyor şikayet ,hava sıcak olur şikayet soğuk olur yine bir şikayet. Şikayet ettiğimiz  nedenleri say say bitiremiyoruz. Her şeyden ve herkesten şikayetçiyiz, gardımızı almış savaşa hazır pozisyonda bekliyoruz. Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış bahane arar duru...
  • UBEYDULLAH-I AHRAR HZ.

    22 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    İnsanların i’tikâd, ibâdet ve ahlâk husûsunda doğruyu öğrenip yapmalarını sağlayan ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşturmak için rehberlik eden ve kendilerine “Silsile-i âliyye” denilen İslâm âlimlerinin onsekizincisidir. İsmi, Ubeydullah bin Mahmûd bin Şihâbüddîn’dir. 806 (m. 1403)’da Taşkend’de doğdu. 895 (m. 1490) senesinde Semerkand’da vefât etti. Babası, o zamanın büyük âlimlerinden evliyâ bir zât idi. Annesi ise Hazreti Ömer’in soyundandır. Ubeydüllah-i Ahrâr hazretleri doğduğunda, kırk gün annesini emmemiştir. Annesi nifasdan temizlend...
  • Karabağ’a adım adım yürüyorlar

    22 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Azerbaycan topraklarını işgal eden ve tarihi utanç vesikalarıyla dolu Ermenistan bugün Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin harp sahasında güçlü ve teknolojik üstünlüğünün altında ezildikçe çıldırıyor. Çıldırdıkça yine katilliğini gösterip Azerbaycanlı sivillere saldırıyor. Masun siviller evlerinde uykuda iken üzerlerine füzeler yağdırıyor, Gece uykuda iken sivil halkın evlerini başlarına yıkıyor. Can kardeşler çoluk çocuk kan kusan katil bir milletin attığı bombalarla şehit düşüyor. Ermenistan savaş suçu işliyor. Bir hayvanın ölümünden sokaklara ...