logo

BEYİN GÖÇÜ

DURMUŞ ÇELEN

DURMUŞ ÇELEN
durmus.celen@sonsaat.com.tr

Bir toplumun küresel çapta varlığını sürdürebilmesi için gereken koşulların başında bilgi üretimi gelir. Bu bilgiyi üretecek nitelikte kurumların var olması o ülkenin uluslararası sahada itibarını arttırır. Nitelikli bilgiyi üretip teknolojik açıdan geliştiremeyen, gelişmiş ülkelerden bilgi ve teknoloji ithal eden bir ülkenin bağımsızlığını sürdürebilmesi olası değildir. Bu bakımdan toplumda bilgi üreten nitelikli bireylere ihtiyaç vardır. Bu nitelikte bireylerin yurt içinde öğrenim görmesi ve yurtta öğrenim kalitesinin arttırılması elzemdir.

 

Her alanda yeterli eğitim almış insanlardan oluşan cemiyetler bilginin gücü sayesinde sosyo-ekonomik meselelerine çıkarlarını azami derecede koruyacak biçimde çözümler getirebilir. Ülke içinde yetişen nitelikli bireylerin ülke meseleleri ve hakikatleriyle bütünleşerek yapacakları çalışmaların ülke kalkınmasındaki tesiri kalıcı olacaktır. Bunu gerçekleştirebilmek için ise tahlilci ruh ve kabiliyetlere sahip şahısların yetişebileceği eğitim müesseselerinin önü açılmalıdır. Bu müesseseler sosyo-ekonomik ve endüstriyel problemlere çözüm getirerek küresel sahada itibar görecek bilgi ve teknolojileri ortaya çıkarabilecek kalifiyede bireyler yetiştirmelidir. Bu kurumlarda AR-GE merkezlerinin faal hale getirilebilmesi için özel bir efor harcanmalıdır.

 

Beyin göçü veren ülkeler arasında Türkiye ilk sıralarda bulunuyor. Türkiye, yetişmiş personellerini göç alan ülkelere yolluyor. Yurt dışına ihtisas için hâkimiyetiz şekilde öğrenci yollamanın, milli ve beynelmilel bağlamlarda negatif yanları vardır. Beyin göçü alan ülkelerin yüksek ihtisas ve araştırma müesseseleri, göç veren ülkelerden gelen talebeler sayesinde ayakta durabiliyor.

 

Beyin göçü alan ülkeler, yabancı öğrencilerden aldıkları kayıt ücretleriyle kendi araştırma kuruluşlarında laboratuvar ve araştırma sahalarını geliştiriyor.

Beyin göçü veren ülkelerden göç alan ülkelere her öğrenci için senelik 30.000 dolarlık bir kaynak aktarılıyor. Bu perspektiften bakıldığında, beyin göçü veren ülkelerin göç alan ülkelere tabir yerindeyse ekonomik destekte bulunduğu ifade edilebilir.

 

Sonuç olarak; Beyin göçü alan ülkeler, yüksek ihtisasın finansal tarafını gözeterek öğrencileri ticari bir meta olarak görüyor. Göç alan ülkeler kendi kültür ve ananelerini bu öğrenciler aracılığıyla göç veren ülkelere ihraç edebiliyor. İdeolojik ve kültürel endoktrinasyona maruz kalan öğrenciler bir manada asimile oluyor. Göç veren ülkeler eğitim ve araştırma alanlarındaki kalifikasyonuna bakmaksızın göç alan ülkelerin her türlü eğitim ve araştırma kurumlarına öğrenci gönderiyor. Göç alan ülkelerin en niteliksiz kurumlarında yapılan yüksek ihtisas çalışmaları bile göç veren ülkelerde bir ayrıcalık yaratıyor. Bu da birçok öğrencinin tüm olanaklarını kullanarak göç alan ülkenin herhangi bir kurumuna gitmesine neden oluyor. Tüm bunlar göz önünde bulundurularak Türkiye’nin birçok ülkeden beyin göçü alabilecek bir bilimsel cazibe merkezi haline getirilmesi önem arz ediyor.

Türkiye bu konunun üzerinde hassasiyetle durarak hem az önce bahsedilen negatif etkilerden sıyrılmalı hem de göç alan ülkelerle rekabet edebilmek için gereken bilgi ve teknolojiyi üretmelidir. Türkiye mevcut şartlarda dahi Orta Doğu, Afrika, Güney Asya ve Orta Asya’dan öğrenci çekebilecek pozisyondadır.

 

Türkiye’nin dünyanın dört bir yanından iyi yetişmiş beyinleri çekebilecek potansiyeli vardır. Ancak ortamı buna hazır hale getirmek için sağlıklı bir toplumun olması şarttır. Sağlıklı bir toplum için ise özgür düşünce ortaya konulmalıdır. Özgür düşünce olursa, düşüncelerin mukayesesi, analiz ve sentezlerle filtrasyon yapılır; ortaya yeni ortak düşünce çıkar. Ortak olmayan alanlar azalır. Özgür düşünce ortamının oluşturulması, karanlıkları aydınlığa çıkaracak bilimsel ve teknolojik çalışmaların yanında toplumsal maneviyatı da güçlendirir. Sevgi, saygı ve hoşgörü kültürünün yerleşmesine imkan tanır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BİREYSEL MOTİVASYON KİTABINIZ-İŞ PLANINIZ.

    30 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Hayata olan bağlılığımız, işimize, ailemize, arkadaşlarımıza, kariyerimize ve geleceğimize yönelik stratejilerimiz ve hedeflerimize ulaşmada almamız gereken kararlar ile motivasyon gücümüzü belirlemek için kendi kitabınızı yazmada kolaylık sağlayacak sorular aşağıdadır. Bu soruların ortaya çıkmasında ve yazıma yaptığım alıntıların bir kısmında internet üzerinden bana ulaşan muhtelif yazıların katkıları vardır. İster işadamı, ister kamu görevlisi veya hayata yeni başlayan genç bir kişi olalım, yönetmeye talip olduğumuz kurum, kuruluş ve şirke...
  • Dünyanın Hazinesi Yellen’e teslim

    30 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Dünya dönmeye devam ettiği gibi değişmeye de devam ediyor ABD'nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden, kabinesinin ilk isimlerini açıklamaya başlanmasyla birlikte  ABD Merkez Bankası'nın (Fed) eski başkanı Janet Yellen, yeni kabinede hazine bakanlığı kesinlikle kazandı gibi. Bu atamanın resmileşmesiyle  Yellen, bakanlığının 231 yıllık tarihinde bu göreve gelen ilk kadın olacak. Tecrübeli bir ekonomist ve  istihdam piyasası konusunda uzman olan Yellen, 2014'te de Fed'in ilk kadın başkanı olmuştu. 74 yaşındaki Yellen'ın  gelmesiyle  bakanlı...
  • ANNELİKTEN ÖĞRETMENLİĞE

    29 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Pandemi süresince çocukların okullarına gidememeleri ve ailelerinin kontrolünde internetten eğitim almaları genellikle tüm anneleri kendi çocuklarının öğretmeni yaptı. Başta aksamalar olmasına rağmen artık ailelerde bu sisteme alıştılar. Bir öğretmen olarak bu işe olumlu yönden bakıyorum. Öncelikle aileler öğretmenlerin çocukları eğitmek için ne büyük bir çaba gösterdiklerini anlamış olduklarını umuyorum. Bazı velilerin ilkokula giden çocuklarını okula gönderdiklerinde hiç eğitim kaygısı taşımadıklarına şahit oluyorduk. Onlar için okul...
  • DÖRT SİGARAYA DÖRT KİBRİT

    29 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Bugün tasarruf etmenin  öneminden dilimiz döndüğünce, aklımız yettiğince ,bahsedeceğim. Hep söyleriz tasarruf  yap savurma gelecek te tüyü bitmemiş  insanlara  lazım olur deriz. Ama hiçbirimizde bu konuda  yeterli tedbir göremeyiz.İmkanımız varsa kendimizi bu işten muaf tutarız.Benim İmkanım var kazancımda iyi, kimseye muhtaç değilim, kimin yoksa onlar yapsınlar  der  geçeriz. Yaşadığımız Dünya’da ihiyacımız  olan hava ,su,gıda evde kullandığımız doğalgaz, elektrik,sağlık malzemesi, giyim kuşam malzemesi hepimizin, gelecek nesillerimizin  or...