17 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 19.962.632 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 04:43
İstanbul 14°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
ADEM ÖZKÜÇÜK

ADEM ÖZKÜÇÜK

12 Nisan 2021 Pazartesi

Adaletin Ölümü

3

BEĞENDİM

ABONE OL

Kaf dağının ardında yemyeşil bir vadinin kenarında küçük ve şirin bir kasabada yaşayan bir kızdı Adalet. Altın sarısı saçları, deniz mavisi gözleriyle perileri kıskandıracak güzellikteydi. Kır çiçeklerinin ortasında uçsuz bucaksız yeşil denizin ortasında çiçeklerin en güzeliydi.

Çiçek tarlalarında gezerken hafif hafif esen meltemin  saçlarını taradığı bir gün ormanda gezen avcının dikkatini çekti. Elinde çiftesi, belinde fişekten kemeri, kirli sakalı ve ceberrut bir yüzü vardı avcının. Kelebekler gibi özgür ve narin Adaletin letafeti başını döndürdü. Avcı, kızı görür görmez ona sahip olmak istedi.

Ormandan aşağıya vadinin ağzına kadar indi. Mısır tarlasının içinde sıska vücudunu fark etmek imkansızdı. Adalet, mısır tarlasının yanında gölgelenmek, bir yandan da kendisine kırlarda topladığı papatyalardan taç yapmak istemişti. Avcı  hain planını devreye soktu ve arkadan usulca yaklaştı, birden zavallı kızın ağzını kapadı ve sakın sesini çıkarma öldürürüm seni dedi. Zavallı kız korkudan eli ayağı titredi ve sesi boğazına düğümlendi.

Yüzü o kadar korkunçtu ki Adalet, korkudan hiçbir şey yapamadı. Onun hayvani isteklerine karşı koyamadı. Avcı, pis bedeniyle Adaletin ırzına geçti.

Altın sarısı saçları kıymet bilmez sarrafın elinde darmadağın olan mücevher gibi harap olmuştu. Üstü başı perişan halde mısır dallarına yaslanıp usulca ağlamaya başladı.

Avcı, hiç pişmanlık belirtisi göstermeden sigarasını yaktı ve derin bir nefes aldı. Merak etme seni bu halde bırakmayacağım, evimin kadını yapacağım dedi pis pis sırıtarak. Sanki o hale getiren kendisi değilmiş gibi.

Adalet, eve geldiğinde utana sıkıla durumu annesine anlattı. Annesi de babasına… Ana baba gariban insanlardı. Küçücük bir kasabada yaşıyorlardı. Olayın duyulmasını istemediler önce. Ancak Adaletin ısrarı üzerine  karakola gidip şikayetçi oldular. Avcı, çok zengin, çevrede iyi tanınan, itibarlı (!) birisiydi. Karakola gittiğinde ayakta bekletilen Adalet ve ailesinin aksine ayakta karşılanmış hatta içeride kahve ısmarlanmıştı kendisine.

Adalet, o an ters bir şeyler olduğunu anlamıştı. Adalet denen şeyin mağdurun, mazlumun hakkını zalime karşı kimliğine bakmadan korumak olduğunu en büyük gücün adaletin keskin kılıcı ve şaşmaz terazisi olduğunu öğrenmişti oysa. Zaten babası adil bir insan olsun, kendi uğradığı haksızlıklara bir sitem ve geleceğe dair bir umut olsun diye koymuştu adını. Gel gör ki hayatının baharında bir genç adaletsizliğin nelere yol açabileceğini çok acı şekilde tecrübe edecekti…

…Az sonra komutan babasını çağırdı odasına. Komutan, kızın durumunun kasabada duyulmasının aile için hiç iyi olmayacağından bu sebeple olayı duyulmadan örtbas edilmesini telkin etti. Aile kasaba halkının ne kadar dedikoducu ve ahlaksız olduğunu biliyordu. Kimse avcıyı suçlamayacaktı. Herkes dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek it yanaşmaz diyecekti. Bu da yetmez gibi kızın namusuna göz dikecek bir sürü köpek dadanacaktı. Zavallı adam mecburen kızıyla avcının evlenmesi şartıyla şikayetten vazgeçti. Zavallı Adalet de gariban ana babasının bu zengin ve kaba adamla mücadele edecek gücü olmadığını anlamış ve durumu kabullenmek zorunda kalmıştı.

Avcı, kızın babasına başlık parası olarak büyük bir arazi ve çil çil altınlar vermiş, komutanı da görmeyi ihmal etmemişti. Karşılığında da Adaleti satın almıştı. Zavallı kız celladına aşık olmasa da mecburen boyun eğmişti kaderine.

O gün anlamıştı gariban için adalet diye bir şey olmadığını. Adaletin, güçlülerin malını ve canını korumak için işleyen bir çark olduğunu ve zavallı insanların bu çarkların dişlileri altında ezildiğini.

Artık Adalet, ruhunu meltemlerin saçlarını taradığı genç ve güzel kız değildi. Ruhunu hoyrat rüzgara teslim etmiş, bedenini zalim avcının esiri etmiş gözleri bağlı bir zavallıdan ibaretti. Adalet ölmüştü aslında…

Bu masum peri kızının ölümüne sebep olan aslında zalim Avcı değildi. Onu öldüren aslında adaletin bozuk terazisi ve ahalinin ahlaksızlığıydı.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.