logo

Karabağ’a adım adım yürüyorlar

EMİRHAN HINISLIOĞLU

EMİRHAN HINISLIOĞLU
emirhan.hinislioglu@sonsaat.com.tr

Azerbaycan topraklarını işgal eden ve tarihi utanç vesikalarıyla dolu Ermenistan bugün Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin harp sahasında güçlü ve teknolojik üstünlüğünün altında ezildikçe çıldırıyor. Çıldırdıkça yine katilliğini gösterip Azerbaycanlı sivillere saldırıyor. Masun siviller evlerinde uykuda iken üzerlerine füzeler yağdırıyor, Gece uykuda iken sivil halkın evlerini başlarına yıkıyor. Can kardeşler çoluk çocuk kan kusan katil bir milletin attığı bombalarla şehit düşüyor. Ermenistan savaş suçu işliyor. Bir hayvanın ölümünden sokaklara dökülen batı medeniyeti (!) ülkeler, bu soykırım karşısında sus-pus kalıyor.

Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin harp sahasında ezici üstünlüğüyle hakkı olan topraklarını işgalden kurtarmak için haklı mücadelesini vermek için Karabağ’ın hürriyetini haykırıyor, Katil Ermenistan kuvvetleri kasıtlı olarak Azerbaycan’ın büyük nüfus merkezlerini ve kritik bölgelerini, şehirlerini baristik füzelerle vuruyor.

Azerbaycan silah yeteneklerini konuşturuyor, Ermenistan provokasyonlarıyla savaş suçu işlemeye devam ediyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev mertçe savaş meydanına davet ediyor, satılmış batının uşağı Ermenistan başbakanı Nikol Vovayi Paşinyan pustça kaçak dövüşüyor, Aliyev şimdiye kadar doğru bir tavırla gayet itidalli bir yaklaşım izliyor. Paşinyan dünya basınını arkasına alarak yalanlarla dolu asılsız iddialarla batıyı yanına çekmeye çalışıyor.

Azerbaycan tahrikçi zihniyetin tuzağına düşmüyor. Askeri ve teknoloji gücü ile yeterli imkânlara sahip olmasına rağmen bu tehdide kıstasa kıstas teorisini kullanmıyor. Sivil hedefleri içerecek şekilde misliyle karşılık vermiyor. Savaşı sahada sürdürmek istiyor. Paşinyan muhtemel ki, Ermeni siyasi-askeri elitlerinin Rusları çatışmaya çekebilmek amacıyla Azerbaycan’ı ve hatta Türkiye’yi kışkırtmalarının ardından sürüklemek istiyor.

Bu, tehlikeli bir oyun olduğunu baştan hisseden Türkiye ve Azerbaycan bu kabullenmez olayı uhulet ve sükûnetle izliyor. Savaş içi caydırıcılık hakkını yine o füzelerin atıldığı terör yuvalarına karşı doğru hamlelerle mislisiyle cevap veriyor. Bunun yanında, Türkiye ve Azerbaycan, Ermeni saldırılarını ciddi bir savaş suçu olarak belgeleyerek sunmak ve uluslararası siyasetin her köşesinde geniş çaplı bir bilgi harbini de başlatmak için belde ve bilgi arşivliyor. Ermenistan’ın taşıma suyuyla arkasında uşaklık yapan ülkelerin gönderdiği silahlarla ve paralı teröristlerle savaşın seyrini değiştirmek istiyor.

Aslında silah yetenekleri açısından Azerbaycan, Ermenistan’ın provokasyonuna misliyle karşılık verebilecek envanterindeki 200 kilometre menzilli Beyaz Rusya yapımı Polonez roketleri ve Ermenistan’ın kalbini vurabilecek İsrail yapımı LORA taktik-balistik füzeleri o bölgeyi yek ile ehsan edebilecek güce sahipken, Ermenilerle eşit şartlarda göğüs göğüse savaşmak istiyor. Ermeni tarafı çatışmayı çirkin bir şekilde tırmandırıyor çünkü teknoloji odaklı harbe karşı çaresizliklerini kendileri de çok iyi biliyor.

Batı, bugüne kadar Dağlık Karabağ’daki Ermeni işgaline karşı hukuki ve ahlaki bir kayıtsızlık gösterirken, Ermeni füze güçlerinin savaş sırasında ortaya koyduğu kabul edilemez katil ve bozuk sicilini belgelemek ve ifşa etmek adına kendine yakışan temiz sicilini korumaya çalışıyor.

Azerbaycan haklı yürüdüğü bu yolda akıl oyununu sergilerken, Ermenistan yönetimi aklını kaybetmişçesine sözde ‘Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin tanınmasını istiyor.

Dün Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev halkına seslenirken aslında tüm dünyaya seslendi. İlham Aliyev hiç kimsenin sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ni tanımadığına vurgu yaparak,“ Bunu yapan her hangi bir ülke Azerbaycan için dost ülke sayılamayacak. Bu ülkelerla olan tüm bağlarımızı keseceğimizi buradan ilan ediyorum. Ermeniler bugün statükoyu yeniden şekillendirmeye çalışıyorlar, statükoyu yok ettik ve bunu doğru zamanda doğru yerde yapıyoruz. 30 yıldır bekliyoruz bu süreçte dünya kamuoyunda alenen yaptığımız tüm görüşmeler sonuç vermedi. Bizi ve uluslararası arabulucuları aldattılar. 30 yıl boyunca Ermenistan yönetimi tırnak arası uydurma gücüyle övündü. Bugün Ermenistan ordusu nerede?  Azerbaycan ordusu kovalıyor onlar tanklarını, toplarını, araç gereçlerini bırakarak kaçıyorlar.”

Evet, Azerbaycan bu kutlu yolda Karabağ’a doğru ilerleyişini adım adım sürdürüyor.  Hergün yeni güzel haberler alıyoruz. Can Azerbaycan Ordusu dün 24 bölgede daha Azerbaycan bayraklarını dalgalandırmaya başladı. Fuzuli bölgesinde Dordçinar, Kürtler, Yukarı Abdurrahmanlı, Qarğabazar, Aşağı Veyselli, Yukarı Aybasanlı köyleri, Cebrayil ilçesinde Sarafşa, Hasanqaydı, Fuganli, İmambağı, Daş Veyselli, Ağtepe, Yarahmedli köyleri, Hocavend bölgesinde Ağcakend, Mülküdere, Daşbaşı, Güneşli, Vang köyleri. Zengilan bölgesinde Haval, Zarnalı, Memmedbeyli, Hakari, Şerifan, Muğanlı köyleri ve Zangilan şehrini işgalden kurtardı.

Rabbim Azerbaycan ordusunun yar ve yardımcıları olsun. Menzile varmaya az kaldı. İnşaAllah Azerbaycan’ın kanı canı Karabağ’ın semalarında Ayyıldızlı Azerbaycan bayrağı dalgalanırken, o yüksek tepelerde de 30 yıl sonra tekrar Ezan-ı Muhammediye sesleri yankılanacak.

Kalın sağlıcakla..

 

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ‘Ben’ Kalarak ‘Biz’ Olabilmek.İşte Bütün Mesele Bu!

    23 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Kadın erkek ilişkileri aynı bir terazi gibidir. Kantarın bir tarafında kendi benliğimizi kaybetmeden, diğer tarafında ‘biz’ olarak dengede kalabilmektir. Değerli Dostlar, Bir ilişkide, karşı cinsle bir yandan duygusal yakınlık kurmaya çalışırken, diğer yandan da bağımsız bir birey olma yolunda kararlı ve istekli bir şekilde yürüyebilmek, en ideal yollardan biridir. Ancak, son derece güçlü duygular yaşadığımız böyle bir ilişkide, bu duygulara ve karşı cinse teslim olmadan, hem kendi ‘ben’imizi koruyup, hem ‘biz’ olabilmek çok da kolay ...
  • YAHYA EFENDİ(2)

    23 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Yahyâ Efendinin sevdiklerinden Baba Tarak anlatır: “Balıkçı idim. Balık avlar, onunla geçinirdim. Bir seher vakti Yahyâ Efendi hazretlerinin dergâhına vardım. Beni gördükte; “Gel, teknen ile beni denizde bir gezdiriver. Allahü teâlânın kudretini düşünelim. Deryâyı bir güzel seyredelim.” buyurdu. Ben de; “Başüstüne efendim!” dedim. Hemen gidip kayığa bindik. Yahyâ Efendi hazretleri kayığa oturdu. Kıyıdan biraz ayrılınca, gönlümü bir üzüntü kapladı. Gam ile doldum. Zîrâ hanımım bana o gece fakirlikten yakınıp; “Evin ihtiyâcını karşılayamıyorsun. ...
  • BİRİNCİ KADEME BAKIM.

    22 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    2012’de yazdığım bu yazımı, COVID-19 nedeniyle yaşadığımız toplumsal travma ve alınması gereken önlemlere destek amaçlı olarak paylaşmak isterim. Kişisel bakım, şahsi bakım, koruyucu bakım, … vb adlarla bildiğimiz, hatta çok da sık rastladığımız bir bakım türüdür aslında. Askeri terminolojide daha net ayrılmıştır bakım kademeleri. Beşinci kademeye kadar uzar. “Bir kişinin kendisi, kullandığı silah, araç ve gereci için yapması gereken bakım” olarak tarif edilir birinci kademe bakım. Nasıl yapılacağı da talimnameler ve yönergelerde detaylı o...
  • YAHYA EFENDİ(1)

    22 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    İstanbul’da yetişen büyük velîlerden. İsmi Yahyâ, nisbeti Beşiktâşî’dir. Aslen Amasyalı olup Şamlı Ömer Efendinin oğludur. Yahyâ Efendi, İbn-i Ömer el-Arabî, Yahyâ bin Ömer Beşiktâşî ve Molla Şeyhzâde gibi isimlerle de tanınıp meşhûr olmuştur. 1494 (H.900) senesi Trabzon’da doğdu. 1569 (H.977) senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabr-i şerîfi, Beşiktaş ile Ortaköy arasında yaptırdığı ve kendi adıyla anılan câminin yanında olup, ziyâret mahallidir. Babası Şamlı Ömer Efendi uzun müddet Trabzon’da kâdılık yaptı. Yahyâ Efendi orada dünyâya geldi. ...