logo

KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL

NURTEN LÖKBAŞ

NURTEN LÖKBAŞ
nurten.lokbas@sonsaat.com.tr

Rusların 1556’da Astrahan Hanlığı’nı ortadan kaldırmasının ardından Kafkasya’nın işgal süreci başladı. Kuzey Kafkasya, Abhaz, Adige, Dağıstan, Çeçenistan, Oset ve İnguş halklarının yaşadığı bölgedir. Rusya’nın, sıcak denizlere açılma hayali ile bir çok savaşa sahne olmuş mazlum bir coğrafyadır.

Kafkasya dağlarında henüz çiçekler açmamıştır. Ruslar, dağ halklarını asimile ederek birbirinden koparıp ayırmıştır. Anaların göz yaşları sel olup akmakta, sabırlar tükenmekte, kurşunlar insanların üzerine yağmur gibi yağmaktadır.

Rus işgali altında inim inim inleyen bir coğrafya…

Takvimler 1797 yılını gösterirken, Kafkasya dağlarında  güneş, bir ulu çınarın müjdecisi olarak doğar. Gün gelir o ulu çınar öyle bir büyür ki, Kafkas halklarını İslam Şeriati altında birleştirip, toplumun dönüşmesini sağlar. İşte o ulu çınar Dağıstan Aslanı Şeyh Şamil’dir. Nam-ı diğer Kafkas Kartalı Şeyh Şamil.

At binen, kılıç kuşanan, iki metrelik boyuyla dayanıklı vücut yapısına sahip, gözü pek, cesur bir Kafkas Yiğidi !

Şeyh Şamil 30 yaşına kadar çeşitli hocalardan tefsir, hadis, fıkıh, tasavvuf, edebiyat, tarih ve fen bilimleri öğrenmiştir. Eğitimini tamamlayan Şeyh Şamil, Bağdat’tan Kafkasya’ya dönerek Müslüman Kafkasya halklarını, Ruslara karşı cihada davet eden Molla Muhammed’in sağ kolu olmuştur. Molla Muhammed, Ruslarla yapılan savaşta şehit düştükten sonra yerine Hamza Bey imam seçilmiş, ancak oda bir Cuma namazı çıkışında suikaste kurban gitmiştir. Hamza Bey’in şehadetinin ardından, Dağıstan mücahitleri Şeyh Şamil’ i  İmam seçmişlerdir.

Şeyh Şamil tek bir şartla imamlığı kabul etmiştir. O da kimse ölümden korkmayacak ve herkes  kendisine itaat edecektir.

Dağıstan Aslanı Şeyh Şamil başa geçer geçmez ilk işi Müslüman Dağıstan halkını şeriata riayet ettirmek olmuştur. Zira onun öncelikli amacı budur.

Tarih kitapları, Şeyh Şamil’in olağanüstü bir şahsiyet olduğundan bahseder. O kimilerine göre Kafkas Kartalı, kimilerine göre Kafkasya’yı Rusya’ya karşı ayağa kaldıran, çarlara baş eğmeyen bir mücahittir.

Tam 35 yıl Kafkasya’yı Ruslara zindan etmiştir. Rus General ve Çarlarına kök söktürmüştür. Planlarını başlarına yıkmıştır. Dağılmış halkları bir araya getirerek, Rusya İmparatorluğu’na büyük darbeler vurmuştur.

İşte bu nedenledir ki, esir düştüğü vakit Çar II. Aleksandr onu sarayın kapısında karşılamış ve sakalından öpmüştür. Hem de hayranlıkla.

Kendisine yapılan mal ve makam tekliflerini  “Allah’ın (cc) himayesini, Çarların efendiliğine feda etmemeye ahd eden özü sözü bir müslümanım” diyerek reddetmiştir.

1 ay boyunca Rus sarayında saygın bir esir olarak misafir edilirken, Çar ile aralarında geçen şu diyalog meşhurdur. Rus Çarı yemek yemek için Şeyh Şamil’ i karşısına alır. Şeyh Şamil’in iştahlı bir şekilde yemeğini yediğini görünce yanındakilere, korkarım bu adam bizide yiyecek der. Şeyh Şamil’ in cevabı muhteşemdir. “ Korkmayın! Ben Müslümanım! Bizim dinimizde domuz eti haramdır. “

Bir ayın sonunda Şeyh Şamil önemli esirlerin tutulduğu Kaluga’ya gönderilir. On yıl esaret hayatından sonra hac görevini ifa etme isteği kabul edilir.

İlk olarak İstanbul’a gelen Şeyh Şamil, dönemin Osmanlı Sultanı Abdülaziz tarafından Dolmabahçe Sarayı’ nın  denize bakan kapısında kollarını iki yana açarak karşılar. “Babam mezardan çıksaydı ancak bu kadar sevinirdim.” diyerek kendisini sarayda ağırlar. İstanbul halkı Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’in İstanbul’a geldiği haberini almıştır Kendisini görebilmek için sarayın kapısında toplanırlar.

Ancak kutsal topraklara bir an önce kavuşmak isteyen Şeyh Şamil,  Sultan Abdülaziz’e bunu bildirir.Bir müddet İstanbul’da kaldıktan sonra  Sultanın kendisine tahsis ettiği gemi ile Cidde Limanı’na gelir. Burada Mekke Emiri ve şehrin ileri gelenleri tarafından törenle karşılanan Şeyh Şamil, Mekke’de Şürefa dairesinde misafir edilir. Beytullah’ taki yüz bin hacı bu büyük halk kahramanını görmek için izdiham halindedir. Çözüm olarak Kabe’ nin çatısına çıkarılan Şeyh Şamil oradan kendisini görmek isteyen Müslümanlarla selamlaşır. Hac vazifesini yerine getirdikten sonra, Medine’ye gelir.

O Dağıstan Aslanı, O Kafkasya Kartalı, O kaplan bakışlı Şeyh Şamil, çok sevdiği Allah Rasulünün huzuruna büyük bir tevazu ile girer.

“Esselatu vesselamu aleyke Ya Rasulullah.

Esselatu vesselamu aleyke Ya Habiballah.

Esselatu vesselamu aleyke Ya Seyyidel evveline vel ahirin” diyerek göz yaşları içinde ziyaretini yapar.

Ne varki Şeyh Şamil hastalanarak yatağa düşmüştür. Son anlarında yanında, misafir olarak kaldığı dergahın şeyhi Ahmed er Rufai ve küçük oğlu Muhammed Kamil bulunmaktadır. Hayatının 35 yılını Kelime-i Tevhid için savaş meydanlarında geçiren Şeyh Şamil son nefesini Şehadet getirerek vermiştir.

Mescid-i Nebevi’de kılınan namazdan sonra Cennet-ül Baki Kabristanına defnedilmiştir.

Şeyh Şamil, 25 yıl süren Kafkas-Rus savaşındaki rolü, mücadelesi, şahsiyeti, devlet adamlığı ve komutanlığı  ile tarih sahnesinde yerini almıştır. Yaşadığı dönemde olduğu gibi, günümüzde de Müslümanlar için muhteşem bir örnektir.

Bugün Kafkasya’da anneler Şeyh Şamil’in destanlarıyla büyütür evlatlarını.

Onun marşlarıyla uyanır her gün, çiçeklerle süslü Kafkas dağları.

Fiemanillah.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MUHAMMED PARİSA HZ.

    23 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Evliyânın büyüklerinden. İsmi, Muhammed, lakabı Hâfız-ı Buhârî ve Pârisâ'dır. 1355 (H.756) senesindeBuhârâ'da doğdu. 1419 (H.822) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti. İlim öğrenmek için medrese tahsîline başlayıp, zamânının âlimlerinden ders alarak, hadîs ve fıkıh ilmini öğrendi. Bu ilimlerde yetişip âlim olduktan sonra, tasavvuf ilmini öğrenip, büyük bir velî olarak yetişti. Muhammed Pârisâ hazretlerinin tasavvufta hocası, evliyânın en büyüklerinden olan meşhûr İslâm âlimi Şâh-ı Nakşîbend Behâeddîn-i Buhârî'dir. Ona talebe olduktan so...
  • ŞÜKÜR ETMEK

    23 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Günümüz şartlarında konfor içinde yaşayan yediği önünde yemediği ardında olan biz insanlar ne kadar şükür ediyoruz? Etrafıma  bakıyorumda  hepimiz şükürden çok şikayet ediyoruz. Eşimizden çocuğumuzdan işimizden dostumuzdan hayatımızdan hastalığımızdan şikayet. Yağmur yağıyor şikayet ,hava sıcak olur şikayet soğuk olur yine bir şikayet. Şikayet ettiğimiz  nedenleri say say bitiremiyoruz. Her şeyden ve herkesten şikayetçiyiz, gardımızı almış savaşa hazır pozisyonda bekliyoruz. Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış bahane arar duru...
  • UBEYDULLAH-I AHRAR HZ.

    22 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    İnsanların i’tikâd, ibâdet ve ahlâk husûsunda doğruyu öğrenip yapmalarını sağlayan ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşturmak için rehberlik eden ve kendilerine “Silsile-i âliyye” denilen İslâm âlimlerinin onsekizincisidir. İsmi, Ubeydullah bin Mahmûd bin Şihâbüddîn’dir. 806 (m. 1403)’da Taşkend’de doğdu. 895 (m. 1490) senesinde Semerkand’da vefât etti. Babası, o zamanın büyük âlimlerinden evliyâ bir zât idi. Annesi ise Hazreti Ömer’in soyundandır. Ubeydüllah-i Ahrâr hazretleri doğduğunda, kırk gün annesini emmemiştir. Annesi nifasdan temizlend...
  • Karabağ’a adım adım yürüyorlar

    22 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Azerbaycan topraklarını işgal eden ve tarihi utanç vesikalarıyla dolu Ermenistan bugün Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin harp sahasında güçlü ve teknolojik üstünlüğünün altında ezildikçe çıldırıyor. Çıldırdıkça yine katilliğini gösterip Azerbaycanlı sivillere saldırıyor. Masun siviller evlerinde uykuda iken üzerlerine füzeler yağdırıyor, Gece uykuda iken sivil halkın evlerini başlarına yıkıyor. Can kardeşler çoluk çocuk kan kusan katil bir milletin attığı bombalarla şehit düşüyor. Ermenistan savaş suçu işliyor. Bir hayvanın ölümünden sokaklara ...