logo

ÜLKEMİZDEKİ MEDYA MAYMUNLARI!

BÜLENT SARIDİKEN

BÜLENT SARIDİKEN
bulent.saridiken@sonsaat.com.tr

Medyayı dünyanın en hızlı ve en geniş iletişim ağlarının genel adı olarak ifade etsek, herhalde yanlış bir şey söylemiş olmayız. Diğer bir ifade ile medya; yığınlarla iletişimi sağlayan radyo, televizyon, gazete ve dergiler gibi basın yayın organlarının tümünü kapsayan ortak ad, kitle iletişim araçları, basın yayın diyebiliriz.

Bu anlamda medya, tamamen bilgilendirme, eğlendirme, mesaj verme, toplumu yönetme ve yönlendirme faaliyetlerinin de yapıldığı çok önemli bir iletişim aracıdır. Ülkemizde de bu anlamda medya çok geniş bir saha içerisinde kullanılmaktadır. Özellikle toplumun bilgi ve haber alma, aynı zamanda eğlenme ihtiyaçlarının karşılandığı geniş bir mecrayı da ifade eder.

Batı Avrupa, Amerika ve dünyanın diğer önemli ülkeleri, kendilerine ait mesajları yine televizyon ve diğer görsel yayın organları üzerinden verirler.

Özellikle Yahudi sermayesinin elinde bulunan ve sinema alanında faaliyet gösteren Walt Disney Picture Gruoup‘un başında bir Yahudi olduğunu bilmeyen yok (Joe Roth). Hatta bu bünyenin içine Touchstone Pictures, Hollywood Pictures, Caravan Pictures gibi şirketler de dahil. Disney grubunun ayrıca Weinstein kardeşler tarafından idare edilen Miramax Films de var.

Bu etkin yapımcı firmaların tek amacı, Yahudiliğe ve Yahudilere hizmet etmek, her zaman ve mekânda onlara ait algıları subliminal olarak beyinlere yerleştirmektir.

Bu sayede Yahudiliğin dünya genelinde sempatisinin oluşması ve dünya ülkelerinin yine Yahudilere hizmet eder hale gelmesi sağlanmaktadır.

Ne yazık ki, bizim gibi Müslüman ülkeler de bu algıların tuzaklarında bir bir eriyerek kendi benliklerimizi, kültürümüzü, örf adetlerimizi kaybeder olduk. Batı da ve Amerika’da görülmeyen rezillikler bizde görünür hale geldi.

Ülkemizdeki medya kuruluşlarının denetimini yapan RTÜK ne yazık ki, bu konuda yetersiz hareket etmekte. Bu sayede, Yahudi, ülkemizde istediği ürünü ekip biçip pazarlayabilmekte. Kendi ülkesinde bile bu kadar rahat edemez.

Burada RTÜK’ün vebali çok büyüktür. Bu konuda bir sert yapılanma içerisine girmezse bu toplumun vebalini ödeyemezler.

Ülkemizde yayınlanan dizi ve kadın programları resmen toplumun manevi yapısını dinamitlemeye yöneliktir. Bu kadar da rezillik olmaz.

Evlendirme dairelerinin işlerini televizyonlar yerine getiriyor. Adli ve idari makamlarının yargılamaları yine televizyonlar üzerinden halledilir durumda.

Devletin sanki emniyet, adalet ve sosyal birimlerini görevlerini yerine getiremiyor ya da yetersizmiş gibi hareket ederek aslında bir nevi kamu kurumu gibi çalışıyorlar. Böyle bir rezillik böyle bir aşağılama dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur.

Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi hükümetini bu kadar aşağılayarak aciz durumda bırakan bir medya sektörü yoktur. Bu aslında ‘’sen hükümet olarak, gerekli görevlerini yerine getiremiyorsun, bizde senin yerine bu görevi yapıyoruz’’ demeye çalışıyorlar. RTÜK’te oturduğu yerden izleye dursun.

Başkaları bizi dizayn ederken bizim medya kurumları da onlara bu konuda yardımcı olmaya devam etsinler.

Ülke ve ümmetin kurtuluşunu Türkiye’den bekleyenlere verecek bir cevabımızda kalmayacaktır.

Bu yayın ve yapımların ne İslam ile ne de insanlık ile bir alakası var. Allah sonumuzu hayır eylesin. Siz siz olun bu tür yapımları izleyerek onların ekmeklerine yağ sürmeyin. Yoksa bu vebale ortak olursunuz, benden söylemesi.

Selam ve dua ile…

 

 

 

Share

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • FİLLER TEPİŞİRKEN ETRAFINA BAKAR

    28 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Türkiye zor bir süreçten geçiyor;Rus’tan vazgeçsen olmuyor,ABD’den vazgeçsen olmuyor,AB’den uzaklaşsan yine olmuyor. İngiltere’yi hiçe sayamazsın,İsrael’den vazgeçemezsin… Popülist politika iç dinamiği sağlamakta yararlı olabilir belki ancak dış politikanın gerçekleri farklıdır.İçerde İsrael düşmanlığını pompalayıp seçim kazanabilirsin ama seçimden sonra stratejik anlaşmalarını da yaparsın. Halk buna çok dikkat etmez , o liderine bakar.Devlet ise dengelere ve eksen kaymalarına göre hesap yapar. Aslında Türkiye’nin ekseni kaymamış,ka...
  • İMAM NABLÜSİ

    28 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Meşhur Osmanlı âlimlerindendir. İsmi, Abdülganî bin İsmâil bin Abdülganî en-Nablüsî ed-Dımeşkî‘dir. 1640 (H.1050) senesinde Şam’da doğdu. 1731 (H.1143) senesinde Şam’da vefât etti. Kabri Şamda’dır. Abdülganî Nablüsî’nin annesi ona hâmile iken, babası İsmâil binAbdülganî İstanbul’a gitmişti. O zaman, Şam’da bulunan evliyâdan Şeyh Mahmûd adında bir zât, İsmâil bin Abdülganî’nin hanımına bir dirhem gümüş hediye gönderip, bir erkek çocuğu olacağını müjdeledi ve; “Bu çocuğun ismini Abdülganî koysun. Çünkü o, Allahü teâlânın ihsânına ve iltifâtına...
  • NEDEN HUZURSUZUZ?

    27 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Günümüz şartlarında  evlerimiz konforlu ama ruhumuz konforsuz. Rahat , ferah bir yaşantı içinde çoğu insanın huzuru yok herkesin ruhu kafese sıkışmış çırpınmakta. Her gün bir sonra ki günün tekrarı gibi. Monoton bir hayat tarzını benimseyen biz hiç mutlu olamıyoruz. Mutsuzluk ve huzursuzluk had safhada olduğu için kimsenin kimseye tahammülü kalmadı.  Herkes karşısında ki insana saldırmak için küçük bir hamle bekler durumda. Evlerimiz geniş kalplerimiz dar. Misafirleri evimize insanları kalplerimize sığdıramıyoruz. O kadar benc...
  • BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ

    27 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    Son devirde yetişen âlim ve velîlerden. Milâdî 1876 (H.1293) da Bitlis’in Hizan kazasına bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde dünyâya gelmiştir. Babasının adı Mirzâ, anasının adı Nûriye’dir. Çocukluk yıllarını, dokuz yaşına kadar,anne ve babasının yanında geçiren Said Nursî, keskin zekâsı, hârikulâde hâfızası ve üstün kâbiliyetleriyle çok küçük yaşlardan itibaren dikkatleri üzerinde toplamıştır. Normal şartlarda yıllarca süren klasik medrese eğitimini kısa bir zamanda tamamlamıştır. Gençlik yıllarını alabildiğine hareketli tahsil hayatı il...